İRAN, ABD’NİN CANINI YAKMAYI BİLİYOR
Oğuz BEKDEŞ
İran Devrim Muhafızları Salı günü şu sözü verdi: ” Bundan böyle, her suikast için bir ABD şirketi imha edilecek. Terörist planlara aktif olarak katılan şirketler, her suikast için misilleme olarak cezalandırılacaktır.”
İran’ın “terörist operasyonlara karışan” ve bu nedenle “meşru hedefler” olarak tanımladığı 18 şirketin listesi şu şekildedir: Palantir, Nvidia, JP Morgan, Cisco, HP, Intel, Oracle, Microsoft, Apple, Google, Meta, International Business Machines, Dell, Tesla, General Electric, Spire Solutions, G42, Boeing.
İran işin püf noktasını yakalamış, ABD’yi en çok acıtan tarafından vuruyor. Büyük ölçüde sanayisizleşmiş bir süper güç olan ABD ekonomisi, tamamen finans, teknoloji ve özellikle yapay zekâ sektörlerine bağımlıdır ve borsada işlem gören büyük şirketlere yönelik gelecekteki saldırılar, zaten zayıflayan ABD borsasını büyük ölçüde bozacak ve bu durum, ABD’nin uydu devletlerinin borsalarını da olumsuz etkileyecektir. İran, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni kontrol sisteminde olduğu gibi, ABD-Siyonist finans kapitalinin kalbine darbe vuruyor ve yeni uluslararası ekonomik düzeni, iç boş, etkisiz açıklamalarla veya konferanslarla değil, militan direnişle dayatıyor.
ABD ve Siyonist güçlerle sözleşmeli ve entegre özel teknoloji, askerî ve finans şirketlerinden oluşan ekosistem, bulut altyapısı, yapay zekâ, veri birleştirme, lojistik, yarı iletkenler ve kamuoyu anlatı kontrolü yoluyla, devlet kurumlarından bile daha fazla savaş altyapısını sağlıyor. Bu, eski askerî-sînaî kompleksin yerini alan bir şey değil, bir birleşme/organik gelişmedir: Silâh şirketleri uçak, mühimmat ve motorlar aracılığıyla hayatî önem taşımaya devam ederken, bulut ve yapay zekâ firmaları dijital sinir sistemini sağlıyor ve bankalar savaş finansmanını güvence altına alıp aracılık ediyor. Yeni olan şey, özel yüklenicilerin var olması değil, artık savaşın karar alma mimarisini sağlamalarıdır.
İran, bu modelin ABD ve İsrail için ortaya çıkardığı yeni zaaflardan faydalanıyor; bunlar:
Savaş kapasitesinin orduların tam olarak kontrol edemediği çok az sayıda şirkette yoğunlaşmasına yol açarak darboğazlar oluşturuyor. Hedef kitleyi veri merkezleri, bölgesel ofisler, bulut düğümleri, taşeronlar ve tedarik zincirlerini de kapsayacak şekilde genişletiyor. Kurumsal meşruiyet, devlet meşruiyetine göre daha yumuşaktır. Çalışanların muhalefeti, bilgi sızıntıları, ihbarcılar ve hissedar anlaşmazlıkları askerî desteği sekteye uğratabilir. Bu sistemler ağ bağlantılı ve çift amaçlı olduklarından, bunlara yönelik saldırılar sivil finans, iletişim ve ticareti de etkileyebilir.










