BRICS’İN 20. YILDÖNÜMÜNDE OYBİRLİĞİYLE KABÛL EDİLEN YENİ DELHİ ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

Bildiri, 140 maddeden ibaret olup değinmedik konu bırakmayacak şekilde çok geniş çaplı hazırlanmış.

Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.

Özellikle ABD’nin tek taraflı fevri davranışlarına karşı bir tutum ortaya konulmaya çalışıldığı görülmekte.

ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran BRICS ülkelerinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı:

“Gümrük vergilerinin ve gümrük dışı önlemlerin ayrım gözetmeksizin artırılması veya çevresel hedefler kılıfı altında korumacılık gibi DTÖ kurallarıyla tutarsız olan ticareti kısıtlayıcı eylemlerin yaygınlaşması, küresel ticareti daha da azaltma, küresel tedarik zincirlerini bozma ve uluslararası ekonomik ve ticari faaliyetlere belirsizlik getirme tehdidi oluşturuyor. Bu durum mevcut ekonomik eşitsizlikleri daha da kötüleştirebilir ve küresel ekonomik kalkınma beklentilerini olumsuz etkileyebilir. Ticareti bozan ve DTÖ kurallarıyla tutarsız olan tek taraflı gümrük vergisi ve gümrük dışı önlemlerin artışı konusunda ciddi endişelerimizi dile getiriyoruz…”

“Uluslararası hukuka aykırı tek taraflı zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını kınıyor ve bu tür önlemlerin, özellikle tek taraflı ekonomik yaptırımlar ve ikincil yaptırımlar şeklinde, hedef alınan devletlerin genel nüfusunun kalkınma, sağlık ve gıda güvenliği hakları da dahil insan hakları üzerinde geniş kapsamlı olumsuz etkileri olduğunu, yoksulları ve savunmasız durumdaki insanları orantısız etkilediğini, dijital uçurumu derinleştirdiğini ve çevresel sorunları daha da kötüleştirdiğini yineliyoruz. Uluslararası hukuku ve BM Şartı’nın ilkelerini ve amaçlarını baltalayan bu tür hukuka aykırı önlemlerin ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. BM Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilmemiş yaptırımlar dahil uluslararası hukuka ve BM Şartı’na aykırı tek taraflı zorlayıcı önlemlere karşı olduğumuzu yeniden teyit ediyoruz.”

İran’a saldırı:

“Ortadoğu/Batı Asya’da gerilimin tırmanmaya devam etmesinden derin endişeyi duyuyoruz. İlgili ulusal tutumlarımızı hatırlatarak, azami itidal gösterilmesi ve durumu daha da tırmandırabilecek eylemlerden kaçınılması çağrısında bulunuyoruz.”

“Devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi dahil BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine bir bütün olarak ve bunların birbirleriyle bağlantılılığı gözetilerek riayet edilmesi suretiyle, sivillerin ve sivil altyapının korunmasının sağlanması çağrısında bulunuyoruz.”

“Bölgede kalıcı barış, güvenlik, istikrara katkı sağlayacak uzun vadeli mutabakata ulaşılması yönünde diyalog ve diplomasi yoluyla çabaların artırılmasını teşvik ediyoruz. Geçerli uluslararası hukuk uyarınca küresel ticaretin, tedarik zincirlerinin ve enerji akışının kesintisiz sürdürülmesi için birlikte çalışma gereğini vurguluyoruz.”

“Uluslararası hukuku ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) ilgili kararlarını ihlal ederek, sivil altyapıya ve UAEK’nin tam güvenceli denetimi altındaki barışçı nükleer tesislere kasıtlı saldırılardan ciddi endişe duyuyoruz. Silâhlı çatışmalar dahil her koşulda, insanları ve çevreyi zarardan korumak amacıyla, nükleer koruma önlemleri, nükleer güvenlik, nükleer nizâm esasları her şeyden üstün tutulmalı.”

Bildiride Gazze, Batı Şeria, Kudüs, Lübnan’dan Küba başta olmak üzere Latin Amerika ve Afrika’ya kadar saldırı altındaki bölgelerde uluslararası hukuk kurallarına uyulması, BM kararlarının uygulanması talep edildi.

Filistin, Lübnan ve Suriye mesajları

Gazze konusunda ateşkesin korunması ve insanî yardımların engelsiz biçimde ulaştırılması çağrısı yapılan bildiride, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine ve Gazze’nin toprak ve nüfus yapısının değiştirilmesine karşı çıkıldı.

Bildiride ayrıca Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına destek verilerek, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırları temelinde kurulacak bağımsız bir Filistin devletine destek yinelendi.

Lübnan konusunda İsrail’e, güçlerini Lübnan topraklarından çekme, ateşkese ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararına uyma çağrısı yapıldı.

Suriye başlığında ise ülkenin egemenliğine saygı gösterilmesi ve Suriyelilerin öncülüğünde kapsayıcı bir siyasî süreç yürütülmesi istendi.

“Yabancı terörist savaşçıların” Suriye’nin ve bölgenin güvenliği ile istikrarına yönelik oluşturduğu tehlikeye dikkat çekilen bildiride, İsrail’e gönderme olarak değerlendirilen bir ifadeyle yabancı işgâl güçlerinin ülkeden çekilmesi çağrısında bulunuldu.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin