AHMED ŞARA’NIN SAATİ
AHMET ÖLÇÜLÜ
Barış Manço’nun, “Ahmet Bey’in Ceketi” adlı şarkısında, herkes gömlek giyerken, kendisi ceket de giyebilen Ahmet Bey’in hikâyesi anlatılır. Ahmet Bey erken kalkar, ya nasip der, çalışır, çabalar… Burada ceket, alın teri ve emekle, çalışıp didinerek, helâl para ile edinilmiş mala sembol olmuştur.
Bir de Ahmet Bey’in saati var… Ahmet Şara’nın… Şara ve benzerlerinin kollarına taktıkları o lüks saatler neyin sembolü? (Türkiye’de de bu saat vs lüks merakı kimlerle gündeme geliyor, malûm…) O saatler sadece basit bir lüks yada israfın göstergesi değil. Çünkü takanlar sıradan insanlar değil. Sıradan olmayan bu insanların lüks ve israfı ile ortaya çıkan tablo, alınteriyle kazanılmamış haram parayı yemenin, garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan mala çökmenin, milletin sırtından kene gibi, sülük gibi, vampir gibi geçinmenin ahlâksızlığına, bir de üstüne gösteriş ve israfın normal görüldüğü rejimlere delâlet etmekte.
Hastalığından dolayı Erdoğan’ın bizzat arayarak “geçmiş olsun” dileklerini ilettiği Fatih Altaylı, (Colani Kod) Ahmed Şara’nın kolundaki 7 milyonluk saat hakkında aşağıdaki aydınlatıcı bilgileri vermiş. Sadece bilgi vermemekle kalmamış, aynı zamanda apaçık hırsızlığa delâlet eden bu tablo karşısında sormuş: Hani siz müslümandınız?
Bu adamlar o kadar alçak ki, Altaylı’ya bile dinlerini hesaba çekme fırsatı vermekteler.
Şara rejiminin sakatlığı sadece yolsuzluktan ibaret değil… İslâm’ın eşya ve hadiselere tatbikinde ortaya sistem çapında bir şey koyamamış olmaktan, doğru düşünce eksikliğinden mütevellit İslâm adına en büyük cinayetleri işlemenin rejimlerinden biri olacakları kesin. Bir de bunun yanına emperyalizmanın maşası olmayı eklediğimizde, karşımıza, itikat ve anlayıştsa İslâmı eşya ve hadiselere nasıl tatbik edeceğini bilmeden sözde müslüman bir rejim görüntüsüne siyasette de İslâm düşmanlarının işbirlikçisi bir siyaset tablosu ekleniyor.
Anlayış -doğru düşünce- olmayınca, “doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti de olmaz” ölçüsünce, yapacakları faaliyetlerin İslâmî değil, İslâm’ın aleyhine netice doğruracağı peşinen apaçık ortada. Bir de bunun yanına siyasî olarak işbirlikçiliği ekliyorlar… Müslüman olmak, bir inanç meselesi… İslâm’ı eşya ve hadiseye nasıl tatbik edeceğini bilmek ideolojik bir dava, bir anlayış ve idrak meselesi… Siyasî bağımsızlık ise, mücerret olarak köleliği, kula kulluğu, kölece de olsa yaşamayı reddedici bir ruh ve ahlâk davası… Hırsızlık ve lükse gelince, inandığına ihanet ederek, başında bulunduğu milletin malını soyarken makamını kendisine kalkan yapan, (asker de onlar için, polis de, savcı da hâkim de…) bir de bu ihanetini sergilemekten bile utanmazlığı gösteren alçaklık… Ve bu alçaklık da Altaylı gibileri söz sahibi yapıyor…
Altaylı’nın mezkûr yazısı:
“Suriye lideri ve muhtemelen Suriye’nin yeni diktatörü El Şara’nın saati geçen haftanın gündemiydi.
Dünün aç teröristi, bugün kolunda Patek Philippe’in 5236 P saati ile dolaşıyor ve hafta içinde tüm gazeteler bu fotoğrafları yayınladı.
P harfi saatin platinden olduğunu gösteriyor.
Piyasa ederi yaklaşık 7 milyon TL.
Ancak mümtaz Türk basını bir şeyi unutmuş.
Bu 7 milyonluk Patek Philippe, El Şara’nın ilk ve tek Patek Philippe saati değil.
Suriye’nin terörist kökenli lideri geçen sene de başka bir Patek Philippe saat ile, markanın 5936G modeli ile bir toplantıya katılmıştı.
Markanın ünlü World Timer’larından biri olan o saatin değeri de yaklaşık 81 bin dolar yani 3,5 milyon TL idi.
Enkaz haline dönmüş ülkenin, yeniden imar edilmeye muhtaç kentleri dışarıdan gelecek yardımlara muhtaçken ve biz Türkiye olarak buranın aç ve açık insanlarına ev yaparak yardım elimizi uzatırken, ülkenin lideri kolunda her biri milyonlar değerinde saatlerle arzı endam eyliyor.
Elbette ülke o saatlerin parasıyla abad olmaz ama işin bir de ahlaki ve simgesel yönü var.
Fakat belli ki adamın umurunda değil.
Ve bu adam düne kadar “din için” savaşıyordu değil mi!
Yerseniz!”










