GÜNÜMÜZDE SOFİLİK VE SELEFÎLİK

Selim GÜRSELGİL

Biz Büyük Doğu-İbda bağlıları, hem günümüz sofileriyle, hem de Selefîlerle, temel tavır olarak ayrılırız. Bizim kavgamız “dünya ile kavga”dır. Günümüz sofilerinin pek böyle bir kavgası yoktur; belki varsa “dünyalık kavgaları” vardır. Selefîlerin kavgası ise “din ile kavga” şeklinde ortaya çıkar.

Bir Selefîye bakın; sürekli biçimde hangi hadis zayıf, hangi hadis kuvvetli, Ali mi haklı Muaviye mi, hangi âlim dinden çıkmış, hangisi çıkmış dolaşıp geri gelmiş, bunlarla uğraşır. Bunun avantajlı bir tarafı vardır. Sıradan halk onlara bakınca sürekli bu meselelerle uğraştıkları için en dindar onlar sanır; halbuki konuştukları mevzular genellikle tüm dini temelleri yalanlamaya çalışan, onlar olmasaydı İslâm olmayacağını iddia eden bir yerdedir.

Günümüz sofileri ise genellikle tesbihinde, zikrindedir. Ama tesbih ve zikir pek çoğunun ruhuna tesir etmez. Onun ruhu daha çok, sofi olmakla mahrum kaldığı dünyevî şeylerin hayalleriyle doludur. Servettir, kadınlardır, hiç olmazsa dünyevî rahatlık ve nefs itminanıdır. Bu bir yozlaşmadır ve günümüz sofileri arasında çok yaygındır. Bu da normaldir; zira sofinin dünya ile bir kavgası yok ve dünya ile kavgası olmayan herkes gibi onunla uzlaşma yolları arıyor.

Bizim için dinî meselelerin tartışılacak bir tarafı yoktur. Bir ilmihal kitabına sığar. Sulandırılmamış bir ilmihali açarsın, namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, kurban kesmenin şartları nelerdir, ölülerini nasıl gömersin, gerekli her şey vardır. Bunların hangi dinî deliller, uzmanlıklar, içtihatlar, tartışmalar sonunda elde edildiğini bilmen gerekmez. Ha, tabiî ki bunları teferruatıyla bilen âlimler olmalıdır. Fakat herkesin bilmesi gerekmez. Çünkü bu mevzulara ehil olmayanların el atmasından öyle bir fitne doğar ki, zararı bütün mahlûkları sarar; ortada din diye bir şey kalmaz.

İslâmî mücadeleyi bu noktaya götüren, onu “din ile kavga” haline getiren özellikle Selefîler olmuş, onların ardından oryantalistler bu mevzulara el atmış, bugün de ateistler “İslâmı buradan yıkarız” mantığıyla uğraşmaktadır. Selefîler, kendileri de farkında olmadan, İslâm düşmanlarına kalenin kapısını açmıştır.

Biz İbdacılar için temel dinî bilgiler, alfabe gibidir. A harfi öyle mi olmalıdır, C harfi böyle yapılıyor ama sorguladın mı hiç bunun mantığı nedir gibi konulara girmeyiz. Melekler erkek midir, dişi midir, tartışılan yerden kaçarız. Alfabeyi öğrenirsin ve onunla amel edersin; budur.

Biz, zamanın meselelerine İslâmî bakışın ne olması gerektiğini tartışırız. Zamanın meseleleri derken iki taraf da yanlış anlayacak; borsa oynamak caiz midir, tırnak kesintilerimizi nereye atmalıyız meseleleri değil. Psikoloji ilmine İslâmî yaklaşım ne olmalıdır, mevcut tartışmalara neresinden nasıl girilmelidir. Sosyolojinin meseleleri nelerdir, tıbbın, matematiğin, fiziğin, çağdaş felsefenin, edebiyat ve sanatın ilh meseleleri nedir, bunlar nereden, nasıl gelmiştir ve İslâm’a göre nedir? “Dünya ile kavga” dediğimiz budur. İslâm inkılâbının şartı da budur; yoksa ehl-i hadis, ehl-i rey tartışmalarıyla bir yere varılmaz.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin