TERÖRİST DÜŞMAN NATO’YA HİZMET ETMEKLE SEVİNİYORLAR
Ahmet ÖLÇÜLÜ
İnsan düşmanına hizmet etmekle sevinir mi?
Düşmana ettiği hizmet karşılığı aldığı aferinle övünür mü?
Düşmana ettiği hizmet gittikçe daha kaliteli hâle geldikçe, düşmanın bunu takdir ederek daha üst ve kritik görevlerde hizmet etme görevi vermesiyle gurur duyar mı?
Böyle bir alçalışı iyi bir halt yiyormuş gibi göstermeye kalkar mı?
Düşmanın helâ taşlarını temizlemekle başladın, aferin aldın; düşmanın kendi askeri ölmesin diye ona ucuz asker verdin, bravo dediler; derken biraz teknolojik şeyler vs derken biraz daha teknolojik hizmetler.
-“Aferin sana Urban Usta. Sen daha çok çalış, kendini daha geliştir ve bize daha çok hizmet et!”
ASELSAN, terörist Batı’nın katliam silâhlarını üreten dünyanın en büyük silâh tekelleriyle birlikte, Kuzey Atlantik Terör Örgütü NATO için hava savunma sistemleri geliştirecekmiş…
Mühendisler çalışıp çabalamış, bir seviyeye gelmiş de AKP iktidarı onları NATO’ya hizmet ettirecek.
“Sistem” dediğimiz şey budur: Seni alır, kendine hizmetçi kılar, sen de bununla övünürsün. Çünkü senin alternatif sistem derdin yoktur. Sistem içinde kendine yer bulmak sana yeter. Bununla övünürsün, bununla gurur duyarsın. Mafya düzeninde payen arttıkça kendini bir şey oluyorum zannedersin; zannettirirler. Sistem içinde payen arttıkça söz hakkın da artar ve bunu da bağımsızlık ve güçlenmiş olmakla tevil edersin. İdrakler iğdiş edildiğinden de bu işin mankurtluk demek olduğunu bile anlamayacak hâldesindir. Bilakis, mankurtluğunla övünürsün. O NATO silâhları masumlara karşı kullanılıp masum kanı akıttıkça, o kan elimize bulaşmış olmayacak mı? Katillerden, zalimlerden olmayacak mıyız? Allah belâsını versin böyle teknolojinin, böyle ilerlemenin, böyle güçlenmenin. Zalimlerden olmak için güç istenir mi? Zalimlerden aferin almak için onlara hizmet edilir mi? Bahanesi hazır: Biz kendimizi daha çok ilerletip, güçlenip bunlara kafa tutabilmek için… Sen onu git, onlarla birlikte çalışarak ürettiğin cinayet silâhları ile katledilecek masumlar, bebeler, hamile kadınlar, daha doğmamış yavrular, akıttığın kanlarının hesabını sorduğunda onlara ve Allah’a anlat! Ne diyeceksin?
-“Bu masumları, bu doğmamış bebeleri, güçlenmek için zalimlerle bir olup öldürdük!”
Zamanında Özal da Amerika ile birlikte Irak’ı bombalamak için uçakları gönderiyor, “pilotlarımız için eğitim oluyor, kendilerini geliştiriyorlar!” diyordu.
Güçlenmek için zalimlerle bir olup, zulmetmeyi seçenler…
Bizim nisbetimiz;
-“Zalim olmaktansa, mazlum olmayı tercih ederim!”
Diyen Kumandan Mirzabeyoğlu’nadır.
Bu bir tercihtir ve her tercih ahlâkî bir karakter belirtir. Biz, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ahlâkıyla ahlâklanmak kaygısındayız. Zalim olmaktansa mazlum olmayı tercih etmek, İBDA nisbetidir. Biz, güç ve kuvvetin ancak Allah’a ait olduğunu biliriz ve O’na sığınırız. Bize, zalimlere meyletmeden güç ve kuvvet vermesini O’ndan dileriz. Zalimlere meyletmeden, sadece Allah’a güvenip, Allah’a sığınarak da güçlenilebileceğinin ispat etmek vazifesi altındayız. Zalimle iş tutan, zalimle bir addedilir.
Hatta, zalimle iş tutanla iş tutan bile. Hani meşhur kıssada geçer ya, zalim hükümdara elbise diken terzi, kendisinin zalime yardım edenlerden olup olmadığını zamanın alimine sorunca, “hayır, sen zalime yardım eden değilsin; zalime yardım eden sana iplik satan tüccardır. Sen zalimin ta kendisisin!” cevabını almış ya… Bırak elbiseyi, iğne ipliği, doğrudan katliam için ekipman üretiliyor…
Düşmanına yaranmak, zararsızlığını göstermek. Elde silâh döğüşeni seyretmek… Bırak zararsızlığı, düşmanına faydalı olacağını gösterip bununla övünmek… Bırak tarafsız kalıp seyretmeyi, elde silâh döğüşenlere karşı düşmanı silâhlandırmak…
“Güç senin, kuvvet senin, kudret senin yarabbi! Senin izninle büyüklerimizin! Büyüklerin ruhaniyetini üstümüzden eksik eyleme yarabbi!”
Ya Muntakîm Allah; bizi, zalimlere meyletmeden sen güçlendir ve mazlumların intikâmını almayı nasip et!










