“BATI İLE KARŞI KARŞIYA GELECEĞİZ”

NATO’ya (Kuzey Atlantik Terör Örgütü) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi dün TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edilmesi üzerine tepkiler dinmiyor.

12 mehmetçiğin ABD kara gücü tarafından bu kararın çıkarılması için tehdit unsuru olarak katledilmesi ortadayken, komisyonda AKP, MHP ve CHP’li üyelerin oylarıyla geçen teklif aleyhine sadece İP ve SP’nin red oyu kullandığını da kayıtlara geçirelim.

Böylece Amerika’nın tehdidine siyaset boyun eğerken, Amerika’nın mehmetçikleri öldürtmesindeki maksat hasıl olduktan sonra bombalamalar ve birkaç bölücünün öldürülmüş olmasıyla işin vehameti örtülmeye çalışılıyor.

Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet esastır. Askerî hamlenin karşılığı askerî olduğu gibi, siyasetinki de siyasî olur. Evet, mehmetçik askerî olarak cephede kendisine gösterilen hedefleri vuruyor ama esas olarak bu saldırının siyasî hedefine matuf İsveç’in NATO’ya alınmasına evet mi denecek?

İsveç’in Kur’ân yakılmasıne verdiği destek bir yana, sırf dökülen mehmetçik kanları bile gösteriyor ki, İsveç’in NATO’ya katılıma evet demek, düşmana verilecek destekten başka bir şey değil.

Emekli Amerallerimizden Cem Gürdeniz’in, x sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı itirazı aşağıda aktarırken sayın Gürdeniz’e küçük br itiraz olarak belirtelim ki, NATO bizim rakibimiz değil, düşmanımızdır. Kimi fikirleri tartışılması gerekiyor olsa da, millî cephe stratejisi çerçevesinde Sayın Gürdeniz’in paylaşımını aynen aktarıyoruz:

“TBMM Dışişleri Komisyonu İsveç’in NATO üyeliğini kabul etti. Eminim Washington Stockholm ve Brüksel’de bayram vardır. Biraz gerçekçi olalım. NATO jeopolitiği Türk jeopolitiğinin rakibidir. Zira kurucusu ve kuklacısı ABD’dir. NATO denize çıkışı olan Kürdistan’ı ister. KKTC’den nefret eder. Karadeniz’de Montrö karşısında ABD ve AB deniz güçleri ile sürekli varlık göstermek ister. Ege ve Doğu Akdeniz’de her zaman Yunanistan’ın yanındadır. Üyelerinin yüzde 90’ı Gazze’de katliam yapan İsrail’in en büyük destekçilerindendir.

Daha yeni toprağa verdiğimiz 12 şehidimize neden olan PKK sürecinin tüm silâh ve finans destekçileri NATO üyesidir. Türkiye’ye mülteci akınında en büyük nedenler olan Irak, Suriye, Libya ve Afganistan’daki vahşi parçalama ve müdahalelerde NATO’nun başat rolü ve desteği vardır. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kafası kopartılırken NATO’dan tek bir açıklama gelmemiştir. Aksine Türk ordusunun Atatürk damarı yok edilirken mutlu ve gelecekten umutlu olmuşlardır.

NATO’daki veto gücümüzü milli çıkarımız için bugüne dek bir kez dahi kullanmadık. Şimdi de başta F16 ve Eurofighter tedariği için veto gücümüzü kullanmıyoruz. Yarın milli davamız için batı ile mutlaka karşı karşıya geleceğiz. O gün geldiğinde uygulanacak ambargo ve yaptırımları hayal bile edemezsiniz. Gazze mitinginde hilafet çağrısı, Meclis’te güneydoğu Anadolu’da Kürtlere özerklik ve Abdullah Öcalan’a af çağrıları yapıldığı bir ortamda iktidar ve muhalefet ile komisyonun ortak İsveç kararı hiç de şaşırtmadı. 2024 çok ama çok zor geçecek.”

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin