ZAMANIN RUHU ANTİ-EMPERYALİST OLMAKTIR
Turabi YERLİ
Tabii ki emperyalizmin kapitalist sistemin son yüzyılı aşkın süredir geldiği düzeyi ifade ettiğini akılda tutarak. Anti-emperyalist olmak bu nedenle bizatihi anti-kapitalist olmaktır. Ya da tersi anti-kapitalist olmamak bizatihi anti-emperyalist dahi olmamaktır. Çünkü sermaye sistemi içerisinde yer almanın, emperyalist ülke olmak ya da emperyalizmin sömürge/taşeron/hizmetkarı ülke olmak dışında üçüncü bir biçimi SSCB’nin yıkılması sonrası dönem için olanaksızlaşmıştır. Bu nedenle Türkiye’nin başlangıçta bağımsız sonra NATO üzerinden giderek bağımlı hale geliş süreci, sermaye sistemi tarafından nihayete erdirilerek sistemin ihtiyacı doğrultusunda tamamlanmaya çalışılmaktadır. Emperyalist para imparatorluğunun, sadece Türkiye değil tüm Ortadoğu politikası bu temelde birbirine bağlıdır ve Türkiye, emperyalist kapitalist sistemin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme ihtiyaçlarının çok önemli bir noktasında yer aldığı için ayrı bir öneme de sahiptir.
Emperyalizm, tüm Ortadoğu’nun emek referanslı, barışçı bir bütünlüğe kavuşturulmasına engel olmak ve kendine uygun biçimde yeniden şekillendirmek için, işçi sınıfının, tüm emekçilerin ve yoksulların enerjisini etnik, dinsel farklı alt kimlikler arasındaki çatışmalarda tüketilmesini hedeflemektedir. Emperyalizm, üstelik kendine karşı oluşan ruhu/enerjiyi dahi, alt kimliklerin birbirlerine yöneltmesi doğrultusunda her türlü yönlendirmeyi çeşitli ideolojik aygıtları eliyle gerçekleştirebilmektedir. EİA (Emperyalizmin İdeolojik Aygıtları)’nın yönlendirmesi ile Ortadoğu’daki her unsur, referans aldığı etnik, dinsel, mezhepsel, cemaatsal kimliğinin karşıtı olarak algıladığı kimliği, emperyalizmin temsilcisi/uşağı olarak değerlendirir ve emperyalizmle değil karşıt kimlik ile savaşıma girer. Sınıf kimliği ile bakılmadığı her durumda bu bulanıklaşma ve karmaşa, EİA’nın müdahalesiyle kaçınılmaz olarak yaşanır. Her türlü medya ve sosyal medyada bu çatışmaları alevlendiren söylemler bolca pompalanırken, bunun karşısında ancak sınıfsal kimlik ile bakarak durulabilir.
İran-Irak savaşı, Körfez Savaşı, Suriye’nin parçalanması girişimi gibi tüm süreçlerde, işçiler, tüm emekçiler ve yoksullar, kendilerini ezen ve tüm olumsuzlukların anası emperyalist sisteme karşı değil, alt kimliklerini referans alarak birbirlerine karşı savaştılar. Türkiye’de de karşıtlıklar bu alt kimlikler üzerinden tanımlanmaktadır ve sermaye sistemine karşı işçi sınıfının ve tüm emekçilerin yanında sınıf savaşımı verenler, birbirlerinin karşısında duran işçi, emekçi ve tüm yoksulları, sisteme/emperyalizme karşı mücadele etmek için birlikte yan yana getirmeyi başaramadılar. Bugün bu başarılamadığı ölçüde, İran ve Türkiye dahil olmak üzere tüm Ortadoğu’da daha fazla kanın akacağı günlerin gelmesi kaçınılmazdır.
Bundan kaçınmanın yolu, esasen ülkemizde ve tüm Ortadoğu’da zamanın ruhu olarak dolaşan anti-emperyalizm ile sınıf mücadelesi arasındaki bağı kurabilmekten geçiyor. Bu bağı kurma sürecinin ilk adımı, ülkemiz özelinde özellikle Cumhur İttifakı’na oy veren emekçiler ve yoksullardaki anti-emperyalist ruha seslenmeyi başarmaktır.
