BOP TIKIR TIKIR İŞLİYOR
Hasan KARADEMİR
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Irak, Suriye ve Türkiye’nin Ortadoğu’nun kalıcı istikrarı açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, “Bu üç ülkeyi dengelemek, Amerika için temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odak gerektirir” ifadelerini kullandı.
BOP tıkır tıkır işliyor. Irak işgâli öncesi kullanılan sözlerin benzeri yine karşımızda. Suriye’de başa getirdikleri piyonları Şara hakkında: “İngiltere’nin talebi üzerine Colani’yi Şam’da iktidarı ele geçirmesi için eğitenlerden biriydim..” diyerek itiraf eden Robert Ford’un haberini veren, bizim dergimiz harici parmakla sayılır. BOP’un bir kurnazlığı da burada ortaya çıkıyor. Artık Irak’ta, Ebu Gureyb’te yaptıkları gibi, Saddam’ı astıkları gibi açıktan açığa yapma stratejilerini değiştirdiler.. Robert Ford’la olan görüşmesinde Şara, bunu, “Irak’ta kullandığım taktikler ve kurallar, şu ân İdlib’de 4 milyon kişiyi yönetirken uygun değil.” diyerek açıklıyor. Yılan deri değiştirdi yani…
Irak’ta 1.5 milyon kişiyi katlederken Bush ne demişti? Filistin Enformasyon Bakanı Nebil Şaat, BBC’ye verdiği röportajda, 2003 yılının Haziran ayında gerçekleşen Bush-Abbas görüşmesinin içyüzünü anlatmıştı… Şaat, Bush’un, ‘Tanrı, ‘George, Afganistan’a git ve teröristlerle savaş’ dedi, yaptım. Ardından, ‘George, Irak’a git ve zorbalığı bitir’ dedi, onu da yaptım’ ifadelerini kullandığını söylemişti…
Kumandan’ın ilgilisi için yaptığı teşhisi hatırlatalım:
“[….] Bunlar, kendisine “hot” denir denmez, papaza kızıp oruç bozar gibi tam ters bir çizgiye giren ve homoseksüel Yahudi Garih’in kanatları altına girip eğitilen, sonra da bütün bunları utanmadan bir yiğitlenme tavrı için “ben geliştim!” diye ilan eden pezevenk sürüsünün anlayacağı şeyler değildir!”
(Büyük Muzdaripler 2, syf. 209)
1956-1957 tarihlerinde Amerika’nın Türkiye raporundan meseleye bakalım: “Türkiye’de artık Amerikan politikası doğrultusunda hareket edecek olan Amerikan tipi politikacı yetişmiştir, dışarıdan müdahaleye lüzûm kalmamıştır!”… Ve bugünkü politikacı tipinin muhakemesini yaptığımızda ortaya çıkan manzara; gönüllü Amerikan uşakları…
BOP haritasını göz önüne getirdiğimizde Tom Barrack’ın bu açıklaması, daha da büyük bir anlam kazanıyor. Kumandan Mirzabeyoğlu’nu Telegram işkencesi zoruyla katılmaya ve teorisini kurmaya ikna etmeye çalıştıkları eski rejimi tasfiye edip yerine daha kapsayıcı bir işbirlikçi rejim gerçekleştirme yolunda, önce Adımlar saldırısyla gözdağı verdiler… Kumandan Mirzabeyoğlu, Adımlar’a yapılan saldırıda şehid olan Ünsal Zor için, “arakdaşların yükünü aldı” diyerek stratejik sürece dikkat çekmişti. Ünsal Zor’un şehadeti bu sürecin devamına üç yıl kazandırdı. Üç yıl sonra artık süreci Kumandan’ın varlığı ile devam ettirmenin mümkün olmadığına kanaat getirmiş olacaklar ki, Telegram saldırısyla Kumandan’ı şehid edip yeni düzen kurma yoluna kendilerince devam ettiler, ediyorlar…
Bugün İsrail’in ağabeyi Amerika ve Amerika’nın beşiğinde de Türkiye… Kumandan bunu «İşkence ve Filistin» konferansında seneler önce söylemiş… O günden bu güne değişen artık ülkenin kökten batıcı görünümlü kadrolar eliyle yönetilmesinin, emperyalizme hizmet çizgisinde tutulmasının mümkün olmadığının anlaşılması üzerine yerlerine gayesi İslâmmış gibi gözüken kadrolar ikâme edildi. Böylece, eski rejimin bu kadrolar eliyle tesfiye ediliyor görüntüsü verilmesi ile, eski rejime karşı nefret duyan müslümanların desteği de sağlanmış oldu. Müslümanlar AKP eliyle NATO işbirlikçisi rejime payanda yapıldı.
Türkiye Barrack’ın gözetiminde yeni bir düzene sokulmaya çalışılıyor. Kumandan’a bu yeni düzenin teorisyenliği teklif edilmişti, o bunu kabûl etmediği için şehid edildi. Şimdi Kürt meselesini çözüm adı altında yapılanlar da, CHP’ye yapılan operasyonlar da hep bu yeni rejim gayesine, TELEGRAM rejiminin kurulmasına matuf olarak tertib edilmekte.
BOP’un gayesi neydi?
Bölgede İsrail’in varlığını güvence altına almak.
Barrack, Erdoğan rejiminin İsrail’i tehdit ediyor gibi gözüküyor olması sualine, hem de AKP’nin tertip ettiği Antalya Diplomasi Formu’nda cevaben:
– “Korkacak bir şey yok, bir şey yapamazlar. Bunlar retorik!” demedi mi!
Problemimiz temelde şu: İnsan ve toplum meselelerinin çözümüne ne teklif ediyorsun? İnsan önce bu sualin cevabını vermeli; hem de sistem çapında tezatsız bir bütün hâlinde. Yani temel kıstasımız fikir. Bizdeki temel yanlış, bu fikirsizlik ortamında, kimin neyi niçin yaptığın izâh etmemesinden, izâh etmesinin gerektiğini hissetmemesinden ve muhatapların da karşıdakinden bunu talep etmemesinden kaynaklanıyor. Öyle ya, karşıdakinin, “ben şöyle yaparım, böyle yaparım” vs diye kendini pazarlaması karşısında, sen, “bırak bu pazarlamayı da, neyin nasıl yapacağını, niçin öyle olması gerektiğini sistemli bir bütün içinde izâh et bakalım!” diye ondan bir talepte bulunmazsan, o da bu seviyesizlik, fikirsizlik ortamında istediği gibi istirmarcılık yapabilir.
Neticede, fikir nisbeti içinde olmayan her şey, isterse iyi niyetli olsun, ihanetle aynı neticenin doğmasına yol açabilir, açar.
Hani klâsik kelâm, “önce kendimizi düzeltmeliyiz!” derler ya… Evet, bize bir şey iddia eden kişilerden, iddia ettiklerini gerçekleştirmek için neyi nasıl yapacaklarını sistemli bir bütüne nisbetle izât etmeleri gerektiğini istemeyi önce kendimiz gerçekleştirmeliyiz. Yapmayı iddia ettiği şeyin sistemli bir bütüne nisbetle izâhını getiremeyen adamlar, ya kapasitesiz, ya ahmak, ya istirmacı ya da hainlerdir.










