BATI, “BENİM ADAMIM ERDOĞAN!” DEDİ
Nihan ÖZTÜRK – Adımlar AVRUPA
19 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protestolar, Avrupa ve Dünya kamuoyunda geniş yankı buldu.
Fakat bildiğimiz o eski ağız gitmiş, yerini tamamen sönük ve kısık sese bırakmış…
İmamoğlu ve Özgür Özel her ne kadar Batı’ya seslenseler de bekledikleri desteği bulamadılar. Bulamadılar zira Batı, Türkiye’de kendi adamlarının Erdoğan olduğunu ortaya koyacak şekilde tavır aldı.
Batı için önemli olan nedir?
Türkiye’nin Batı çizgisinde tutulması ve istediklerini alabilmeleri. Erdoğan bunu yapıyor mu? Yapıyor. Macera aramaya ne gerek var değil mi?
Erdoğan bunu nasıl yapıyor?
Türkiye’yi Batı’ya pazar yapmaya devam ederek. Finans kapitalin oyunlarına açık tutarak. NATO’dan çıkmayıp Batı destekçiliğine devam ederek. Ukrayna’ya silah satarak. İsrail’e ciddi bir tavır koymayarak, vanaları açık tutup petrol satışını direk, diğer ticareti de dolaylı yoldan devam ettirerek. İncirlik, Kürecik gibi üslerden İsrail için istihbarat ve lojistik kanallarını açık tutarak. Milyonlarca mülteciyi tutarak. Suriye ve diğer İslâm beldelerine, Batı çizgisinde İslâmcı rejim görüntüsüyle örnek olmaya devam ederek… Batı’nın İslâm ülkelerine saldırılarına destek olarak… Daha yeni, Trump ve Macron, bölgeyi Erdoğan’a emanet ettiklerini söylemedi mi?
Yani Batı, CHP’li ve diğer batıcıların, “Erdoğan batı karşıtı!” lâflarına değil icraata bakıyor. CHP’lilerin, Batı karşıtı dedikleri adam, Türkiye’de bu güne kadarki iktidarlar arasında Batı çıkarları adına en istikrarlı yönetimi devam ettirmekte…
Dolayısıyla bu durum, Batı’dan yapılan açıklamaların dozajına da tesir etti ve Batı, protesto gösterilerini geçiştirmeye çalıştı.
İlk açıklamayı Rothschild’in Fransa’yı yönetmek üzere görevlendirdiği Macron, 27 Mart tarihinde yaptı. Macron, efendisi Rothschild’e milyarlarca dolar kazandıran İmansız İslâmcılık rejimini fazla hırpalamamaya özen göstererek şöyle dedi:
“Muhalefet figürleri ve sivil toplum üyelerinin sistematik soruşturmaya tabi tutulması, haber alma ve toplanma özgürlüğüne saldırılar ve İstanbul belediye başkanının gözaltına alınıp tutuklanması yalnızca pişmanlık duyulacak ihlal ve saldırılardır.
Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var. Avrupa’nın da güvenlik konusunda üstlendiği sorumluluk için verdiği sözlere bağlı kalan ve demokratik yolu izleyen bir Türkiye’ye ihtiyacı var.”
Almanya’nın önde gelen dergilerinden Der Spiegel, on binlerce kişinin Türkiye hükümetinin istifasını talep ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın protestoları “sokak terörü” olarak nitelendirmesine rağmen halkın geri adım atmadığını bildirmiş. Ekstra bir suçlama mevzubahis değil…
İngiltere’nin The Guardian gazetesi ise, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından kalabalıkların protesto yasağını deldiğini ve Türkiye’de binlerce kişinin sokaklara döküldüğünü aktarmış. Bu kadar!
Fransa’nın Le Monde gazetesi ise Türkiye’de yüzbinlerce göstericinin İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto ettiğini belirtmiş. Yani hemen geçelim, Fransız gençleri de gaza gelmesin!
Uluslararası insan hakları örgütleri de Türkiye’deki gelişmelere tepki göstermiş. Amnesty International’ın Avrupa Direktör Yardımcısı Dinushika Dissanayake, alınan önlemleri “drakonik” olarak nitelendirmiş ve barışçıl protestoların bastırılmasını eleştirmiş. Ayrıca, Human Rights Watch ve Amnesty International gibi kuruluşlar, Türk hükümetine barışçıl göstericilere yönelik saldırıların durdurulması çağrısında bulunmuş. Dostlar alışverişte görsün!
Ak trollerin, “Batı bizi istemiyor, CHP bizi Batı’ya şikâyet ediyor!” edebiyatı ile güttükleri algı operasyonunun aksine, Batı’nın mührünü elinde tutanlar, Türkiye’de bütün bu olan bitene rağmen, AKP rejimine karşı ciddi bir itiraz getirmediler şu âna kadar.
Oysa 90’lı yıllar ve öncesinde, istemedikleri bir iktidara karşı nasıl tepki verdiklerini gayet iyi biliyoruz.
Batı, BOP Eşbaşkanı’nı ve kendileri açısından en faydalı iktidarı gözden çıkarmış değil.
Batı, Özgür Özel ve CHP ve diğer Batıcıların Batıcılıklarındansa, AKP ve Erdoğan tipi sözde yerli ve millîciliği kendisi açısından daha faydalı görüyor, bölgeyi kendi adlarına kontrol etmesi için Erdoğan’a teslim ettiklerini belirterek ve Erdoğan’a destek olmaya, köstek olmamaya dikkat ediyorlar.










