LAVROV VE FİDAN’IN BMGK FİLİSTİN KONUŞMALARI
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Filistin konulu toplantısında yapmış oldukları konuşmaları, aralarında kıyaslama yapabilmeye kolaylık sağlaması bakımından bir arada sunuyoruz:
FİDAN’IN BM KONUŞMASI
“Uluslararası toplumun Gazze ve Batı Şeria’da akan kanı durdurmakta hala aciz kaldığını maalesef görüyoruz. Gazze bir açık hava hapishanesiydi. Şimdi ise İsrail Başbakanı’nın siyasi bekasını uzatmak amacıyla askeri operasyonlar düzenleyerek sivilleri katlettiği bir savaş alanına döndü. Halihazırda yaşanan savaşın İsrail’in güvenliğini sağlamak amacı güttüğüne, İsrail’in meşru müdafaa hakkı olduğuna dair iddialar, inandırıcı olmaktan çok uzaktır. Üstelik, bu iddiaları ortaya atanlar, Filistin’in güvenliğinden ya da meşru müdafaa hakkından ise hiçbir şekilde bahsetmiyorlar.
Gazze ve Batı Şeria’daki tablo, güvenliğe ve meşru müdafaa hakkına en çok kimin ihtiyacı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İsrail ciddi savaş suçları işlemektedir. Uluslararası hukuka ve kurallara dayalı düzene olan inancın yeniden tesis edilmesini istiyorsak, sorumlular hesap vermelidir. İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarının soykırım seviyesine ulaşmış olabileceği yönündeki haberlerden ciddi endişe duyuyoruz.
Çatışmanın coğrafi olarak tırmanmasının önlenmesi de üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konuydu. Türkiye, olası bir yayılmanın riskleri konusunda müteaddit defa uyarılarda bulundu. Dün risk dediğimiz, bugün artık gerçek oldu. Kızıldeniz, Yemen, Lübnan, Irak, Suriye, İran ve Pakistan’daki son hadiseler çok endişe vericidir. Bu tırmanışın, kimsenin kolay kolay kaçamayacağı jeostratejik bir girdaba dönüşme potansiyeli bulunmaktadır.
İsrail ve destekçilerini, hâlâ başarma imkânımız varken diplomatik çözümü aramaya davet ediyorum. Gazze ve ötesinde devam eden savaş, ne barış ne de teslimiyet getirebilir. Bu savaşı durdurmak için tarihi bir sorumluluğumuz bulunmaktadır.
BM Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği korumakta birçok kere olduğu gibi başarısız olmaktadır. Derhal ve kalıcı ateşkes, iki tarafın da tüm esirleri serbest bırakması ve Gazze’ye sürekli insani yardım akışının sağlanması, barışa giden yolda olmazsa olmazlardır. Bunun için, İsrail’in barış ve güvenliğin tüm gereklerini yerine getirmesi gerekiyor. Bu dirençli ulusun onuru, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik çabamızı gerçekleştirmek için birleşik bir Filistin liderliğine ihtiyacımız bulunmaktadır.
Gazze’nin geleceği sadece ve sadece Filistinlilerin elindedir. Savaş sonrasına ilişkin yanıt bulmamız gereken tek soru; 1967 sınırları temelinde, iki devletli çözüm üzerinde adil ve kalıcı bir barışı nasıl güvence altına alabileceğimizdir. Bu konudaki çabalarımızın odak noktası, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması olmalıdır. Bu amaçla, İsrailliler ile Filistinliler arasında barışı sağlayacak ve denetleyecek bir garantörlük mekanizmasının kurulması yönündeki çağrımızı yinelemek istiyorum.
Uluslararası toplumun çoğu üyesi ateşkesin, insani yardımın ve iki devletli çözümün aciliyeti konusunda hemfikir. Ancak İsrail’in bunu hayata geçirmesini sağlayacak etkili bir mekanizma yok. Gazze’deki mevcut durumun devam etmesi, uluslararası sistemin temel ilkelerini ve ahlaki değerlerini daha da sarsacaktır. Bu nedenle, insanlığın geleceği için elzem olan olan bu değerlerin erozyonunu durdurmak için bir an önce harekete geçmeliyiz.”
LAVROV’UN KONUŞMASI
Sadece büyük siyaset aklı değil, evrensel ahlâk da bizden Filistin’de ateşkesi sağlama ve insanların acılarını durdurmak için acil önlemler almamızı talep ediyor. Aynı şekilde Ortadoğu’nun diğer bölgelerindeki durumun daha da istikrarsızlaşmasını önlemek için de adımlar atılması gerekiyor. Şu ana kadar konseyimiz, bu vahim tehdide gerekli yanıtı veremedi. Nedeni, ABD’nin, işgâl altındaki topraklarda akan kanı durdurmaya yönelik tüm girişimleri engelleyen tutumunda yatıyor. Amerikan diplomasisinin becerikliliği de şaşırtıyor. ABD, ya ateşkes kararlarını veto ediyor ya da Gazze’deki çatışmaların yoğunluğunun azaltılması çağrısında bulunuyor. Bu, Filistinlilere yönelik uygulanan toplu cezalandırmanın sürdürülmesine izin veriyor. Washington’un Filistinlilerin toplu olarak cezalandırılmasına tam onay verdiği açık.
Filistin halkının sağlam iradesine ihtiyaç var. Onlarca yıldır devletini kurma şansından mahrum bırakılan Filistinliler, sonunda bu sorunun çözülmesini hak etti. Bunun temel koşulu Filistin milletinin birliği. Filistinli kardeşlerimizin stratejik bilgelik göstererek ulus inşasını engelleyen tüm konjonktürel anlayışları ve yıkıcı iç çekişmeleri terk edeceklerine inanıyoruz. Onların, gelecekte nasıl bir devlete sahip olacaklarına ve bu devletin kimin tarafından ne şekilde yönetileceğine kendileri karar vermeli. Sanırım, Batılı meslektaşlarımız buna demokrasi diyorlar.
Bugün bazı delegasyonlar Kiev’deki Nazi rejimine karşı düzenlenen özel askerî operasyonla ilgili olarak Rusya’ya yöneltilen suçlamaları ezberlenmiş bir senaryoda tekrarlama imkânı buldu. Ancak tıpkı 2015 yılında Konsey tarafından oybirliğiyle onaylanan Minsk anlaşmalarının gömüldüğü gibi, BM’nin Filistin devletinin kurulmasına ilişkin kararının gömülmesine izin vermeyeceğiz. (*)
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu ve Avrasya’nın diğer bölgelerindeki askerî varlığı, uluslararası güvenlik için kabul edilemez yeni riskler yaratıyor. BMGK’nin onayı olmadan Washington ve Londra’nın öncülüğünde Yemen’e yönelik gerçekleştirilen haksız saldırıyı kesinlikle kınıyoruz. Anglosaksonların eylemleri uluslararası barış için doğrudan tehdit oluşturuyor, dünya düzenini baltalıyor.
Gazze’de, kadın ve çocuk dahil 30 bine yakın sivil öldü. Gazze’nin kuzeyi neredeyse tamamen yıkıldı ve yaşanmaz hale geldi. Gazze nüfusunun yüzde 80’i, ülke içinde yerinden edilenleri kapsıyor. Bu, sonu gözükmeyen gerçek bir insanlık trajedisi.
Filistin’de ateşkesin sağlanması ve Filistin halkının çektiği acının dindirilmesi için gerekli önlemlerin acilen alınması gerekiyor. Aynı şekilde Orta Doğu’nun diğer bölgelerindeki durumun istikrarsızlaşmasını önlemek için de adımların atılması gerekiyor.
Lavrov konuşmasında, Filistinlileri zorla yerinden etme yönünde fikirlerin ortaya atıldığına dikkat çekerek, bu fikirlerin “iğrenç” ve “endişe verici” olduğunu belirtip, “Böyle bir senaryo kabul edilemez ve hiçbir şekilde hayata geçirilmemeli. Ayrıca, İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria’da yaygınlaştırdığı şiddetin ve Kudüs’ün kutsal mekânlarının statükoyu baltalamaya yönelik her türlü girişimin derhal durdurulması gerekiyor” diye Kudüs ve kutsal mekânlara vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti:
Batılı meslektaşlara sesleniyorum. Tüm dünya, çok taraflı diplomasinin ısrarla göz ardı edilmesi ve doğrudan sabote edilmesinin trajik sonuçlara yol açtığını görmenizi bekliyor.
ABD ve müttefikleri, BMGK’nin tarafları ateşkese çağırma yönündeki girişimlerini bloke ederek, Gazze’de sivillere yönelik katliamda suç ortağı oldukları sayfayı bir an önce kapatmak istiyor. BMGK’nin görevini yerine getirmesi ve ateşkes çağrısı yapması gerekiyor. Aksi takdirde çatışmalar, yeni güçle devam edebilir. Onlarca yıl devletini kurma şansından mahrum bırakılan Filistinliler, sonunda bu sorunun çözülmesini hak ediyor.
Dış güçlerin bu konuda ortak pozisyona sahip olmaları, kendi siyasi çıkarları ve bölgedeki planları doğrultusunda hareket etmemeleri gerektiğini belirten Lavrov, şu ifadeleri kullandı:
“BMGK üyelerini, ABD’nin uyarılarına kanmamaya ve Filistin devletinin kurulması konusunu güzel zamanlara ertelememeye çağırıyorum. BMGK’nin sadece bu konuyla ilgili uluslararası hukuktan başka bir temelin bulunmadığını teyit etmesi değil, aynı zamanda bunun hayata geçirilmesine yönelik yolu ve süreyi belirlemesi önemli. Bunlar, sadece BM Genel Kurul ve BMGK, Madrid İlkeleri ve diğer kararlarda yer alan basit yükümlülükler değildir. Bu, uluslararası toplumun ahlaki görevi ve bunu yerine getirmeye çağırıyoruz.”
Ortadoğu meselesinin çözümü ile ilgili uluslararası konferansın düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Lavrov, bu konferansın Filistin devletinin kurulması, İsrail’in, güvenliğinin sağlanması, tüm Arap ve Müslüman ülkelerle ilişkilerinin iyileştirilmesine yönelik önlemlerin geliştirilmesini amaçladığını dile getirdi.
(*) Lavrov burada, İran’ı, Ukrayna’daki özel operasyonunda kullanıldığını iddia ettiği silahları Rusya’ya tedarik etmekle suçlayan İsrailli diplomata sert tepki göstererek toplantının amacını hatırlatmış oluyor.
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Erdan’ın Rusya’yı suçlayan ifadelerini kendi vicdanına bıraktığının altını çizen Lavrov, “Ancak bunun sizlere çok fazla yük getireceğinin de farkındayım” diyerek İsrail elçisini aşağılıyor.
Not: Lavrov’un konuşmasının tam metnine aşağıdaki adresten ulaşılabilir:










