ŞARA HAİNDİR; HAİNE, HAİN DENİR

Islamic World News Agency’ye göre, bir zamanlar başına 10 milyon dolar ödül konan Colani’nin Petraeus’un yanında oturması, muhaliflerin gözünde onun ihanetinin ve Batı’ya bağlılığının en çarpıcı kanıtı oldu. Suriye’deki Sünniler, Colani-Petraeus görüşmesini yalnızca tutum değişikliği olarak değil, aynı zamanda Colani’nin uzun süredir ABD ve Batı ile olan bağlantısının bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Suriye’de faaliyet gösteren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütü lideri Colani’nin, önceki hafta, emekli ABD generali ve eski CIA Direktörü David Petraeus ile Kanada’daki Concordia Üniversitesi’nin yıllık konferansında bir araya gelmesi Sünni çevrelerde büyük yankı uyandırdı.

Islamic World News Agency‘ye göre, Sünni çevrelerde sık sorulan bir soru var: Neden Zehran Alluş gibi devrimin önde gelen liderleri ya da Ahrar eş-Şam komutanları birer birer öldürülürken Colani hâlâ hayatta kalabiliyor? Pek çok kişi bunun, onun dış güçlerce korunduğuna işaret ettiğini düşünüyor.

Bazı analistler, Colani’nin Petraeus ve diğer yetkililerle görüşmesini etkisiz buluyor. Görüşmenin, bölgelerin geri alınması, yaptırımların kaldırılması veya Suriye’de gerçek bir değişim sağlamadığını savunuyorlar. Onlara göre süreç, yalnızca “acı verici” güvenlik anlaşmalarına doğru ilerliyor.

Sünni yazarlar, Colani’nin yıllardır Batılı güçlerin desteğiyle gizlice yürüttüğü ve artık açık aşamaya taşınmış olan “gizli projesinin” işareti olarak gördükleri bu görüşmenin, ABD tarafından onu temize çıkarıp “yapay bir kahraman” olarak sunma amacı taşıdığına inanıyor.

Emekli ABD generali ve eski CIA Direktörü David Petraeus’un Irak’ta “Sahva” projesi kapsamında Amerikalıların yerel aşiretlerden silahlı gruplar kurarak el-Kaide’yi zayıflattığı ve Sünni güçleri el-Kaide’ye karşı savaştırdığı göz önüne alındığında, Colani’nin muhalifleri, Washington’un benzer bir stratejiyi Suriye’de uygulayarak Sünni-Sünni bir iç savaş başlatmayı ve böylece bölgedeki nüfuzunu kalıcı hâle getirmeyi hedeflediğini öne sürüyor.

Ebu’l-Alâ eş-Şamî, Colani’nin Petraeus’a söylediği “Suriye’deki görevim, senin Irak’taki görevinden daha zor” sözünü şöyle yorumluyor:

“Bu söz ne bir şaka ne de basit bir mecazdı. Colani, yıllardır gizlediği ajan kimliğini açığa vuruyor gibiydi. Artık zamanı gelmişti; bu gerçeği, Irak’taki ‘Sahva’ projesinin mimarı ve CIA eski direktörü David Petraeus’un yüzüne karşı ilan etme vaktiydi.”

Ayrıca, Suriye Fetva Konseyi’ni uluslararası koalisyonla iş birliğine “şer’i” izin verecek bir fetva yayınlamakla suçlayan Eş-Şamî, Colani’nin yakın zamanda ABD ve Trump liderliğindeki sözde “terörle mücadele” koalisyonuna katılacağını öne sürüyor. Ona göre Washington’un “terör” tanımı tüm Müslümanları kapsıyor; yalnızca strateji farklılaşıyor.

“Colani, Allah’a, Resulü’ne ve müminlere karşı ihanetini artık gizlemeyecek. Herkes, onun nasıl bir ‘ajan kahraman’, ‘ajan fatih’ ve ‘ajan lider’ olarak üretildiğini görecek.”

Ebu Yahya eş-Şamî ise iğneleyici bir üslupla şunları yazdı:

“Colani, New York’ta, Irak’taki Amerikan güçlerinin eski komutanı ve CIA eski direktörü Petraeus ile görüştü. Petraeus, 2015’te CNN’e verdiği röportajda, ABD’nin el-Nusra Cephesi’nin bir kanadını radikal gruplara ve cihatçılara karşı kullanması gerektiğini söylemişti. Bu görüşmede Petraeus oldukça keyifli ve gururluydu.”

Eski muhaliflerden ‘Es-Sıra’u fi’ş-Şam’ isimli hesap, Colani’nin nasıl hayatta kalabildiğine uzun ve detaylı bir yanıt verdi:

“Ey HTŞ mensupları, ey uyanık Suriye halkı! Hiç düşündünüz mü, neden devrimin bütün liderleri şehit edildi? Ahrar eş-Şam’ın liderleri, Hacı Mari’, Zehran Alluş… Peki, neden sadece Colani hayatta kaldı? Robert Ford’un (ABD eski Şam Büyükelçisi) İngilizlerden Culani’yi eğitmesini istediğini itiraf etmesi ne anlama geliyor? David Petraeus’un ‘Uykun kaçabilir’ sözleri nasıl okunmalı? Görünürde Amerika, Colani’nin başına 10 milyon dolar ödül koymuştu. Ama bir anda onu korumaya aldılar ve ‘Onun terörize edilmesinden korkuyoruz’ dediler. Hatta Obama bile ‘Onun terörize edilmesinden endişeliyiz’ demişti. Şimdi ise ‘es-Sahva’ projesinin sahibi ve Sünni-Sünni savaşı başlatan kişi ‘Uykun kaçabilir’ dediğinde, ne demek oluyor?”

Es-Sıra’ açıklamasının bir bölümünde şöyle diyor:

“Önemli olan şudur: Bu görüşmeler bize birleşik bir Suriye getirdi mi? Süveyda’yı devlete geri kazandırdı mı? SDG’yi entegre edip kaynaklarını devlete teslim etti mi? İsrail’i 1974 sınırına geri çekilmeye zorladı mı? Cebel eş-Şeyh Suriye’ye geri döndü mü? Tüm yaptırımlar kaldırıldı mı? Sezar Yasası iptal edildi mi? Gerçek yatırımlar başladı mı? Eğer cevap evet ise, teşekkür edilir. Ama cevap hayırsa ve sonucu aşağılayıcı bir güvenlik anlaşması olacaksa, bu kişinin iktidardan uzaklaştırılması gerekir. Kesin eminim ki bu kişi iktidarda olduğu sürece hedefler gerçekleşmeyecek; zararlar artarak sürecek. Thomas Barrack’ın dediği gibi: ‘Bölgede ne barış olacak ne refah.’ Yani savaşlar devam edecek.”

Colani ya da Şara’nın ihaneti tesadüfi bir vaka değil… En başından itibaren Amerikan-İngiliz çizgisinde gelişen sürece ne kadar devrim deseler de, Amerika-İngiliz desteği ile devrim olmayacağı apaçık bir bedahet. İşin bir diğer yönü de fikir… Devlet yönetecek ama nasıl yöneteceğine dair bir fikri yok, karşısında sistem var ama kendisi o sisteme karşı bir sistem teklifiyle çıkamıyor. O sisteme teslim olması kaçınılmaz… Lâkin bu bedaheti görmek istemeyenler veya görse de bu ihanete ortak olanlar hadiseyi sözde iyi niyet temennileriyle tevil etmeye çalıştılarsa da artık ihanet apaçık ortaya dökülüyor.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin