AV. GÜVEN YILMAZ “İSYAN” DAVASINI DEĞERLENDİRDİ: 1998 YILINDAKİ HUKUKSUZLUK, 2016’DA TEKERRÜR EDİYOR

AV. GÜVEN YILMAZ “İSYAN” DAVASINI DEĞERLENDİRDİ: 1998 YILINDAKİ HUKUKSUZLUK, 2016’DA TEKERRÜR EDİYOR

 

Av. GÜVEN YILMAZ “İSYAN” DAVASINI DEĞERLENDİRDİ

Röportaj – 2. Bölüm

“1998 YILINDAKİ HUKUKSUZLUK, 2016’DA TEKERRÜR EDİYOR”

(…)

Av. GÜVEN YILMAZ: Bir diğer önemli husus da hatırlarsınız gazetelerde boy boy “cezaevini cephanelik haline çevirmişler” başlığı altında sergilenen fotoğraflar… İlk günden beri tüm sanıklar bu silahların kendilerine ait olmadıklarını savunmuşlardır ki, yeniden yargılama aşamasında talebimiz üzerine Mahkeme tarafından yazılan yazıya  “05 Aralık 1999 ila 25 Ocak 2000 tarihleri arasında Metris Cezaevi’nde yapılan rutin kontrollerde koğuşlarda mahkumlara ait yasa dışı bir malzeme bulunmadığı” şeklinde cezaevi idaresinden verilen cevabi yazı ile de sanıkların bu konudaki beyanlarının da doğruluğu teyid edilmiştir.

Sonuç olarak Yeniden Yargılama aşamasında, ilk yargılamada ele alınmayan ve incelenmeyen özellikle operasyon görüntüleri ve devlet yetkililerin beyanları ile ortada bir isyan değil, operasyon olduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Keza o günkü şartlarda Okan İşgör’ün beyanlarına itibar edilerek tanzim edilen iddianame ve sonrasında verilen karar, bugün aynı kişinin verdiği beyanlarla çökmüş olmasına rağmen itibar edilmemesi de izah edilmesi zor bir çelişkidir.

Mahkumiyet kararı sonrası Yeniden Yargılama aşamasında elde edilen tüm bu delillere rağmen yukarıda belirtmiş olduğum ilk “Yeniden Yargılama” kararı sonrası olumsuz mütalaa veren Savcı’nın mahkeme sürecindeki tavırları sonrası yine müvekkiller aleyhine mütalaa vermiş olması şahsen beni şaşırtmadı. Ancak ben her şeye rağmen Mahkeme Heyetinin bu delilleri göz ardı etmeyeceğini ve geç de olsa adil bir karar vereceğini düşünüyordum. Benim için asıl hayal kırıklığı bu idi. Gerekçeli kararında toplanan bu delillere bakış açısını da merak ediyorum.

Neticede ortada “doğru”, “yanlış” bir mahkeme kararı var ve biz elbette bunu temyiz edeceğiz. Savunmalarımızda ifade ettiğimiz hususların Yargıtay inceleme aşamasında dikkate alınacağına ve müvekkiller lehine kararın bozulacağına inanıyorum.

 

ADIMLAR: Anladığımız kadarıyla iddianame bir “isyan davası” olarak hazırlanmış ve bu çerçevede önceki yargılamadan cezalar verilmiş. Fakat mahkemedeki ısrarlı beyanlarınızla da ifâde ettiğiniz üzere, ortada bir operasyon söz konusu. Bunu Mahkeme Heyeti göremiyor mu, görmüyor mu?

Av. Güven YILMAZ: Tabii ki bu dava sonuçları itibariyle hem “bir dönemin yargılandığı” bir dava olması hem de ana davalarında ceza alıp da infazları henüz tamamlanmamış bazı sanıkların şartla tahliye hükümlerinin kaldırılması sonucu ortalama 5-10 yıl da fazla yatmalarına yol açmasına sebebiyet vermesi açısından da önem taşımaktadır.

 

ADIMLAR: Yine sizin vekilliğini yaptığınız Sayın Salih Mirzabeyoğlu’nun 16 yıl boyunca tutuklu kaldığı ana davasından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden çıkan bir “beraat” kararı var. Bu kararın, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını etkilemesi gerekmez miydi?

Av. Güven YILMAZ: Evet. Yeniden Yargılama taleplerin reddi sonucu yukarıda dile getirdiğimiz toplam 40 ay hapis cezası alanların arasında Salih Mirzabeyoğlu da var. Burada geç gelen adaletin nelere yol açtığını göreceğimiz bir misal de var. Kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere Salih Mirzabeyoğlu yargılandığı ve idam cezası aldığı ve sonrasında ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen, 17 sene bir hücrede tek başına kalmasına sebep olan davada Yeniden Yargılama talebinin kabul edilmesi ile yapılan yargılama sonunda beraat etti. 28 Aralık 1998 senesinde, şimdi beraat ettiği dava nedeniyle haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanıp cezaevine atılmıştı. Kendisi ve avukatları ilk günden beri bu yanlışlığı dile getirdilerse de bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Ve üstelik 5 Aralık 1999 ve 25 Ocak 2000 tarihlerinde yapılan operasyonlarda ölüm ile burun buruna kaldı… Ancak ne yazık ki haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğu bir dönem için hesap vermesi gereken devlet iken, hesap vermek bir yana, bir de “cezaevine karşı ayaklandığı ve yangın çıkardığı” gerekçesiyle kendisine verilen 40 aylık hapis cezası bugün de geçerli sayıldı… Siz haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklamasaydınız Salih Mirzabeyoğlu o gün cezaevinde mi olacaktı? Peki bunun hesabını kim verecek?.. 1998 senesinde yapılan bir hukuksuzluk, hukukun normalleştiği iddia edilen 2016 yılında bir başka şekilde tekerrür etmiş olmuyor mu? Bunu “her olayı ayrı değerlendirmek ve yargılamak lazım” şeklinde şark kurnazlığı ile açıklamaya çalışmak da kanaatimce hukuka karşı yapılan ayrı bir ihanettir…

 

ADIMLAR: İlginçtir, tam da söz konusu hukuksuz kararların açıklandığı günün akşamında, AKP’li Galip Ensarioğlu’nun katıldığı bir televizyon programında “Yargı bizde” şeklinde açıklamaları oldu… Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı’nın kararı açıklayışı sırasında size hitâben “Ankara’dakiler bir görsün” şeklindeki sözleri Yargıtay’ı mı, Hükümet yetkililerini mi kastetmekte sizce?

Av. Güven YILMAZ: Galip Ensarioğlu’nun “Yargı bizde” şeklindeki açıklamalarını kamuoyunun takdirine bırakarak politik bir cevap vermiş olayım. Eğer bundan kasdı “yargı içindeki farklı yapılanmaları temizledik” şeklinde ise, bence bundan bu kadar emin olmasın… Hukukun normalleştiğini kastediyorsa, konuştuğumuz bu davanın sonucuna bakarak şimdilik bunun da sözkonusu olmadığını söylemek mümkün…

Mahkeme başkanı ile yaşadığımız diyaloğa gelince, “Ankara’dakiler de bir değerlendirsinler” şeklindeki beyanlarda kastedilen Yargıtay’ın incelemesidir.  Her ne kadar hukuk öteden beri bir maşa olarak kullanılagelmiş ise de, bir hukukçu olarak aksini düşünmem mümkün değil…

Ben her şeye rağmen Mahkeme Heyeti’nin ellerini vicdanlarına koyarak ama delilleri yanlış değerlendirerek bu kararı verdiklerini, buna rağmen temyiz aşamasında da olsa müvekkiller lehine bu kararın bozulacağına ve adaletin geç de olsa tecelli edeceğine inanıyorum.

 

Röportaj: Aydın KALKAN / ADIMLAR Dergisi

 

Röportajın ilk bölümünü okumak için: 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: