AKP’NİN İNSANÎ YAŞAM ANLAYIŞI, BARUTA EKMEK KARIŞTIRIYOR
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Baruta ekmek karışıyor ve AKP bunu ısrarla yapmaya devam ediyor.
Öğretmenler dertlerini dile getirmek için eylem yapıyor.
Sadece öğretmenler değil, onlara destek olmak için analar-babalar da eyleme katılmakta.
Bu insanlar, hak aramak için bile olsa, eylemi, devlete karşı gelmek olarak algılardı. Kendi gençlik dönemlerinde polis eylem yapan birilerini dağıtmak için copladığında, kafa-göz yardığında, biber gazı sıktığında, genellikle tepki, “devlete karşı gelinir mi, oh oluyor teröristlere” cinsinden şeyler olurdu.
Ama AKP zulmü o kadar ileri noktalara getirdi ki, şimdi hemen her gün, bir yerlerde eylem ve polisle karşı karşıya gelen kalabalıkların haberine şahit oluyoruz. Yangının satha çıkması bastırılıyor ama derinlerdeki şiddeti gittikçe artmakta.
Eylemci profili de öyle sol-laik seküler hayat tarzını yansıtan görüntülerden ibaret değil. Gayet mütedeyyin, muhafazakâr, mantolu, örtülü, gariban Anadolu insanı…
Köylerde, şehirlerde hep eylemdeler…
Onlar hakkını istiyor, AKP de hakkını isteyen Anadolu ahalisinin üzerine polisini, jandarmasını sürüyor.
Polis copu, jandarma dipçiği ile Anadolu ahalisi kontrol edilmeye, susturulmaya, bastırılmaya çalışılmakta.
Tabiî sadece bu da değil, devletlûlar açıklama yapmak zorunda da kalıyor kimi zaman. Yapılan açıklamalar güyâ eylemcilere hak verir şekilde ama esasında soygun düzenini korumaya dair.
Meselâ, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ellerindeki verilere göre, özel okullarda çalışan öğretmenlerin ortalama 40 bin lira civarında ücret aldıklarını belirterek, “Eğer asgari ücretin altında ya da insanî olmayan koşullarda çalıştırılan arkadaşımız varsa bana başvursun. Ben hemen o okulla ilgili soruşturma açayım” diyor…
Demek öğretmenler için kırk bin lira ücreti insanî olarak görüyor…
Baruta ekmek karışıyor ve AKP bunu ısrarla yapmaya devam ediyor.
İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…
İnsan, insanî olanla yaşar.
Yoksa…
Bu baruta ekmeği karıştıran da sizsiniz…
Not: Üstad Necip Fazıl, “Barutuna ekmek karışan ihtilâl mutlaka patlar!” der…










