ANARŞİDEN ANARŞİYE…
Ayhan SÖNMEZ
Guy Fawkes, “anarşistlerin” sıklıkla hayranlıkla andığı bir şahsiyettir. 5 Kasım 1605 tarihinde , başarılı olsaydı, İngiliz Parlamentosu’ nu havaya uçuracaktı. Tarihe “Barut Komplosu” diye kaydedilen bu hadise sırasında tutuklandı. Çok acımasızca işkence gördü ve idam edildi; İngiliz Kralının gazabı yatışmadı ve cesedi kesilip dağıtıldı. Hâlen İngiltere’nin gelmiş geçmiş “en büyük haini” diye vasfedilir. Buna mukabil, İrlandalılar onu İngiliz parlamento binasına dürüst biçimde giren ilk ve son adam olarak yâdeder.
Guy Fawkes, uzun süredir tiranlığın sembolü olan parlamentoyu, dini inançlarına aykırı yeni bir rejimi dayattığı için havaya uçurmak istedi. O zamana kadar İngiltere’de geçerli olan ve Guy Fawkes’in de inandığı Katolik doktrininde boşanma kabul edilemezdi. İngiliz kralı bu engeli aşabilmek için ülkenin Protestanlığa geçmesine karar verdi, bu da, bundan sonra Anglikanizmin çeşitlenmesine yol açacak ve Katolikliğe sadık kalanlara karşı şiddetli bir zulme dönüşecekti. Soyluların çoğu, kraliyet sarayını ve ardından hükümet yetkililerini memnun etmek için bu teklifi hemen kabul etti. Devlet zulmü karşısında Katolikler, İrlanda’ daki dini çekişmelerle günümüze kadar devam edecek bir dizi tarihi olayı harekete geçirerek, kendilerini korumak için organize olmaya başladılar.
Rejim karşıtı bir eyleminin sebebi, kralın kendi şahsî meselesinden dolayı dayattığı yeniliklerle dini geleneğe hakaret edilmesi iken, Guy Fawkes nasıl oluyor da bugün “anarşistler” için sembolik bir figür oluyor? Guy Fawkes, eğer başarsaydı, tarihin seyrini tamamen değiştirecek olan Barut Komplosu’nun cüretkâr plânına katıldı ve kraliyet kararının dini inançlarından üstün olduğunu kabul etmeyi reddetti.
Anarşi, esasen, devletin üstünde bir şeye inanan ve keyfî devlet iktidarına meydan okuyan insanların duygu ve düşünceleriyle iç içeyken, 19. yüzyılda Yahudiliğin anarşist harekete girmesiyle durum değişti. Bu sızma, anarşist fikirde radikal bir değişime yol açtı. Sosyalizmin Marksizme dönüşmesi gibi, anarşi de Yahudi etkisiyle kör inkarcılığa dönüştü. Guy Fawkes ise uğrunda ölmeyi göze aldığı bir davası olan inançlı biriydi.
Anarşist hareketler, daha sonra çeşitli çalkantılardan geçti. Bolşeviklerce, Partiyi ve ideolojisini zayıflatan bir sapkınlık olarak görülüp hedef alındı ve her bahanede tasfiyeye muhatap oldular.
Jünger’in tarifiyle, “saf hâliyle anarşist, hafızası antikiteye dek uzanan bir kişidir ve o zamanlarda beşerin gerçek gâyesini gerçekleştirdiğine imân eder. Bu bağlamda anarşist, ön-muhafazakârdır. Yani köklerde kurtuluş arayan bir radikal”dir.










