BAŞIBOŞLUK REJİMİNİN MİLLÎ AHLÂKI
Mehmed KAYA
Her sahada; iktisadî, içtimaî, ahlakî yaraların dumanı tütüyor.
Normalde kahve muhabbetiyle, köy meclisinde ihtiyar heyetinin çözebileceği sorunlar dersiniz.
Ama öyle kolay değil bu işler. Adamların hakkını yemeyelim.
Mesela, BAŞIBOŞLUK rejiminde sokakta çocuklar katlediliyor.
Veya milletin çocuğu uyuşturucu bataklığına saplanmış, çete belâsına tutulmuş.
Ama bu çocukların hiçbiri, çözüm makamındakilerin çocukları değil.
Meselâ, BAŞIBOŞLUK rejiminde geçimini sağlamak için ya da zorla bedenini satmak zorunda kalan kadınlar var.
Ama bu kadınların hiçbiri, çözüm makamındakilerin anası, bacısı, kızı değil.
Meselâ, BAŞIBOŞLUK rejiminde çocuklarının rızkını temin edemediği için ya da borç batağında olduğu için intihar eden analar, babalar var.
Ama çözüm makamındakilerin çocukları aç değil.
Meselâ, BAŞIBOŞLUK rejiminde her türlü haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik hüküm sürüyor.
Ama çözüm makamındakiler bu hukuksuzluğun mağduru değil.
Yani adamlar nereden bilsinler kardeşim senin sıkıntını?
Yanan senin ocağın, yıkılan senin evin…
Nihal Atsız ne diyor:
“Millî ahlâk; bizim için cephelerde kan döken, tarlalarda alın teri akıtan ve nihayet bütçemizi doldurmak için kesesini boşaltan halkımızın, malına ve canına göz dikmemektir.”
Hah işte, çözüm makamındakiler bu MİLLÎ AHLÂKtan mahrum.
Ne yapsınlar gariplerim?
Adamlar, bağımlı olmuş; milletin malına, canına göz dikmekten kendilerini alıkoyamıyorlar.










