MÜSLÜMANLARIN EN BÜYÜK BELÂSI
Selim Gürselgil
Bu Erdem Bey olayının başını sonunu bilmiyorum. Kendisini de tanımıyorum. Yalnız Cilveli Ahmet ve avanesinin şöyle saldırdığını gördüm:
-“Devletimize saldırdı!”
Nasıl yani devletinize saldırdı? Hükümranlığınızı mı yıkmaya çalıştı? Hukuk düzeninizi mi bozdu? Yoksa bazı yetklilere bazı eleştirilerde mi bulundu?
Yetkilileri eleştirmek, devlete saldırmak değildir. Tam aksine, eleştiri, muhalefet, devletin vatandaşına sunduğu anayasal bir hak, hatta görevdir. Birinin bunu Clveli Ahmet kafasına öğretmesi gerekir, ama ümit yok.
Sen şimdi bir adama oy veriyorsun. O adam alıyor yetkiyi eline, çoluk çocuğunu, akraba-i taallukatını (sanki oy verilen onlarmış gibi) getiriyor, devletin üstüne çöküyor, milletin lokması, yetimin hakkı demeden sömürüyor, Harun gibi gelip Karun gibi gidiyor, birisi buna “höst” deyince devlete mi laf söylemiş oluyor?
Bunlar alçaktır, münafıktır. Asr-ı Saadette yaşasalardı, “devletimize laf söylüyor” diye Allah’ın Elçisi’ne karşı gelirlerdi. Oysa İslâm, baştan sona hak davasıdır. En küçük, en korunaksız ferdin hakkı yenildiğinde, orada İslâm’ın yerini isyan alır.
Halife Ömer ne dedi:
-Devlet yönetiminde yanlış yaparsam ne yaparsınız?
-Seni kılıçlarımızla düzeltiriz!
Dedi Sahabe. Bu alçaklar gibi, “sen bizim devletimizsin, seni eleştiren haindir, teröristtir” demedi. Böyle bir şey yok. Ne yani bu adam Yunan ajanı mı? Vatandaşlık hakkı olarak eleştiremez mi?
Şunu bilin ki, şeriat gelince bu düzenin ve onun yalaka tiplerinin bütün putları yıkılacak. “Devlet reisine alkış kadar yuha da bir insan hakkıdır” diyen anlayış hâkim olacak.
Sizin kutsallaştırdığınız soysuzluklar yok mu, müslümanların Kemalizm’den daha büyük belâsı varsa odur.