Bugün işçi sınıfı siyasetinin temsilcisi komünistlerin görmesi gereken en önemli gerçeklik, Türkiye’deki kutuplaşmadaki taraflardan Millet İttifakı seçmenleri arasındaki anti-emperyalist ruhun, Cumhur İttifakı seçmenlerindekinden daha az olduğudur. Bugün CHP içerisinde daha önceleri az da olsa yer alan Kemalist anti-emperyalist ruh, elitizm ve diktatörlük suçlamalarıyla tasfiye edilmiş, yerini AB’ci Batıcı, NATO’cu, rakı içme özgürlüğü ile eşleştirilmiş bir “Atatürk” maskeli neo-liberal ruh almıştır. Oysa özellikle 15 Temmuz sonrası, RTE, toplumdaki anti-emperyalist ruhu kendi arkasına yığmayı başarmış, darbe günü meşruiyetini din üzerinden değil, cumhuriyet/Atatürk/anti-emperyalizm üzerinden sağlamıştır. Öyle bir meşruiyet sağlamıştır ki, o güne kadar karşısında yer alan CHP ve MHP dahi “Yenikapı ruhu”na dahil olmak zorunda hissetmişlerdir. Nitekim, MHP, sonraki süreçte Cumhur İttifakı ile bu ruhun sürdürücüsü olmuştur.

Elbette ki bahsettiğimiz AKP’nin ya da MHP’nin anti-emperyalist oldukları değildir. Ancak, emperyalizmin yönetimsel ve ideolojik aygıtları olmalarına karşın, her iki parti insanlardaki bu ruhu çok iyi yakalamış ve kendi yanlarında örgütlemeyi başarmışlardır. Tam da bu nedenle komünistlerin anti-emperyalist söylemleri yanı sıra bunun sınıfsallığını da görünür kılmaları ve de bu söylemin gerçek taşıyıcısı olduklarını AKP-MHP tabanındaki işçilere, tüm emekçilere ve de yoksullara anlatabilmeleri gerekmektedir. Bu tabanın 5 milyonu aşan kısmının son seçimde sandığa gitmediği de hesaba katıldığında, böylesi bir söylemin siyasi çıktısının, klasik CHP tabanına yönelik söylemlerin çıktısından çok daha fazla olacağı net bir biçimde görünür olur.
Bugün klasik CHP tabanındaki egemen ruh, ne yazık ki anti-Tayyip olmayı her şeyin önüne koymuş, neredeyse Batıcı, AB’ci olmakta dahi anti-Tayyip olmak üzerinden bir beis görmemiş, diğer tüm öteki değerleri bu haliyle öteleyerek önemsizleştirmiş bir ruhtur. O taban içerisinde elbette ki geçmişte “faşizme” karşı mücadele etmiş, “bedel” ödemiş on binlerce belki de yüz binlerce insan da vardır. Ancak, geçmişteki konumlanışın şu ya da bu biçimde olumlu olması bugünkü konumlanışı kendiliğinden olumlu kılmamaktadır. Özellikle bu tür geçmişi olan kişilerin, yani kendilerince siyaseti yemiş yutmuş kişilerin siyaseten etkilenme ihtimali neredeyse sıfırdır. Geldikleri noktanın tüm geçmişlerinin reddi olduğu gerçeğiyle yüzleşmelerine psikolojik açıdan olanak yoktur. Oysa AKP-MHP seçmenleri içerisinde önemli bir yer tutan sıradan işçi emekçi ve yoksul kesim, ruhlarına uygun söylemlere çok daha açıktırlar ve bu nedenle gerçek bir anti-emperyalist mücadelenin ve de gelecekteki dönüşümün özneleri olmaya daha yakındırlar.
Bugünün görevi anti-emperyalizmin bugünkü siyasi karşılığını doğru biçimde üretmek, insanları bu mücadeleye çağırmak, emperyalizme hizmet eden her türlü söylemi ve bunun odaklarını teşhir etmektir.
Evet zamanın ruhu anti-emperyalizmdir ve bunu ete kemiğe büründürerek tüm işçiler, emekçiler ve yoksullarla buluşturacak olan da komünistlerdir. Anti-emperyalizm ruhunu örgütlemeyen bir siyasi mücadele ne adına olursa olsun, sadece ve sadece insanlık düşmanı emperyalist-kapitalist sistemin devamına hizmet edecektir.
Kaynak: https://turabiyerli.blogspot.com/2024/04/zamann-ruhu.html
Not: Yazarın, Adımların dünya görüşü ve yayın politikamıza aykırı görüşleri Adımlar’ı bağlamaz.











