HERKES İÇİN ADALET
Mehmed KAYA
Yusuf Ziya Gümüşel üzerinden iktidara yakın İslâmcı kesim yargı ve hukuk sistemini eleştiriyor. Çok garip; yani yıllardır her kesim, hatta kesimsiz sade vatandaş dahi hukuk sisteminin mağduru iken, yıllardır hukukun ırzına geçilirken sesleri çıkmıyor da bir hadise üzerinden “Vay efendim hukuk katlediliyormuş!” filan deniyor.
Türkiye’de yargı mekanizması yıllardır silindir gibi toplumun üzerinden geçerken, çıtı çıkmayanların, sırf kendilerine yakın birinin uğradığı haksızlık karşısında adalet naraları atmaları mide bulandırıcı.
Hele bir tanesi var ki sözde mütefekkir diye yutturdukları sahtekâr çıkmış, “İdeolojik bir grubun baskısı ile Yusuf Ziya Gümüşel’in tutukluluğu hukuksuz devam ediyor,” diyor.
Mütefekkirliği de ancak bit yavrusu çapında olan buna sormak gerek; senin ideolojinin, senin gücünün ve senin mahallenin baskısıyla alınan hukuksuz kararları, karartılan hayatları nereye koyacağız?
İşin trajikomik tarafı şu: Eğer iddia ettiğin gibi bu ülkenin hukuku, muhalif bir grubun tesiri altında kalabilecek kadar satılık ve zayıfsa; o hâlde düşün ki muazzam bir devlet gücünü elinde tutan iktidara yakın ideolojiler, hukuka bugüne kadar neler yaptırmıştır? Merdi kıpti, şecaat arzedeyim derken sirkatin söylüyor…
Zulüm gören senden diye ortalığı ayağa kaldırıp, başkasına reva görülen haksızlığa karşı kafanı çeviriyorsan, sırtını dönüyorsan, senden âlâ zalim mi var?
Hoşunuza gitsin ya da gitmesin; hukuk, adalet dağıtmak, milletin hakkını ve hukukunu korumak için değil; egemen olanın haksızlığını meşrulaştırmak için kullanılmktadır.
Bu hadisede hukuk çığlığı atanlar adalet arayışı içinde değiller, sadece kendi imtiyazlarını istiyorlar.
Bu samimiyetsiz, ikiyüzlü tavır sadece iktidara yakın çevrelere ait bir hastalık değil. Cemiyetin ekseriyetine işlemiş genel kalitesizlik, her kesimi sarmış toplumsal bir çürüme.
Seküleri, milliyetçisi, solcusu veya dindarı fark etmiyor; bu ülkede herkes sadece kendi mahallesinin cenazesine ağlıyor. Kendinden olmayanın uğradığı haksızlığı gördüğünde ise kafasını çeviren, hatta içten içe “İyi oldu, gebersin,” diye pis pis sırıtan ikiyüzlü bir gürûh var karşımızda.
José Saramago’nun Körlük kitabında dediği gibi:
“Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören ama görmeyen körlerdik.”
İşte Türkiye toplumunun özeti budur: Herkes her şeyi görüyor ama işine gelmeyeni görmezden gelecek kadar ahlâkî körlük yaşıyor. Herkes sıranın kendisine gelmesini bekliyor ama o ân gelene kadar başkasının cellâdını alkışlamaktan geri durmuyor.
Hukuku sopa gibi kullanan zalim egemenler cüretlerini kendi dehalarından veya güçlerinden almazlar. Onların en büyük gücü, toplumun -sözde aydınların- omurgasız ve ikiyüzlü sessizliğidir.
Antonio Gramsci, adaletsizliğin yükselişini analiz ederken, en büyük suçlu olarak iktidarları değil, toplumun eylemsiz çoğunluğunu işaret eder:
“Kayıtsızlardan nefret ediyorum. Friedrich Hebbel gibi, yaşamanın taraf tutmak olduğuna inanıyorum. Kimse, toplumun dışında yalnızca insan olarak var olamaz. Gerçekten yaşamak yurttaş olmaktır, iştirak etmektir. Kayıtsızlık irade kaybıdır, asalaklıktır, korkaklıktır. Kayıtsızlık yaşamak değildir. Bu yüzden kayıtsızlardan nefret ediyorum.
Kayıtsızlık tarihin ağır yüküdür. Yenilikçinin boynuna geçirilmiş değirmentaşıdır, en parlak gayretlerin boğulduğu atalet durumudur, eski şehri kuşatan ve şehri en güçlü duvarlardan, en cesur askerlerden bile daha iyi savunan bataklıktır. Çünkü saldırganları karanlık girdaplarında yutar, telef eder, umutsuzluğa düşürür, bazen de kahramanca eylemlerden alıkoyar.”
Zaten zalimler bu ikiyüzlülükten ve kayıtsızlıktan cesaret alıp, güç bulup zulmünü artırıyorlar. Çünkü biliyorlar; canı yanan her kesim sadece kendi canının derdinde, kimsenin ortak bir adalet paydasında buluşup ses çıkarma namusu yok.
Zulüm kime yapılırsa yapılsın karşısında dimdik duracak, adalet kimin için gerekirse gereksin amansızca savunacak ahlâkî olgunluğa erişemediğimiz sürece, hukuk sadece güçlü olanın zayıfı ezdiği sopa olarak kalmaya devam edecektir.
ADALET GÖĞÜN DİREĞİDİR.
ADALET YIKILIRSA GÖK YERİNDE DURMAZ!..
Kut’adgu Bilig / Yusuf Has Hacip










