MÜNAFIKLARI ENSELEME REHBERİ

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Abdullah Kayacan, mevzu hakkında şu notu düşmüş:

Bir insanı inandığı değerlere bağlılığı söyleminde değil eyleminde kendini gösterir.
Münafığı, Mürtedi, yalancıyı ve iki yüzlüyü söyleminde değil eyleminde yani, eşya ve hadiseler karşısında aldığı tavırda yakalayabilirsiniz.
Herkesin özü eylemiyle ortaya çıktığına göre, ezanına, salasına, vatan severliğine itibar ve dikkat sadece ahmaklık…”

Üstad Necip Fazıl, “ben sizden yaptıklarınızın değil, yapabilecekken yapmadıklarınızın hesabını soruyorum!” demekteydi…

Yapabilecekken, yapılması gerekirken yapılmayanlar…

Gavat, namusuna uzanan ele müdahale etmeyendir meselâ…

Yapılması gereken belli ama yapmamasıyla kendini ele veren. Lafta acayip namus hassasiyeti olduğu izlenimi verebilir… Ama namusuna el uzatıldığında, o eli kırmak yerine, kırmamanın milyon türlü mazeretini üretir. Meşhur fıkrada olduğu üzere, “du’ bakali n’olcak?” der, durur…

Yapılması gerekirken yapılmayan her bir iş, “sağına ve soluna bakınmadan ben varım!” deme hikmetine terstir.

Münafıklığın alâmeti konusunda bakılacak nokta, iş ve ameldir, laf ve hamaset değil.

Münafık, laf ve hamasette en ileri görünebilir, lâkin, bu ileri ve keskin tavır içinde esasında müslümanları yapılması gerekenden alıkoyan, mani olan portresiyle sırıtır.

Cihad ve gazanın gerek olduğu yerde lâf üreten, iş yapılması gereken yerde hamaset tekerleyen…

Ağızlarından dökülen ile çizdikleri tabloya bakarsan dünya lideri, ellerindeki silâhlar ile dünyaya korku salıyor ama fiiliyatta, katliamlara, soykırımlara, cinayetler karşısında ancak konuşmaktalar. Sorarsan da acayip müthiş işler yapmaktalar ama bizim gibi faniler bunları anlayacak kapasiteye sahip değil ve “niçin bir şey yapmıyorsunuz?” diye sorunca da bozgunculuk yapmış oluyoruz. Onlar o akdar acayip işler yapmaktalar ki, bizim gibi fanilerin bunları anlamaya akılları yetmez…

Mesele bizim anlayışssızlığımız mı yoksa katliamalrın, cinayetlerin, soykırımların devam ediyor oluşu mu? O çok müthiş gizli saklı işlere rağmen her şey daha da kötüye gitmekte gözler önünde…

Ama gözümüzle gördüğümğze değil, bu soytarıların, “çok gizli müthiş işler oluyor!” teranelerine inamamız gerekmekteymiş…

Ve tam da münafık tarifine uygun: Münafık kendini lâfla perdeler, yapılması gerekenleri yapmaktan kaçar…

Namazda, niyazda çok hassas görünür ama düşmana karşı yapılması gerekeni yapmaktan kaçar ve bunun için de süslü bahaneler, mazeretler üretir durur.

İçi boş hamaset…

Demagoji…

Sahibi olmadıkları mânâların maliki görünmeye çalışma…

Fethedilen alanda fatihçilik…

Bunlar bariz vasıflarıdır…

Kişinin lafına değil, işine bakılmalı.

Ne demiş merhum Ziyâ Paşa:

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”

Kıyım, katliam, soykırım apaçık. Gerisi münafıkların kendilerini saklamak için hayasızca uydurdukları süslü yalanlar…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin