ROMANYA’NIN LİBERAL KÜRESELCİLİĞE İSYANI

Alexander Dugin, George Simion’un Romanya’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turdaki zaferini, Avrupa’nın muhafazakar yükselişinde yeni bir kıvılcım ve ülkenin Ortodoks canlanmasının bir işareti olarak görüyor.

Alexander Dugin

Romanya’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda egemenlikçi aday George Simion’un zaferi çok önemli bir olay. Bu, Romen halkının liberal Avro seçkinlerinin ve küreselci diktatörlüğün egemenliğine son verme iradesini teyit ediyor. Romen halkının Ortodoks bir halk olduğunu hatırlamak da önemlidir. George Simion ve daha önce diskalifiye edilen aday Călin Georgescu, geleneksel değerlere dönüşten bahsettiklerinde, Ortodoksluğa dönüşü kastediyorlar. Bu çok önemlidir.

Şu anda Avrupa’da bir muhafazakâr devrim dalgası yükseliyor. Geleneksel değerlerin destekçileri küreselcilere meydan okuyor. Bu dramın daha önceki bir perdesini Amerika’da, Trumpistlerin küreselcilere karşı mücadelesinde gördük ve bu da son ABD seçimlerinde geleneksel değerlerin zaferiyle sonuçlandı. Tabiî ki, Amerikan geleneksel değerleri hem bizden hem de Avrupa’dan farklıdır, ancak yine de geleneksel değerler olarak kalırlar.

Bu muhafazakâr devrim şimdi Avrupa’ya yayıldı ve burada çoğu Avrupa ülkesinde etkili bir şekilde diktatörlükler kuran radikal liberallerin şiddetli direnişiyle karşılaştı. Kısa bir süre önce, muhafazakâr egemenlikçi Almanya için Alternatif (AfD) partisini, herhangi bir meşrû dayanağı olmayan “aşırılık yanlısı bir örgüt” olarak tanımladılar. Bunu yaparken, hem Trump hem de Elon Musk’ın AfD’ye desteklerini ifade ettikleri gibi, yeni ABD yönetimine açıkça meydan okudular.

Benzer şekilde Trump, Musk ve Trumpist hareket, 2025 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hukuka aykırı bir şekilde men edilen Rumen egemenlikçi Călin Georgescu’yu destekledi. Georgescu daha önce 2024’te ilk turu kazanmıştı; bu sonuç, Rusya için çalıştığına dair tamamen asılsız iddialar nedeniyle iptal edildi.

Şimdi, yeni bir seçimin ilk turunda, Georgescu tarafından onaylanan George Simion, oyların %41’ini alarak liderliği ele geçirdi. Zaferi sadece Romen halkı için değil, aynı zamanda liberal-küreselci diktatörlüğe karşı mücadelesinde bir bütün olarak muhafazakâr Avrupa için de bir zaferi temsil ediyor.

Tabiî ki, Simion’un tüm jeopolitik pozisyonları bizimkiyle aynı hizada değil. Yine de Kiev rejimine karşı çıkıyor, savaşı reddediyor ve liberalizme ve onun diktatörlüğüne direniyor. Bunu yaparak, nesnel olarak müttefikimiz olur. Trump’ın zaferi, tıpkı Trump ve diğer Batılı muhafazakârlarla olan bağlarımızın sürtüşmesiz olmadığı gibi, sorunsuz ilişkiler anlamına gelmeyecek. Mükemmel uyum imkânsız olacak. Ama en azından, bu figürler düşmanlarımızın düşmanıdır. Özellikle, Simion, ortak düşmanlarımız olan küreselciler tarafından Kiev’de kurulan neo-Nazi rejimine karşı duruşumuzu paylaşıyor.

Küreselcilerin Romen halkına karşı daha fazla eylemde bulunmaları muhtemeldir. Muhafazakâr bir cumhurbaşkanı seçmek için ilk girişimleri -Georgescu- engellendi. Bu şimdi ikinci deneme. Ve küreselcilerin hiçbir şeyden vazgeçmeyeceklerini görebiliriz: Siyasî suikastlar, düpedüz terörist taktikler, kendilerine karşı çıkan siyasî figürleri yasaklamak ve cezaî olarak kovuşturmak ve seçim sonuçlarını iptal etmek veya revize etmek.

Tekrar edeyim: Avrupa tam teşekküllü bir liberal diktatörlük haline geldi. Kısa bir süre önce, birçok kişi liberalizmin asla diktatörce veya totaliter olamayacağını iddia ederek bu fikirle alay etti. Oysa bugün, liberal bir diktatörlüğün ve liberal totalitarizmin gerçekte ne olduğunu hepimiz açıkça görebiliriz. Bu rejim, halkın demokratik iradesini görmezden geliyor, siyasî muhalifleri “aşırı sağcı” ve “aşırılıkçı” olarak damgalıyor ve tüm demokratik normları ihlâl ediyor.

Trump, Amerika’daki bu diktatörlüğü en azından geçici olarak yenmeyi başarmış olsa da, Avrupa muhafazakâr devrimini henüz gerçekleştirmedi. George Simion’un ilk galibi olacağına dair umut var. Romenler için geleneksel değerlerin Ortodoksluktan ayrılamaz olduğu göz önüne alındığında, Simion’un neredeyse kaçınılmaz zaferi -eğer ikinci tur devam ederse- muhtemelen Rus-Romen ilişkilerinin geliştirilmesi için elverişli koşullar oluşturacaktır. Bu sonuç, özellikle de oyların %13’ünü alarak dördüncü olan eski Romanya Başbakanı Victor Ponta’nın Simion’u şimdiden desteklemesinden bu yana giderek daha kesin görünüyor.

Son bir not… Bazı gözlemciler, Simion’un Romanya ve Moldova’yı yeniden birleştirme önerisinden korkuyor. Moldova’nın şu ânki cumhurbaşkanı Maia Sandu -küreselci ve Soros’un atadığı- egemenlikçi Simion’un tam tersi. Bu bağlamda, aralarında tam bir anlayış eksikliği kaçınılmazdır. Romanya’nın yakında Rusya’ya, bir zamanlar bizim için çok değerli ve tanıdık olan Moldova’dan daha yakın olma ihtimalini bile göz ardı etmem.

Ama şimdilik en önemli öncelik bu seçimin adil bir şekilde ilerlemesini sağlamak. Romen halkının iradesini özgürce ifade etmesine izin verilmelidir. Romanya’da bile liberal diktatörlüklerini dayatan Avrupalı küreselcilerin, Ortodoks Romen halkının ifade özgürlüğünü bir kez daha sabote etmelerine izin verilmemelidir.

Çeviren: Adnan DEMİR

Kaynak: geopolitika

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin