BÜYÜK EMEKLİ MİTİNGİ ANKARA’DA YAPILDI
Üç kez İŞKUR’a başvuran ve talebi reddedilen 75 yaşındaki emekli Şerif Özdemir: “Devlet yaşımdan utanıyor iş vermiyor ama dilendirmeye mecbur bırakıyor”
Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce emekli, Ankara’da “Büyük Emekli Mitingi’ne” katıldı. Enflasyon karşısında giderek maaşları eriyen emekliler, insanca bir yaşam sürdürebilmek için maaşlarının artırılmasını talep ettiler.
Taleplerini dile getiren emekliler, “Mutfakta yangın var, bıçak kemiğe dayandı”, “Krizin bedelini biz ödemeyeceğiz” yazılı pankartlar ve dövizler taşıdı.
Mitinge, DİSK Emekli-Sen, Tüm Emeklilerin Sendikası, Bağımsız Emekliler Sendikası, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği ve birçok sivil toplum kuruluşunun üyeleri de katıldı.
İŞ VERMİYORLAR, DİLENCİLİĞE, HIRSIZLIĞA MECBUR BIRAKIYORLAR
Büyük Emekli Mitingi’ne gelerek sesini duyurmaya çalışan 75 yaşındaki emekli Şerif Özdemir, emekli maaşıyla geçinemediğini çalışmak istediğini ancak bulamadığını söyledi. Özdemir, “Cumhurbaşkanına sesleniyorum vicdan varsa Antalya İŞKUR’a sorsun, üç defa dilekçe verdim iş aradım ama yaşımdan dolayı bana iş vermiyor. Devlet yaşımdan dolayı utanıyor bana iş vermiyor ama benim devletim beni dilendirmeye mecbur bırakıyor, beni hırsızlığa itiyor” dedi.

“Devlet bana kaç kuruş verecek diye bekliyorum”
Sözlerine devam eden Özdemir, “Eşime ekmek parası veremiyorum. Ev sahibi beni evden çıkardı, ben 14 bin TL’ye ev tuttum. Bütün evraklarım mevcut. 16 bin 500 TL aylık alıyorum, 2 bin 500 TL ile geçiniyorum. Altı ay sonra kira kontratım bitiyor devlet bana kaç kuruş verecek diye bekliyorum. Çaresiz kaldım, Sayın Cumhurbaşkanı sen dört bakana dört aylık veriyorsun o aylıkların dört tanesini emekliye ikramiye olarak sunsan ne olur? Dokuz uçak sana yetmiyor gibi Bodrum’daki, Ankara’daki saray sana yetmiyor. Ankara’da saray yaptırdığın zaman diyordun ki, ‘Dış devletlere karşı bizim iyi bir yaşantımız olduğunu ispatlayalım.’ Peki Ahlat, Bodrum sana ne yapıyor?
“Yaşımdan dolayı bana iş vermiyorlar”
Ben 36 yıl 8 ay 657 devlet memuru olarak hizmet yaptım, açım açım açım. Cumhurbaşkanına sesleniyorum vicdan varsa Antalya İŞKUR’a sorsun, üç defa dilekçe verdim iş aradım ama yaşımdan dolayı bana iş vermiyor. Devlet yaşımdan dolayı utanıyor bana iş vermiyor ama benim devletim beni dilendirmeye mecbur bırakıyor. Beni hırsızlığa itiyor ben böyle bir vatandaşım…”
“İnsanları kurtaracağız vaatleriyle gelenler hırsız çıktı”
Bir emekli vatandaş ise sıkıntılarını şöyle anlattı:
Emeklilerimiz tabana vurdu fakat zirvedekiler deveyi hamuduyla götürüyorlar. Saraylar, şatafatlı yaşamlar… En başta Diyanet olmak üzere vekillerimizin, bürokratların altında lüks yaşamları ama emekliler hayatlarını sürünerek geçiriyorlar. ‘İnsanları kurtaracağız’ vaatleriyle gelenler hırsız çıktılar hırsız… Beş yıldır emekliyim maaşım 10 bin. Aylık bağlama oranları yüzde 72 iken bugün yüzde 28’lere düşmüştür. 30 bin lira maaş alacak emekli bugün 9 bin 10 bin lira alıyor.”
“Evime mahkum oldum”
Engelli birey Zilfi Aydemir de maaşının yetersizliği nedeniyle bakıcı tutamadığından yakınarak, “Evimizden çıkamıyoruz, biz de gezmek istiyoruz. Kazandığımız haklarımızı geri almak istiyoruz. 10 bin TL emekli maaşıyla ne yapabiliriz? Sesimiz duyulsun. Emekli olduktan sonra hiçbir şey alamıyorum. Çalışırken ne aldıysam hala onları giyiyorum. Hiçbir yere gidemiyorum, evime mahkum oldum” dedi.
“Çocuğumu besleyemiyorum”
Dul ve yetim maaşı alan Makbule Işık, “Benim maaşım daha da kötü. 5 bin 400 TL maaşım var. Kiracısın, kira ödüyorsun ekstradan iki çocuğun var birisi engelli. O kadar emek veriyorsun ama karşılığını alamıyorsun. Ben çocuğumu besleyemiyorum ya ne kadar acı bir şey biliyor musun? Annenin çocuğu bir şey isteğinde ‘yok’ demesi o kadar acı verici ki. Herkes koltuğunda oturmuş aldığı maaşla krallar gibi yaşarken sen orada sefillik yaşıyorsun bu adalet değil” dedi.
“Et yiyemediğim için hırsızlık yapacağım”
Kamyonculuk yaptıktan sonra emekli olduğunu söyleyen 70 yaşındaki Murtaza Aksoy, “Türkiye’de gezmediğim yer kalmadı. Gittiğim yerlerde, yoksul insanları görürdüm, üzülürdüm ama kendim onların haline düştüm. Bizi bu hale düşüren utansın benim evim kira ailemle geçinemiyorum. Bu zor bir şey mi devletin bütçesinden… ‘Bu insanlar niye toplandı’ diye kendilerine sormuyorlar mı? Hırsızlık yapacağım bana ceza verirlerse 70 yaşından sonra adam hırsızlıktan yargılanıyor televizyonlara gönüllü çıkacağım. Ben ‘et yiyemediğim için hırsızlık yaptım’ diyeceğim. Namuslu insanları hırsız mı yapacaksın kardeşim derdin ne senin” diye isyan etti.
Gelir adaletsizliğinden yakınan Erdoğan’a yurttaşlardan tepki: Her şeyi batırdı… Hükümetin sayesinde böyle bir anlayış içindeyiz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın Albaraka İslami Finans Zirvesi’nde yaptığı konuşmada gelir adaletsizliğinden yakınan sözlerine vatandaşlar tepki gösterdi. Türkiye’deki gelir adaletsizliğinin sorumlusunun iktidar olduğunu söyleyen bir yurttaş, “20 küsur senedir iktidarda olan AKP hükümetinin sayesinde böyle bir anlayış içindeyiz. En başta kendileri tasarruf tedbirlerine uymaları lazım” derken başka bir yurttaş da “Erdoğan hangi yere elini uzattıysa orayı batırdı. Maliyeye el uzattı maliyeyi batırdı, konuta el uzattı konutu batırdı, yap-işlet-devret dedi, milleti borçlandırdı. 22 senedir ülkeyi yöneten bir adamın bugün onları söyleme hakkı yoktur. 22 senede yapmadığı şeyi, şimdi söylemesi abesle iştigaldir” dedi.
İstanbul’da hafta sonu düzenlenen Albaraka İslami Finans Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, gelir adaletsizliğinden yakınarak servet eşitsizliğinin dünyada en yüksek seviyeye çıktığını belirtti. Erdoğan, “Küresel düzeyde fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız” dedi. Erdoğan’ın bu sözleri yurttaşların da tepkisini çekti. Mikrofon uzattığımız vatandaşlar Erdoğan’ın sözlerini şu şekilde değerlendirdi:
“20 küsur senedir iktidarda olan hükümetin sayesinde böyle bir anlayış içindeyiz”
– Servet eşitsizliğini en başta kendisinden başlamamız lazım. Gelir adaletsizliği maalesef büyük bir çoğunluğun asgari ücretin bile altında yaşamak zorunda kalıp, yüzde 10’unun yüzde 5’inin de halkın büyük bir lüks ve gösteriş içinde yaşaması ki bu maalesef AKP 20 küsur senedir iktidarda olan hükümetin sayesinde böyle bir anlayış içindeyiz. En başta kendileri tasarruf tedbirlerine uymaları lazım. İtibardan tasarruf olmaz dedikleri itibar, gösterişli saraylarla olmaz. İtibar, halkın refah düzeyinin bir birine eşit olması, bu kadar gelir eşitsizliğinin olmamasıyla itibar sağlanır. Hiçbir şekilde kendilerini samimi bulmuyorum. Çünkü tasarruf tedbirlerine uyması gerekenler önce saraydakiler, kendisi, ailesi, etrafındakiler, AKP milletvekilleri. Medyada görüyoruz, artık hiçbir şey gizli kalmıyor. Ne türlü bir şatafat gösteriş içinde yaşadıklarını… Bir milletvekilinin veya AKP’ye yakın bir kişinin 3-4 yerden maaş alıp, diğer taraftan asgari ücretlinin kiraların 10-15 bin olduğu İstanbul gibi bir metropolde yaşam savaşı vermesi.
“Emeklinin otobüse binip memleketine gidecek parası yok”
– Fakirden de zenginden de aynı oranda vergi alıyorlar. Emekliyiz, enflasyon çok yüksek emekliler aç, emekliler perişan. Büyük şirketlerin vergi borçları siliniyor. Bazıları bankadan kredi çekiyor, devlet ödüyor vergisini, yani siliyorlar. Bunların yapılmaması gerekir. Kamuda tasarrufa gidilmesi gerekir. Bugün herkesin altında devletin arabaları var. Onu değiştirmeleri lazım. Türkiye’de yaşamak çok zor. Emekliyim, ev alamıyorsun, karnını doyuramıyorsun. Şimdi yeni bir sistem çıkarmışlar, emekli yılı ilan etmişlerdi o emekli yılında kamuya ait tesisler yüzde 15 indirimli. Yani bırakın tatil yapmayı, emeklinin buradan otobüse binip memleketine gidecek parası yok.
-Bu Erdoğan’ın fikri. Türkiye’de gelir adaletsizliği çok. Ben emekliyim, 10 bin lira maaş veriyor. Mecburen gidip çalışmak zorundayım. Çok adaletsizlik var. 10 bin lira maaşla kimse geçinemez. Emekli mecbur çalışacak.
“Bugün bu ülkede ne yaşanıyorsa yukarıdaki de biliyor aşağıdaki de biliyor”
-Alt düzey ile üst düzey arasında bir farklılık var. Gelir adaletsizliği var. Emekli 10 bin lira maaş alıyorsa, bir taraf daha yüksek maaş alıyorsa olmaması mümkün değil. Bugün bu ülkede ne yaşanıyorsa, yukarıdaki de biliyor aşağıdaki de biliyor. Durumu idare etmeye çalışıyorlar.
“22 senedir ülkeyi yöneten bir adamın bugün onları söyleye hakkı yoktur”
-Gelir adaletsizliğinden bahsediyor ama, gelir adaletsizliğini de düzeltmiyor. Güven kalmıyor, güvenemiyorum. 66 yaşındayım, ben böyle bir adaletsizlik görmedim. Her halde bundan sonra da inşallah görmeyiz. Türkiye’de gelir adaletsizliği tabii ki var. Zengin daha çok zengin oluyor, fakir daha fakir oluyor. 10 bin lira emekli maaşıyla nasıl geçineceğiz? Şimdi simit almaya gidiyoruz. Simitle geçinmeye devam ediyoruz. Erdoğan hangi yere elini uzattıysa orayı batırdı. Maliyeye el uzattı maliyeyi batırdı, konuta el uzattı konutu batırdı, yap-işlet-devret dedi, milleti borçlandırdı. Habire ödeyeceğiz herhalde 44 senesine kadar ödeyeceğiz. Ödediğimiz tarihte biz kendimiz ödemiyoruz, torunlarımızın hakkını ödüyoruz. Çok geç kalındı. 22 senedir ülkeyi yöneten bir adamın bugün onları söyleme hakkı yoktur. 22 senede yapmadığı şeyi, şimdi söylemesi abesle iştigaldir.
“Emekliyim, hanımın maaşı olmasa yetişmeyecek”
“Adaletsiz. Zaten seviye çok düştü. 10 bin lirayla geçinemiyor insanlar. Ben bunların haricindeyim ama hissediyorum, görüyorum. Türkiye’de gelir adaletsizliği var. Adam iki maaş, beş maaş alıyormuş öyle diyorlar. İspat et dersen edemem ama gördüğümüz okuduğumuz her şey onu ifade ediyor. İlk dört sene çok iyiydi sonra hepimiz çuvalladık. Ben makine mühendisliğinden emekliyim çok sınırlı bir para alıyorum. Hanımın maaşı olmazsa yetişmeyecek.”
Kaynak: ANKA










