BÜYÜK SAVAŞ
Ulaş TUNCA
Trump’lı ABD’nin hedefi ne Rusya, ne Suriye, ne Türkiye, ne de İran… ABD’nin öncelikli ve en önemli hedefi Çin gibi görünüyor… ABD dış siyasetini bu hedef istikâmetinde şekillendirmekte ve dünya ülkelerine kendince “ayar vermek” çabasına girmekte.
Ukrayna’nın NATO’cu Başkanı V. Zelensky’nin, ABD’nin nadir toprak elementlerine erişmesine olanak tanıyacak anlaşmayı imzalamak üzere gittiği Beyaz Saray’dan azarlanarak gönderilmesi, ABD’nin asıl anlaşmayı Rusya ile yaptığını göstermekte.
Trump’ın Beyaz Saray’da; “Milyonlarca insanın hayatıyla kumar oynuyorsun! Üçüncü Dünya Savaşı ile kumar oynuyorsun!” diyerek, azarlayıp ülkesine postaladığı Zelensky’e, Avrupa’da ilk sahip çıkan ülke, hatırlanacağı gibi İngiltere oldu.
ABD’nin “ya kaynakların, ya canın” tehdidiyle çaresiz kalan Zelensky soluğu İngiltere’de alırken, İngiltere Başbakanı Starmer’in “İngiltere’de size destek tam. Ne kadar uzun sürerse sürsün Rusya karşısında sizin ve Ukrayna’nın yanındayız!” diyerek, sahip çıkıp kanatlarının altına alması, Zelenskiy’nin kara kaşı kara gözü için değil: ABD ve Rusya tarafından paylaşılacak olan Ukrayna’daki kaynaklardan pay alabilme gayesiyle yapılan, faydacı-menfaat odaklı siyasî bir hamleydi kuşkusuz.
Ukrayna konusunda Avrupa’yı ve Türkiye’yi de arkasına alan İngiltere, bu yağmadan pay alabilmenin hesaplarını yaparken, ABD’nin İngiltere’den Kıbrıs’ı koparacak hamlelerine şahit olabiliriz… Ukrayna’daki payın bedeli olarak, stratejik öneme sahip Kıbrıs!
İran cephesine gelince; ABD, İran’ın önüne iki seçenek sunuyor gibi görünüyor: Ağır bombardımana maruz kalmak istemeyen İran’ın, yaptırımların ve ambargoların hafifletilmesine yönelik ikinci seçeneğe daha sıcak baktığını söyleyebiliriz.
Dünya, topyekûn silahlı kuvvetleriyle ABD, Avrupa ve müttefiklerinin Çin’e karşı başlatacakları bir savaşın eşiğindeyken, Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten devlet bürokrasisinin bu savaşa, NATO şemsiyesi altında ve Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığı’nda girmeye karar verdiği… Fakat, herhangi bir menfi durum (hastalık, vefat vs.) karşısında da, B planı olarak, Yavuz Ağıralioğlu’na Anahtar Partisi kurdurularak yedek kulübesinde beklemeye alındığı da gündemde olan hususlar arasında.
Müslümanların güçlerini ikmâl ve inşâ ederek, asıl hazırlanması gereken harp, ABD-Batı ittifakıyla, Çin arasında yapılacak olan bu savaştan sonra, Siyonist/Evangelist’ler ile Müslümanlar arasında kopacak olan ‘’Büyük Savaş’’tır.
Türkiye’nin bulunduğu cephe, bütün düşmanlıkların ve sorunların kaynağı ABD-Batı İttifakı (NATO) olmamalıdır!
Büyük Doğu-İBDA fikir bağlıları olarak bizim dünya Müslümanlarına, mazlum milletlere ve insanlığa çağrımız; yaklaşan bu “Büyük Savaş”a karşın, Hak ve bâtıl savaşında kurulacak olan, kurulması gereken Başyücelik Devlet Sistemi çatısı altında bir safta birleşerek, düşmana karşı, farklı cephelerde de olsa, tek vücut olarak ‘’Mutlak Fikre’’ bağlı ‘’tatbik fikrin’’ kuracağı strateji etrafında, gösterilen hedefe doğru güçlerimizi ikmâl ve inşâ edecek faaliyetlerde bulunmak…










