“SARI YELEKLİLER” KİMDİR?

Fransa’da 2018 yılında başlayan ve kısa sürede ülkenin en büyük toplumsal protesto hareketlerinden birine dönüşen “Sarı Yelekliler”, yeniden sokaklara çıktı.

17 Ekim Cumartesi günü düzenlenen gösterilerde “Sarı Yelekliler” öğrenciler, sendikalar ve başka protestocu gruplarla bir araya gelerek hayat pahalılığını, artan akaryakıt fiyatlarını ve kamu hizmetlerindeki sorunları protesto etti.

Reuters’ın haberine göre, ülke çapındaki gösterilerde hayat pahalılığı ve Fransa’nın toplumsal modeline ilişkin hoşnutsuzluk öne çıktı. Peki, adını fosforlu sarı yeleklerden alan bu hareket kimlerden oluşuyor? Talepleri neler ve neden yeniden gündemde?

“Sarı Yelekliler” hareketi, 2018 sonbaharında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin akaryakıt vergilerini artırma planına karşı başladı. Özellikle otomobile bağımlı yaşayan, işe gitmek için uzun mesafeler katetmek zorunda olan ve gelirinin önemli bölümünü yakıta harcayan kesimler karara tepki gösterdi.

Fransa’da sürücülerin araçlarında bulundurması gereken fosforlu sarı yelekler, kısa sürede protestoların sembolüne dönüştü. Hareketin Fransızca adı da buradan geliyor: “Gilets jaunes”, yani “Sarı Yelekliler.”

İlk gösteriler 17 Kasım 2018’de düzenlendi. Binlerce kişi yolları kapattı, kavşaklarda ve döner kavşaklarda toplandı, akaryakıt depoları ve dağıtım noktalarının çevresinde eylemler yaptı. İnternet üzerinden yayılan çağrılar, geleneksel siyasi örgütlerin ve sendikaların dışında geniş bir katılımın önünü açtı. Fransa Ulusal Görsel-İşitsel Enstitüsü INA’nın hareketin başlangıcına ilişkin incelemesinde de sosyal medyanın bu hızlı yayılmadaki rolüne dikkat çekiliyor.

“Sarı Yelekliler” tek bir meslek grubundan ya da toplumsal kesimden oluşmuyordu. Aralarında işçiler, küçük esnaf, şoförler, emekliler, serbest çalışanlar, düşük ve orta gelirli aileler bulunuyordu. Özellikle büyük kentlerin dışında, küçük şehirlerde ve kırsal bölgelerde yaşayanlar hareketin önemli bir bölümünü oluşturdu.

Bu kesimlerin ortak noktası, ekonomik kararların günlük yaşam üzerindeki etkisini giderek daha ağır hissetmeleriydi. Toplu taşıma seçeneklerinin sınırlı olduğu yerlerde otomobil bir tercih değil, zorunluluktu. Akaryakıt fiyatlarındaki artış da bu nedenle yalnızca bir vergi meselesi olarak görülmedi.

Hareket, zamanla daha geniş bir itirazın ifadesine dönüştü. Vergi sisteminin adaletsiz olduğu düşüncesi, gelir eşitsizliği, düşük ücretler, emekli aylıkları ve Macron yönetiminin ekonomi politikalarına yönelik eleştiriler öne çıktı.

Macron’a tepki

“Sarı Yelekliler”in tepkisinin hedefinde yalnızca akaryakıt vergisi yoktu. Protestocuların bir bölümü, Macron yönetiminin varlıklı kesimlere daha yakın durduğunu, çalışanların ve düşük gelirli ailelerin sorunlarını yeterince dikkate almadığını savunuyordu.

Hareketin sembolik taleplerinden biri, halkın ekonomik kararlar üzerinde daha fazla söz sahibi olmasıydı. Bazı protestocular referandum yoluyla yurttaşların siyasi karar alma süreçlerine daha doğrudan katılmasını istedi. Vergilerin yeniden düzenlenmesi, asgari ücretin yükseltilmesi ve sosyal yardımların artırılması da öne çıkan talepler arasındaydı.

Ancak hareketin herkes tarafından kabul edilen ortak bir programı yoktu. Hareketin merkezî bir lideri, tek bir sözcüsü ya da bütün grupları bağlayan bir siyasi çizgisi bulunmuyordu. Bu özellik, hareketin kısa sürede yayılmasına yardımcı olurken taleplerin ortak bir siyasi programa dönüştürülmesini de zorlaştırdı.

Kaynak: Medya Günlüğü

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin