ABD’NİN YENİ ULUSAL SAVUNMA STRATEJİSİ TASLAĞININ ARKASINDAKİ MANTIK

Andrew Korybko

Amerikalı politika yapıcılar kendi bakış açılarına göre en kötü senaryoya, yani ABD’nin Doğu Yarımküre’den çıkarılmasına hazırlanıyorlar; dolayısıyla kıtalarında stratejik özerkliğe acilen ulaşmayı hedefliyorlar.

Politico, Eylül başında ismi açıklanmayan ABD kaynaklarına atıfta bulunarak, taslak Ulusal Savunma Stratejisi’nin seleflerinden –Trump’ın 2018 tarihli ilk taslağı da dahil– köklü biçimde farklılaşacağını ve Çin ile Rusya’yı çevrelemeyi önceliklendirmek yerine Batı Yarımküre’ye ağırlık vereceğini bildirdi. Bu büyük stratejik dönüşün nihai versiyona girmesi muhtemeldir, zira bu süreçte genellikle sadece görece küçük noktalar değişmektedir. Eğer öyle olursa, bu durum, Avrasya’daki son gelişmelerin ABD hesaplamalarında köklü bir değişime yol açmasıyla açıklanabilir.

Elbette ABD’nin hâlâ Çin ve Rusya’yı –“Sino-Rus İttifakı”nı– çevrelemeye çalışması beklenmektedir. Ancak bu, artık öncekiler gibi doğrudan tedbirlerle değil; Çin’e karşı AUKUS+ ve Rusya’ya karşı NATO aracılığıyla daha çok dolaylı yollarla vekil güçler üzerinden yapılacaktır. Onların arasındaki jeostratejik Orta Asya bölgesine, NATO üyesi Türkiye üzerinden yeni TRIPP Koridoru ile Batı nüfûzunun aktarılması öngörülmektedir; bu da Sino-Rus ittifakının başına yeni sıkıntıların sarılması demek olurken, Amerika için maliyetlerin düşük kalmasını sağlayacaktır.

ABD’nin gelişen çalışma tarzı, bir başka bataklığa saplanma riskine girmeden ortak jeostratejik çıkarları ilerletmek için bölgesel ortakları ISR (istihbarat, gözetleme, keşif) desteği, lojistik yardımı ve silâh anlaşmalarıyla güçlendirerek “Arkadan Liderlik Etmek” şeklindedir. Özel harekâttan önce varolan çok kutupluluk süreçleri, geçen 3,5 yılda hız kazanmış ve karmaşık çok kutupluluk henüz tam olarak ortaya çıkmamış ve bunun gerçekleşmesi yıllar alabilecek olsa da öyle bir noktaya gelinmiştir ki tek kutupluluğa dönüş artık imkânsızdır…

Biden Yönetimi’nin Çin-Rus İttifakı’nı “ikili çevreleme” politikası başarısız olurken, Trump 2.0’ın Çin’in süper güç yolculuğunu hızlandırması için gerekli kaynakları ondan mahrum bırakmak üzere Rusya ile kaynak merkezli stratejik ortaklık kurmaya dayalı Avrasya büyük stratejisi de başarısız oldu. Bunun başarılı olacağına dair büyük umutlara rağmen, geriye dönüp bakıldığında Putin’in, böyle bir işbirliği karşılığında Ukrayna’da büyük toprak ve/veya güvenlik tavizleri vermeyi kabûl etmeyeceği aşikârdı.

Bu politikaların başarısızlığına paralel olarak, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS, küresel yönetişimi dönüştürmede daha tamamlayıcı roller oynamaya başladı. Bu, özellikle Rusya’nın özel harekâtının başlangıcından bu yana bazı üyelerin ekonomik-finansal bağlarını Batı’ya karşı etkileyici şekilde çeşitlendirmesiyle somutlaştı. Amerikalı stratejistler buna göre tek kutupluluğun yeniden tesisinin imkânsız olduğuna, daha karmaşık çok kutupluluğun önümüzdeki yıllara damgasını vurabileceğine boyun eğdiler; bu yüzden artık nihai yedek plâna öncelik verme zamanı geldi.

Sino-Rus İttifakı’nı doğrudan çevrelemek yerine Batı Yarımküre’ye daha fazla odaklanmak, ABD’nin kendi yarımküresindeki tek kutuplu hegemonyasının gerileyişini tersine çevirmeyi amaçlamaktadır. Hedef, “Amerika Kalesi” stratejisi aracılığıyla Batı Yarımküre’nin kaynakları ve insanları üzerinde geleneksel hegemonik statüsünü yeniden tesis etmek, böylece ABD’nin –şu an için ne kadar uzak görünse de– Doğu Yarımküre’den çıkarılması hâlinde stratejik özerkliğin devamını sağlamaktır.

Dolayısıyla ABD’nin Ulusal Savunma Stratejisi taslağının mantığı, politika yapıcıların kendi bakış açılarından en kötü senaryoya, yani ABD’nin Doğu Yarımküre’den atılmasına hazırlanıyor olmalarıdır. Bunun nedeni, son yıllardaki çok kutuplu ilerlemelerin geri döndürülemez olduğuna boyun eğmeleri ve bu ilerlemeyi doğrudan yavaşlatmaya çalışmanın dünya savaşı riskini fazla artırmasıdır. Pragmatik bir yaklaşım olmakla birlikte, gerçekten küresel gerginlikleri yatıştırıp yatıştırmayacağı ise henüz belli değildir.

Kaynak: Andrew Korybko

Andrew Korybko, Moskova’da yaşayan, MGIMO’dan doktora derecesi almış Amerikalı bir siyasi analisttir. Küresel sistemik çok kutupluluğa geçiş konusunda uzmandır ve ABD’nin Afro-Avrasya’daki büyük stratejisi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ve Hibrit Savaşları yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin