İSLÂM TOPLUMUNDA SADECE İYİLERE HAYAT HAKKI VARDIR

Selim Gürselgil

Ülkenin her yanından akla hayâle gelmedik sapkınlıklar fışkırıyor. Tarihte bir çok sapık toplumların hikâyelerini okuduk. Ama hiçbirinde bizde ortaya çıkan örnekleri görmedik. Bebeklere, akıl hastalarına, sakatlara tecavüz ediliyor. Bu ne acayip bir şey? Dünyanın hangi ülkesinde böyle rezillikler görülüyor? En sapkın, en dinsiz toplumlarda olmayacak şeyler üryan ediyor. Her gün bir öncekine rahmet okutuyor.

Öyle görünüyor ki, bu toplumda hayli orospu çocuğu birikmiş. Osmanlı’nın son dönemindeki yozlaşmayı “yedi kocalı Hürmüz” karakterine tercüme ettiren edebî akıl, bunun için “700 kocalı Hürmüz” sıfatını yakıştırsa, noksanı çıkar fazlası çıkmaz. Bu vesikasız orospuların çocukları, ülkeyi, dünyanın en ahlâksız, en yozlaşmış ülkesi hâline getirmek üzere.

Bu tabandaki ahlâksızlık çığırı, mevcut siyasî düzenle de büyük bir uyum içinde varlığını geliştiriyor. Zaten bütün ilhamını ondan alıyor. “Balık baştan kokar” derler. Balıklar için hakikatini bilmem ama toplumlar için bu böyle. Baş nereye giderse kıç da oraya gider. Kıçın baştan ayrı bir varlığı ve istikâmeti yoktur. Öyleyse bu toplumun yoldan çıkışında gözden kaçırılmaması ve asıl bilinmesi gereken şeyin, bu alttaki sapkınlığın olanca karakterini üstteki sapkınlıktan aldığı, ona bütün ilhamı ve örneğini mevcut rejimin verdiğidir.

Bu gidişat ülkeyi ne yazık ki kan gölüne döndürecek bir gidişattır.

Daima böyle olmuştur, büyük sapkınlıkların ardından büyük hesaplaşmalar gelir. Ahlâksızlığın ayyuka çıktığı her yerde felaketlerin ardı arkası kesilmez. Ve böyle olması doğal süreçtir. Eğer bu doğal süreç yaşanmıyorsa asıl facia odur. O zaman yok oluş birikiyor demektir.

Bunun böyle olduğunu bildikten sonra hiçbir şey çözümsüz değildir. Biz bu ülkenin istikbâlde tarihî bir misyon ifa edeceğine inananlar için umut hâlâ vardır. O da hiç şüphesiz siyasî değişikliklerden, inkılâplardan geçer:

Derhal ve kayıtsız şartsız Batılı olmayan usûllerle Batılılaşmak aymazlığından vazgeçmek gerekir. Bu vazgeçiş, başta uydurma ilâh kültünü, yoktan yaratılma efsanesini terketmeyi, Batı tipi demokrasi ve liberalizm çevresindeki tüm kültür erozyonundan kurtulmayı, ekonomiyi millileştirmeyi, kapitalizm ve faiz düzenini en küçük emarelerine kadar kaldırıp atmayı, NATO’dan çıkıp bağımsız bir yol tutmayı gerektirir.

Diyaneti kapatmayı, din eğitimi ve dinî oluşumları elekten geçirmeyi, en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm cemaat, tarikat ve dinî toplulukları, en küçük gelir gider tablolarına ve ilişkilerine kadar incelemeyi, en ufak ahlâksızlık barındıranları ilgâ etmeyi, sorumlularını sallandırmayı gerektirir.

Topluma bulaşan tüm suçu ortadan kaldırmak için acımasız olmayı, en küçük hırsızlık ve dolandırıcılıklardan en büyük cinayetlerine kadar, “mikroba merhamet hastaya merhametsizliktir” ölçüsünce yok etmeyi, rüşveti, kayırmacılığı kökünden hâll-ü-fasl etmeyi, bunun için bir müddet tiranlık rejimi görüntüsünden sakınmamayı, hürriyeti ancak fikir hürriyeti, hak hürriyeti, iyi için hürriyet bilmeyi, başıboşluğu bitirmeyi gerektirir.

Bizim içtimaî düsturumuz Sosyal Darvinizm’in tam tersidir: Darvinizm, zayıfları ve hastaları yok etmeyi, kötülere güçlü olmaları şartıyla sonsuz kötülük hürriyeti sağlamayı gerektirir. İslâm’da ise zayıflara ve hastalara sonsuz merhamet, kötülüğe karşı ise misilsiz şiddet esastır.

Hürriyet, iyilik içindir. Kötülüğe hürriyet yoktur. Hürriyet bir yana, merhamet de yoktur. Allah, insana, iyiliği sağlamayı ve kötülüğü yasaklamayı emrettiğine göre, tüm kötülük, tüm çeşitleriyle İslâm’ın düşmanıdır. İslâm toplumunda sadece iyiler ve iyi olmak isteyenler yaşayabilir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin