BAŞÖRTÜSÜ “SERBEST” Mİ?
Ayşegül Yılmaz
Farsçada baş bağı, imza, mühür gibi mânâları ihtiva eden serbest; günümüzde istediğini dilediği şekilde yapmak anlamına gelmektedir.
Geçtiğimiz günlerde başörtülü bir şekilde, sosyal medyada paylaşımlarda bulunan genç bir kız “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek, halkın bir kesimininn benimsediği dini değerleri aşağılamak” suçlamasıyla tutuklandı. “Dil- toplum” yansıması olarak serbestlik algısı, istediğini yapmak olarak şekillenmiş on yedi yaşındaki Fatma Soydaş’ta…
Sosyal medyada en çok tepki alan, kendini “Zebani” olarak tanıtan çocuk ile olan paylaşımı oldu. Yakınlaştıkları sahnelerin “yapay zeka” uygulaması olduğunu, gerçek olmadığını söylese de tepkiler azalmadı. Yapay zeka ile yapılan kurgulamalar “sanal günâh” olur mu, “masum günâh” mı desek? gibi sebep olduğu tartışmalar ortasında, kendisini savunmaya geçen Fatma… Ne yazık ki sistemin, bir takım projelerin ve renkli, kolay para kazanımlı hayat algısının pençesine düşen, kendini ve geleceğini karartan gençlerden sadece bir tanesi. Göz önünde olmak onun bahtı. Bugün Manifest konserine akın akın giden çocuklar, yarının Fatmaları, Zebanileridir. Niçin önü kesilebilecekken kesilmiyor? “Müstehcenlik” suçu dibine kadar işleniyor bu konser sahnesinde. Başörtülü anneler, kızlar da var ve sahnedekilerle aynı hareketleri sergiliyorlar alenî olarak.
Liselerin okul çıkış saatlerinde şöyle bir turlayalım etrafı, gençlerin doldurduğu kahve dükkânlarına oturalım, sevgi evlerini ve yurtlarını doldurmuş mağdur çocukları dinleyelim mesela… Kaç Fatma, kaç Zebani göreceğiz…
Sistem, “kadın da çalışmalı” diyerek önce anneyi aldı çocukların ellerinden. Para kazanan annenin yanında artık babanın fonksiyonu etkisizleştirildi. Otorite yok oldu. İçi boşaltılan eğitim ve liyakatsiz eğitimciler yüzünden bu alanda da; nasipsizlik oldu çocukların payına düşen. Evde anne-baba yoksunluğu, ikinci yuva olan okulun binalardan ibaret kalışı, teknolojinin kültür, inanç süzgecinden geçirilmeden hesapsız
kabûlü.
Başörtüsüne itibar kazandırıldığı iddiası, Fatma Soydaş olayı ile düşünülmeli ve değerlendirilmeli gibi.,. Bugün Fatma ve birçok başörtülü genç kız içi boş eğitimhaneler gibi; şekil-muhteva uyumu yok. Bu mu itibar?
Fatma, “ben müslümanım” derken Zebani zebaniliğini vurguluyor. İkisi sevgili olarak görünürken üçüncü bir karakter de var; Unicorn. “Hepimiz biriz, aynıyız” mesajı dillendirirlerken işin proje ayağı gün yüzüne çıkıyor aslında.
Unicorn: Tek boynuzlu renkli bir hayvan sembolü. Çocuk kıyafetlerinde, eşyalarında, oyuncaklarda sık kullanılan bir karakter. LGBT sembolleri arasında da gösterilir. Ayrıca unicorn, “halihazırda birlikte olan bir çiftin ilişkisine sonradan dahil olan ve genellikle nadir bulunan üçüncü kişiyi (genellikle biseksüel kadınları) tanımlamak için kullanılır”…
Halkın çoğunluğunun inancına ters, insan fıtratına aykırı, aile yapısını ifsada yönelik tutum ve davranış sergileyen, lgbt lobisini ve bunu yayan, öven, teşvik eden yayınları, kişileri, medya ağlarını görmezden gelerek, güya “ahlâk avcılığı” yapmak; onların projelerine ortak olmak demektir. Bir çok gencin ve çocuğun bu ağın içinde telef olmasına, insanlığın ifsadına hizmet etmek demektir.










