NÜKLEER REKÂBET TIRMANACAK
Cem GÜRDENİZ
ABD Kongre Araştırma Merkezi’nin (CRS) 10 Temmuz 2026 tarihli raporu, Kongre üyelerine ABD’nin genişletilmiş nükleer caydırıcılık politikasının mevcut durumu ve geleceğine ilişkin önemli bir değerlendirme sunuyor.
Rapordan öne çıkan başlıklar şöyle.
- 2026 Ulusal Savunma Stratejisi, müttefiklerin kendi konvansiyonel savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesini öngörüyor. ABD güvenlik yükünü paylaşmak istiyor.
- Buna karşılık Washington nükleer caydırıcılığı zayıflatmıyor. Avrupa ve Hint-Pasifik’te bölgesel nükleer kabiliyetlerini hızla güçlendiriyor.
- NATO’nun gelecekteki nükleer görev mimarisinde F-35 ana platform haline gelirken, W76-2 düşük güçlü savaş başlıklı Trident füzeleri ve nükleer denizden atılan seyir füzesi (SLCM-N) programı öne çıkıyor.
- STRATCOM Komutanının ifadesiyle ABD, “Ek bölgesel nükleer kabiliyetlerin geliştirilmesini ve konuşlandırılmasını hızlandırıyor.”
- İngiltere-Fransa nükleer iş birliği 2025 anlaşması ile derinleşirken, Fransa Avrupa ölçeğinde yeni bir nükleer caydırıcılık yaklaşımı geliştiriyor.
- Rapor, ABD’nin güvenlik taahhüdüne duyulan güven zayıflarsa bazı müttefiklerin kendi nükleer seçeneklerini tartışabileceği uyarısını da yapıyor.
Kanaatimce Kongre Araştırma Merkezine bu raporu hazırlatan üç temel gelişme var.
Birincisi, Trump yönetiminin müttefikleri kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk almaya zorlayan yeni stratejik yaklaşımıdır. ABD, küresel güvenlik yükünü azaltırken bunu daha güçlü bölgesel nükleer caydırıcılıkla telafi etmeye çalışıyor.
İkincisi,Ukrayna-Rusya Savaşı’nın geldiği kritik aşamadır. Taktik nükle silah kullanımının artık yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkması, Soğuk Savaş sonrası dönemin en tehlikeli nükleer konjonktürünü yaratmıştır.
Üçüncüsü, nükleer güç İsrail’in giderek artan saldırganlığı ile İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinin Batı Asyada dengeleri temelden sarsmasıdır. Böyle bir ortamda Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin kendi nükleer seçeneklerine yöneliş ihtimali güçlenmektedir. Bu kapsamda Raporun müttefik ve ortakların Amerikan “nükleer şemsiyesi” talep edebileceğini özellikle vurgulaması, Kongrenin bu ihtimali artık ciddi bir endişe olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Sonuç olarak ABD’nin özellikle Avrupa’daki bölgesel nükleer kabiliyetlerini artırma iradesi, Rusya’nın buna vereceği karşılık ve karar sürelerinin giderek kısalması ile en önemlisi nükleer denizaltılardan atılan seyir füzesi (SLCM-N) programı kontrol dışı tırmanma ve yanlış hesaplama riskini ciddi biçimde artırabilir.
Önümüzdeki dönemde kamuoyunun çok fazla fark etmediği, ancak Avrupa ve Avrasya güvenlik mimarisini derinden etkileyecek yeni bir nükleer rekabet sürecine giriliyor.
Rapor:
https://crsreports.congress.gov
Kaynak:










