YAŞANMAYA DEĞER HAYATI BULMA
Selim GÜRSELGİL
Şimdi ülkede İslâm ve Kemâlizm diye temel bir gerilim olduğu, bu gerilim bir tarafın diğer tarafa galebesiyle çözülecek olursa ülkedeki bütün müşküllerin çözüleceği, Türkiye’nin güllük gülistanlık olacağı söyleniyor.
Ben bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Sözgelimi geçmişte Kemâlizm’in İslâm’a üstün geldiği, onu adeta yerin altına ittiği dönemler olmuştur. Bu dönemlerde ülkenin hangi müşkülü çözüldü? Bilâkis var olanlara yenileri eklendi, olanlar daha da çözümsüz hale geldi. Kemâlizm’in İslâm’a galip gelmesi Türkiye’ye -bunu tartışabiliriz- hiçbir şey kazandırmadı.
Keza biz endişe ediyoruz ki, İslâmcıların, Kemâlist duyguyu taklit ederek, tek müşküllerini Kemâlizmmiş gibi görmeleri de aynı sonucu doğuracaktır. Bunu yıllar içinde yer yer ifade ediyoruz: Kemâlizm’i ortadan kaldırın. Kafanızda bitirin. Buna hayal edemiyorsanız, Kemâlizm’in hiç uğramadığı ülkelere bakın: İslâmcılığın müşküllerinin dağ gibi ortada durduğunu göreceksiniz.
Bu öyle basit bir mesele değildir. İslâm inkılabı sırf siyasî bir mesele değildir. İsterseniz bunun için Kemâlizm’e bir de ibret gözüyle bakın: Kemâlizm bu ülkenin insanına ne verebilirdi? Batı tipi yaşama alışkanlığı… İyi ama bunun için Kemâlizm’e gerek yoktu ki. Hollywood filmi seyredilen her ülkede, hatta Araplar arasında bile Batı tipi yaşama alışkanlığı Kemâlizm’e hiç ihtiyaç duymadan yerleşmiştir. Buna rağmen Türkiye’de bazı kimseler, Kemâlizm olmasaydı Türkiye’de Batılılar gibi yaşayamayacaklarını, Batı’nın sunduğu özgürlüklere sahip olamayacaklarını düşünüyorlarsa, bu onların sorunudur. Hem de ciddi bir sorun…
Kemâlizm Doğu’ya ve Batı’ya ne verebilirdi? “Ne mutlu Türk’üm diyene” mi? İyi ama bu onlar için bir şey ifade etmiyor ki? Bir şey ifade etsin diye şu kılığa mı sokmalı:
– Aslında siz de Türksünüz ama bilmiyorsunuz.
– Hiç bilmesek daha iyi. Belki bilirsek sizin gibi oluruz.
Burası artık bir tımarhane velvelesidir. “24 bin yıl önceki Türk atalarını bilmemek için bilenleri baskılayan Batı!”
Kemâlizmin temel hedefi Batı medeniyeti ailesine girmekti. Bu hedefe, Batı medeniyetine ait olmayan yöntemlerle yönelince her şey allak bullak oldu. Bir yarı ilâh figürü etrafında, yakından uzağa herkese “Türksün lan itiraf et” demek?
Aynı şeyi İslâmcılık duygusuyla tekrara kalkmak da aynı sonuca yol açacaktır. Ne inancı, ne ahlâkı, ne ekonomisi, ne kültürü olan, her şeyi karman çorman bir şey mi olmak istiyoruz? Ve bunun adına “şeriat” demek?
Oysa İslâm inkılâbı Kemâlizm’in siyasî bir antitezi değil, asla olamayacağı şeydir. O, yeni bir hayat tarzıdır. Yeni bir ahlâktır, yeni bir ekonomidir, yeni bir siyasettir, yeni bir toplum, yeni bir insan ve yeni bir dünyadır. İslâmî dünya görüşünü anlamak ve hayata hâkim kılmak, yaşanmaya değer hayatı bulmak ve buldurmak mücadelesidir o.










