İNANÇSIZLIĞIN FARKLI YÜZLERİ
Yavuz USTA
Arşivlerde vardır o söyleşi, ocak reisliğini yapmış olduğum lise öğrenim yıllarımın sonlarında izlemiştim… Muhabirin, “neden sol değil de sağ kesimin çizgisini benimsediniz?” sorusuna Ozan Arif ilginç cevap vermişti:
– O dönem kont pantalon giyip, marlboro sigara içen gençlerin emekçi haklarına dair devrimci söylemleri bana inandırıcı gelmiyordu…
“Ne kadar’da sığ şuur!” demiştim kendi kendime… ‘Sözün hakikatidir söyleyene değerini, itibârını verdirten; söylenen sözü itibarlı kıldırtan, kişinin şekli şemali, statüsü, hatta ilmi dahi değildir’ inancına sahiptim, hâlâ o inançta devam etmekteyim…
68 kuşağının ABD’nin 6. Filo’suna tepki gösteren devrimci Komünist gençliğinin “bağımsız Türkiye!” sloganlarına, zamanın İslâmcı ve Ülkücü yazar çizerleri de inanmamış olmalılar ki 6. Filo’nun lehine finoluklar yapılıp ABD 6. Filo mürettabatına zift, boya ve yumurtalarla tepki gösteren Komünist Türkiyeli gençlere; İslâmcı, Ülkücü, Milliyetçi, Muhafazakâr Türkiyeli gençler teşkilâtlandırılıp saldırtılmış…
Onlar, kendilerinden farklı oluşumlar içinde, inançlı ve vatanperver olabilecek insanların var olabileceklerine inanmıyorlardı, ilginç olan kendilerine de inanmıyorlardı…
68 kuşaklarından o dönemlerde 6. Filo’ya tepki gösteren komünistlere tepkisel yazılar yazmış İslâmcı yazar Mehmet Şevket Eygi’nin uzun zaman sonra bir söyleşi-konuşması veya yazısındaki sözlerini hatırlıyorum:
– “Günümüzün tarikat ve cemaatleri bu ülkeye şeriat gelsin istemezler, bilirler ki şeriat kanunları gelirse ilk kendi varlıkları tehlikeye girecektir…” Merak edenler arşivlerden araştırabilirler..
Kumandanın bir sözü bu mevzuya projektör tutuyor:
– “O; küfründe senin inançlılık iddiandan daha fazla tutarlıydı.” Kumandan’ın bu mealdeki sözü de kitaplarını okuyanlara malûmdur…
Bu tutarlılık mevzu mühim mesele; şahsiyet, ruh, aksiyon ve akıl ve mantık kavramlarının mânâlarıyla işin erbapları tarafından incelenmesi lâzım; yoksa, bırakın devrimci Komünistlerin emperyalistleri yuhalarken neden kendi topraklarının insanları tarafından katledilmelerini anlamayı, ibneliklerine daha çok özgürlük için dişe diş, hakaretlere karşı daha fazla hakaretlerle karşılık vererek aksiyonlar sergileyen ibnelere tepki gösteren tekbircilerin ise, polisin, “dağılın ulan!” sözünü duyar duymaz, takkelerini cebe, ayaklarını ise geri vitese neden takma ihtiyacı hissettiklerinin izâhlarını…
-Onlar ibneydi, cesaretlilerdi, direnmişler; bunlar erkektiler, korkup kaçmışlar… Paradoks mantık ile açıklanabilir de…
Veya, “onlar, toplum nazarında sapkın, hafif insan profilli ibneler de olsa, kimliklerinin vatandaşlık haklarına daha özel haklar isteyebilecek derecede kararlı şahsiyetlere erişerek teşkilâtlanabilmişler, bu teşkilâtlanabilme güçleriyle inanç ve direniş ruhuna dair tutarlı aksiyon duruşlar dahi sergileyebilmişler” izâhı da mümkündür…
Bunlara tepki maksatlı, teşkilâtlı şekilde onlar gibi sokağa çıkanlar ise, mantık olarak onların zıttı ketegorilerinde anlamlarını bulmaları… bu düşünce de mantıklı…
Kafayı yakan mesele; dün 6. Filo’yu taşlayan devrimci erkek ve kadınlara karşı teskilatlanmış maneviyatçıların karşısına bu günlerde ibnelerin rakip olarak çıkartılması veya onların kendilerine rakip olarak onları seçmeleri… İlginç ilahî cilvelerden midir nedir?.. Gösterdikleri tepki, tavır, duruş, tasvirleri ile rakipleri kadar tepkilerinin de evrimlere uğramaları?.. Düşündürücü?..
1968 yıllarında lgbt dernekleri yokmuş. Türkiye’deki ilk LGBT örgütü Lambdaistanbul 1993’te, İstanbul’da kurulmuş. Aynı yıl ILGA (Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği) üyesi olmuş.
İbnelik kavramına, sadece cinsiyet tercihi ile izâh yapılabilen sığ düşünce ile hüküm verilebileceğine inanmıyorum, erkeklikten kadınlığa veya tersi transfer olanların ibneliğine odaklanmadan, erkek veya kadın kimliklerine rağmen ibnelik yapanların toplumalarına verdikleri zarar paylarına dikkat edilmesi kanaatindeyim…
3. cinsiyetin kimlikleri ve topluma dair sosyolojik zarar – fayda tespitleri diğerlerinden daha kolaydır…










