TABİÎ AYIKLANMA
Selim Gürselgil
Darvinizm’in yapma tanrısı, Tabiî Ayıklanma Hz. şöyle buyurur:
– İyiler cennete, kötüler cehenneme!
Böyle buyurur ama onun şuuru ve iradesi yoktur. Yani aslında böyle olmasını istemez ve böyle olduğunu bilmez. Ama yine de her nasılsa önünde bulduğu, kaynağını bilmediği hayatı, hep daha kötüden daha iyiye doğru tekâmül ettirir. İyileri toplar ve kötüleri atar. Adeta bir makine gibi çalışır. Ama onun bir mühendisi yoktur. Kendi kendine var olmuştur. Nasıl var olduğunu ne kendisi bilir, ne de kulu ve elçisi olanlar. O sadece durmaksızın çalışır ve hayatın tekâmülünü yapar. Bu tekâmül sırasında her şeyin “nasıl” ve “niçin”ini anlayacak şuuru bile yaratmaktan geri kalmaz.
Darvinizm’in bu saçma tekâmül anlayışına hiçbir ciddi filozof itibar etmedi. Daha en başında Nietzsche onun için, “ancak ortalama zekâları tatmin eder, zaten onlar için üretilmiştir” diyordu. Hakikaten de öyle oldu. Cahil halkın üstünde, onların inançlarıyla alay etmeyi marifet sanan bir yarım akıllılar zümresi türedi ve giderek her şeye hâkim oldu.
Bizim tekâmül anlayışımız Darvinizm’den farklı olmakla kalmaz, onun taban tabana zıddıdır. Ki bu anlayış, İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren İslâm hakîmleri tarafından ifade edilmiştir. Mevlâna Hz. onu en güzel şekilde izâh etmiş ve onunla uyumlu bir çağdaş tekâmül görüşünü Bergson ortaya koymuştur.
Yaratılış olmadan, Yaratıcı iradeden bağımsız bir tekâmül olamaz. Kâinatta tesadüfle, kendiliğindenlikle açıklayabilecek hiçbir şey yoktur. Allah, tüm varlığı yaratmış ve uzun tekâmül süreçlerinden geçirdikten sonra son şekle bürümüştür.
Genlerin keşfi ve genetik şifrenin meydana çıkarılışı, tekâmülü inkâr edenleri olduğu gibi yaratılışı inkâr edenleri de âciz bıraktı. Hiçbir yapma tanrının, veya kör sanatçının, veya isteyemeyen ve bilemeyen mekanizmanın icad edemeyeceği bu hayat, en basit aminoasitlerden en mütekâmil şuura kadar, müşterek bir hayat hamlesinin, ki İlâhî fiilin eseridir.
Tüm canlılar bu İlâhî fiilin izini bünyesinde taşır. Hepsi aynı kökten gelmişlerdir. Binbir tekâmül yolu boyunca gelişen ve gelişmeyen tüm dallar, bir ağacın dallarıdır. Yaratılış tekâmülün esası, tekâmül de yaratılışın usûlüdür.










