ZULME DİN KİSVESİ
Yavuz USTA
Lâkabı Humeyni…
– “Vakti geçirtmeden öğlen namazını kılalım!” demişti…
Hayatımın en tatsız, kasvetli, bunaltıcı namazını onun imamlığıyla, müezzinliğini yapma zorunda kaldığım 3 kişilik cemaatle arazide kılmıştık…
İlâhîler yazıp söyleyen, esmer tenli, sakallı bu genç adamı, özellikle tarlaların meydan yerlerinde namaz kılarken sıkça görürdüm ve köylülerinin ona ‘Humeyni’ lâkabı takmasını, onun dindarlığına olan hasetlerine yorumlardım…
Fakat anlatılanları dinledikçe, lâkabının hakikati dindarlığından değil merhametsizliğindenmiş… Köylülerin tarla mahsüllerine musallat olması bir yana, onu esas meşhur eden ise yavruları olan dişi köpeği, bostana girip kirletti diye av tüfeği ile öldürüp, yavrularının boyunlarını bıçakla kesip hepsini çuvala doldurması ve arazisinin dışına atmasıymış… Tepki gösterenlere verdiği cevap:
– “Yavrular açlıktan ölse daha mı iyiydi? Veballerini ben çekerdim, onları açlıktan kurtardım!”
Köylülerde Humeyni algısı nasıl merhametsizliğin sembol diline dönüştürüldü bilemiyorum, lâkin kimilerinin, cahilliklerinin farkında olmadan dindar imajlarının korunması adına, zalimliklerine -şeytanî zekâlarının kıvrımlarında- nasıl akıl ve vicdan yakan cevazlar verdirebileceklerini görebiliyorum…










