TEMEL YANLIŞLARIMIZ

Adnan DEMİR

Bu gün yaşadığımız buhranı anlamak ve buna sebep olan hatalarımızı farketmek için biraz düşünce egzersizi yapalım;

1) Ülkeyi yöneten veya muhalefet eden siyasetçilerimizin ve siyasetimizin temel yanlışları:

Kuruluşundan bu güne, Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasetçilerin en büyük yanlışı, şahıslarını “devlet” diye pazarlamak olmuştur. Oysa devletin bir jeopolitiği olsa ve devlet ortak hedefler ve idealler etrafında şekillenmiş bir müesses yapı olsaydı kimse kendini bundan üstün göremez ve her yaptığı işin hesabını bu ölçü içinde izâh etmek ve kararlarını bu ideale uydurmak mecburiyetinde kalırdı. Ne iktidar edenin ne de muhalefetin kendisini nispet edeceği bir vahidi kıyas olmayınca her haltı yiyebileceğini ve hesap vermek zorunda olmadığını düşünen ve gerçekten yapanın yanına kâr kaldığı bir bataklık oluştu.

2) Topluma yön veren, halkı etkileyen kanaat önderleri, medya, sanat camiası ve benzerlerinin yanlışları ise saymakla bitmez lâkin en önemli olanlarına bir göz atalım: Toplumun dinini öğrenmesine katkı iddiasıyla ortaya çıkan yapılar, adeta bu toplumun dinden uzaklaşması için özellikle faaliyetlerine izin verilen fitne fesat yuvaları gibi çalışıyor. İnsanlık tarihi boyunca rastlanmamış ahlâksız bir ortamda, sanki İslâm ahlâkı ve ahkâmı varmış ve hakimmiş gibi davranmak ahmaklık değilse hainliktir.

3) Kemalizm adı altında her türden din düşmanlığını kendinde hak gören ve bizzat düzen tarafından korunan ve kollanan bir zümre var ki, ne olduklarını kendileri bilmedikleri gibi bunu izâh etme mecburiyetleri olduğundan da gafiller.

4) En önemli şıklardan birisi de, kendi fikrine “tapmanın” ortaya çıkardığı durum… Puta tapmanın ne olduğuna dair en ufak bir fikri olmayan bu zümre deva kabul etmez cinsten olarak en kötülerdendir.

5) Diğer bütün şıklarda tarif edebileceğimiz sahte aydın tipidir. Bu tip gerçek aydın adaylarının ve aydınların önündeki en büyük engeldir. Bu tipe neredeyse her yerde rastlamak mümkündür ama en çok da üniversite dediğimiz kurumlar ve çevresinde görürsünüz bu tipi ve televizyonların baş köşelerinde… Yaptıkları tek şey Batı’dan apardıkları içi boş kavramlarla caka satmaktan ibarettir. Ağzından çıkanı kulağı duymaz bu tipler varlığını kültür vasatımıza borçludur.

6) Şimdi tarif edeceğimiz tip ise asker kökenli uzman diye pazarlanan hamaset kumkuması tipler; “İnsanın savaşabilmesi için önce barışı ve barışın şartlarını bilmesi lâzım” temel doğrusundan habersizdirler. Savaşmanın da barışın tesisi için bir aşama olduğundan gafildirler. Ve dövüşebilmenin de şartları vardır ve önce inanmak gerekir. Ne için dövüştüğünü bilmeyen kişi zalimdir.

En nihayet hastanın deva bulmasının ilk şartı hastalığını kabul etmesidir denmiş. Biz kendi hâlimize bakıp önce durumumuzu kabul edeceğiz ki, çare arayabilelim.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin