“KENDİNDEN ZUHUR”A TABİ OLMADIKÇA

Selim GÜRSELGİL

“Devlet İsrail ile ticaret yapmasın” söyleminde haklı bir taraf olduğu gibi, haksız bir taraf da var. Haklı tarafı malûm: Müslümanlar olarak, devletin, İslam düşmanlarıyla iyi ilişkide olmamasını, onlara tavır koymasını istiyoruz. Haksız tarafını da bir çok defa konuşmuştuk ama camiada bu kısım hiç ilgi görmedi. O da şu: “Devlet İsrail ile ticaret yapmasın” derken biraz da kendi acizliğimizi örtmeye, kendimiz sanki üzerimize düşeni yapmışız da bir tek devlet kusur kalmış gibi görmeye yatkınız. Oysa millet de bu süreç de görevini yapmamıştır.

Gazze’deki mezalime çok daha şiddetli bir tepki vermeliydik. Tepkimiz sadece Tel Aviv’den değil, dünyanın tüm başkentlerinden duyulmalıydı. Siyonizm müslüman halka her saldırı tazelediğinde, bizim dünyayı tutacak tepkimizin de geleceğini düşünmeli ve düşündüğü gibi olmalıydı.

Türkiye’deki Siyonist kuruluşları, Siyonizme destek veren ve sempati duyan kesim ve muhitleri çalışamaz hale getirmeli, tepkimizle bu yanlış tutumlarından el çektirmeliydik. Halbuki millet bu süreçte hiçbir şey yapmadı. Kendisi bir şey yapamayınca da suçlayacak birisini aradı ve kolayca buldu: Devlet…

Çağaş dünyada artık bu işler böyle yürümüyor. Orada toplumlar, topluluklar, yeri geldiğinde devletten daha büyük işler başarıyorlar. Kitleler ortaya çıktığı zaman devletler de onlara sürgit duyarsız kalamıyor. Bizim İslâmî kesimde ise çağın bu hakikati halen kavranmış değildir. İslâmî kesim başörtüsü hakkını kendisi alamamış, devletin ona vereceği günü beklemiştir. Ayasofya’yı genellikle kuru gürültü sırasında savunmuş, devletin onu lutfetmesini beklemiştir. Gazze mezalimi karşısında da öyle yaptı: Kendisi yapacağı onca şey varken, hiçbirini yapmayıp her şeyi devletten bekledi.

İslâmî kesimin sivil inisiyatifi, sivil itaatsizliği, ferdî ve örgütlü mücadeleyi acilen yeniden öğrenmesi gerekiyor. Bir şeye tepki gösterecek, nasıl göstereceğini bilmiyor. Bir şey isteyecek, nasıl isteyeceği hakkında fikri yok. Ne kendi gücünün farkında, ne haklarının. İslâmî kesim (genel olarak millet diyelim), Gazze hususunda devletten daha kötü bir sınav vermiştir.

Çağın hareket karakteri, “kendinden zuhur”dur. Bunun anlaşılmadığı yerde, hareket etmek isteyen Müslümanlar -genellikle küçük bir grup-, solcuların yanına gidiyor. Geri kalanlar onları solcularla hareket ettikleri için kınıyor. Ne yapacak yani, senin yanına mı gelecek? Sen hareket etmiyorsun ki! Hareket etmenin ne demek olduğunu bile bilmiyorsun.

Tabiî bunda olumsuz bir şey de var:

Solcuların yanına giden, onların hassasiyetlerine uygun hareketler yapmak zorunda kalıyor. Kendi hassasiyetini, kendi hareketini ortaya koyamıyor. “Hiç hareketsizlikten iyidir” diyebilirsiniz. Evet ama bu yine de bir hareketsizliktir. Hareket etmek için hep başkasına muhtaçsın.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin