GALATÂT -4- “DEVLET-İ EBED MÜDDET”

GALATÂT -4-  “DEVLET-İ EBED MÜDDET”

Cem Küçük: “Hükümete her türlü meşru yolla muhalefetinizi yapın. Bu sonuna kadar hakkınız ama devlet ebed ve müddettir.”

Lütfu ve keremi için teşekkürlerimizi beyan ettikten sonra deriz ki;

Biliyorum siz de bıktınız, ben de bıktım bu muhafazakâr cühela güruhunun zırvalarından… Kim kaç kere “Bunlar Osmanlı’yı da bilmez, Osmanlıcayı da” dedim, sayamadım.

Bir ara bunlara “organik aydın” demiştik. Cümle âlemin huzurunda hidrokarbonlardan da aydınlardan da özür dilerim. Ne organikler, ne de aydın… Düpedüz cahil, düpedüz soytarı…

İsimler mekânlar önemli değil; foseptik çukuruna daldır elini, ilk denk geleni analiz et, her biri yekdiğerine mümessil numune…

“Devlet ebed ve müddettir” ne demek, lillah birisi izah etsin, ne olur! Devlet malum, ebed sonsuzluk, müddet süre… Sıkı durun birleştiriyoruz: “Devlet sonsuzluk ve süredir!”

Fiat lux! Cümle Fransız varoluşçuları ile tekmil Alman idealistleri bir araya gelse içinden çıkamaz, öyle derin cümle… Fazla düşünmeyin derim, insana varoluşunu sorgulatır, yollarda bellerde yitersiniz, dev u perî şeytan gibi maazallah…

Osmanlı’nın kendi devleti için kullandığı mutantan unvanlardan biridir “devlet-i ebed müddet”… Sonsuza kadar sürecek devlet anlamında… Roma’nın “civitas aeterna”sından mülhem…

Bütün büyük imparatorlukların kendisine has sistemleri olmakla beraber birbirine geçen usulleri de vardır. Esasında bu sadece devletlerarası bir şey de değil, medeniyet denilen “tek dişi bile düşmemiş canavar” da öncekilerin kazanımlarının üzerine bina edilir. Eğer böyle olmasaydı, parayı basan medeniyeti satın alırdı. Hâlbuki üretebildiği en karmaşık ürün (yarı-yerli) bisiklet olan bir toplumun savaş uçağı üretememesindeki âmil sebep para değildir ve olamaz. Bu âmil sebep, “ezidîlerin bir hıristiyan mezhebi olduğunu fark edip binlerce yıllık oyunu bozan” bilge kral tarafından “üst akıl” diye anılarak bugün bütün ipliği pazara çıkarılmış bulunan ve özellikle kuzey (yani soğuk) bölgelerde yaşayan bir hayvan türüdür. Aç-tok fark etmez, günde üç öğün “hamaset” zerk edilmek suretiyle şifa bulunulacağı umulur.

Sayın Küçük’e de dikkat ettim, düşmanlığında iğrençliğe varan bir tip… Her tarafından vıcık vıcık hamaset akıyor. Mübarek, tam donanımlı bir “üst akıl savar”… Bu kadar iğrenç olunca da işkillendim elbet, çünkü gereksiz keskinlik her zaman bir şeyleri örtüyordur, bilge krallardan da bilirim. Ufak bir araştırma yaptım ki, bingo! 2007’ye kadar Timaş’ta imiş, onu örtecek… Yüzüne öyle bir ifade konduruyor ki herif, “Timaş diye bir yayınevi var, 2009’a kadar Fethullahçıların elinde olduğu biliniyor, sen hayırdır?” denilse, “Evet duyuyoruz o yayınevini” diyecek.

Neyse evladım, Osmanlı goygoyu yapacaksın madem, bari bir-iki tamlamayı adam akıllı öğren de seni ciddiye alalım.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: