KÜRECİK DÜŞMANI KORUYUP CESARETLENDİRİYOR
İslâm İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi 51. Oturumu’na katılan Erdoğan yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“İran’ın, İsrail’in bu devlet terörü karşısında nefsi müdafaa çerçevesinde halkını savunmak amacıyla aldığı tedbirler gayet doğal, meşru, hukukidir. İsrail’in terör saldırılarında, bombardıman ve suikastlarında vefat eden İranlı kardeşlerimiz için ülkem ve milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Binlerce yıllık tarihiyle, zorluklar karşısında sergilediği dayanışmayla ve güçlü devlet tecrübesiyle İran halkının inşallah bugünleri de atlatacağından hiçbir şüphe duymuyoruz.
Türkiye olarak bölgemizde sınırları kanla çizilecek yeni bir Sykes-Picot düzeninin kurulmasına izin vermeyeceğimizi burada önemle vurguluyorum.”
Yandaş medyanın büyük kısmı, açıklamayı manşetini taşıdı. Kimi “Yeni Sykes-Picot’lara izin vermeyeceğiz” dedi kimi “Yeni sınırlar çizdirmeyeceğiz”, “Sınırları kanla çizdirmeyiz” başlıkları attı kimi de “İslam dünyası birlik olmalı” vurgusunu öne çıkardı.
Sabah gazetesinden Mahmut Övür, “Sanıyorum ilk kez Doğu ‘bıçak kemiğe dayandı’ noktasında.” dedi…
İyi güzel de, “van münit” dedi de ne oldu?
Son tahlilde Mavi Marmara şehidlerinin kanları satıldı ve İsrail meşrulaştırıldı.
İran’a İsrail saldırınca kınayabildiler ama ABD saldırınca yutkundular.
İsrail’le devam eden “dolaylı” ticaret ve Kürecik’ten İsrail’e bilgi akışı devam etmekte…
Yani madem İran’ın cevabı meşrû, o hâlde, maşrû bir hamleyi lafta desteklerken, fiiliyatta o hamleyi tesirsiz kılmak için çalışmak demek olan Küreciği ne yapacağız? Meşrû hamleyi tesirsiz kılmak ve saldırganın kendini güvende hissetmesini sağlayarak daha da saldırganlaşmasına sebep olmak… Meşrû hamleyi yapanın hamlesini tesirsiz kılmaya yardım ederek, düşman karşısında zayıf görünmesine sebep olmak, düşmanı korumak ve cesaretlendirmek…
Erdoğan’ın bir özelliği de Başkomutan olduğunu vurgulamak… Başkomutansın madem, düşmanı koruyup cesaretlendiren düşman üslerinin vatan toprağında ne işi var? Bu üsleri zamanında kapatmıştık. Kimse, “kapatılırsa şu olur, bu olur” demesin. İşlerine geldiği yerde, çoban isterse tekeden teleme çalar diyenler de kendileri…










