ZAMANE HOCALARI: KİMİ MAMACI, KİMİ AHMAK…

Selim Gürselgil

Cübbeli Hoca’nın Göbeklitepe açıklaması gündeme bonbon gibi düştü:

“Milleti de inandırıyorlar. Şanlıurfa’da bulmuşlar bilmem ne tepesi. Tamam çok güzel, çok eski. ‘Kaç sene sence’, ‘Bence 100 bin’… ‘Sence’, atış serbest… ‘200 bin’… ‘Sence’, ‘1 milyon sene’ ya. Çüş… 1 milyon sene değil, 100 bin sene değil, 10 bin sene evvel Urfa da yoktu Harran da yoktu. Âdem aleyhisselâm yoktu. Âdem aleyhisselâm yokken Urfa’da kim ev yaptı ya? Kusura bakmayın, ağzımı bozmayalım.”

Bilginlerin atikiyyata (arkeoloji) dair tarihleme yöntemletini “çüş! salla sallayabildiğin kadar…” şeklinde karşılayan bir dindarlıkla (!) ortada dolanıyoruz.

Sizce bir sonraki nesilde, ateizm/deizm furyasını çıktıktan sonra elimizde kaç tane dindar kalacak? Kalanlar da bu gidişle en döküntüleri, en cahilleri olmayacak mı?

Zaten yaşadığımız bir süreç. En zeki gençlerimizi Batılılar elimizden alıyor, en döküntüleri de uyanık vaizlerin tezgâhlarında mal olarak kalıyor.

Bırakın bu işleri! İsrailiyatı terkedin. Onu “geçmişin ilmi” olarak görün, “imânın rüknü” değil… Bugünün ilmi, her dindar için, “geçmişin ilmi”ne yeğdir.

Hz. Âdem’in dünyaya geliş tarihine ilişkin Kur’ân’da ve Sünnette bir beyan yoktur. Sadece “Dünyanın ömrü 7 gündür” şeklinde bir hadis vardır ki, o da geçmişte, geçmişin ilmiyle (İsrailiyatla) tevil edilmiştir.

Halbuki bugün pekâlâ “bugünün ilmiyle” ve arziyat (jeoloji) devirleri olarak anlaşılabilir. Beis mi var?

*

Ben hiç ilm-i feraiz konusunda vaaz veren hocaya denk gelmedim. Halbuki feraiz farzdır. Temel kurallarını Kur’ân’da bizzat Allah tarif etmiştir. Bir vaiz de çıkıp şöyle diyemez mi:

– Ey cemaati müslimin, mirasınızı kâfirlerin usulleriyle taksim etmeyin. Müminin terekesi, feraizle taksim olunur.

Yahut -yine İslâm hukukunun- esaslarından olan mudarebe (emek-sermaye ortaklığı) sistemi:

– Ey iş sahipleri, sermaye sahipleri! Çalışanlarımıza kâfirlerden bile daha düşük maaş verirken Allah’tan korkmuyor musunuz? Şirketlerinizi mudarebe prensiplerine göre tanzim edin. Emeği ve sermayeyi ortak kılın. Şeriatın istediği budur.

Yok, böyle vaazları hayatta duyamazsın. Vaiz dediğinin aklı fikri aşağısındadır. Ona göre şeriatın tek derdi, şu yoldan çıkmış hayvanı zaptetmek veya aslında zaptetmemek de mevcut şartlarda zaptetmek zorunda kalmaktır. Din budur.

Froydçu Gıyasettin Hoca. Romana böyle bir karakter eklesem fena olmaz aslında. Vaizler bahsini hafif geçtik. Sırf mahkeme sahnesi.

Muhafazakârlık diye bir din çıkardılar, misk-ü-amber. Kapitalizmin semaye oligarşisini, kişisel ibadetlerle harmanlayıp, din bu diye dayatıyorlar. Dünya küfür düzeninin putları önünde tavşan, halka karşı aslan.

Öyle bir din yok. Ya şeriat, ya ölüm!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin