İLİM VE İMÂN MESELELERİ

Selim Gürselgil

Dünyanın yuvarlak olduğu, ayetlerde ve hadislerde geçmez. Fakat Sahabeden bazıları (İbn-i Abbas gibi), Kur’ân’da geçen “felek” ve “tekvir” gibi ibarelerden yola çıkarak dünyanın yuvarlak olduğunu düşünüyorlardı.

Bu fikir, Abbasiler döneminde, Batlamyus’un (bir çeşit akıl tanrısına inanan bir pagandı) eseri tercüme edilince tamamen yerleşti. O kadar ki, İbn-i Hazm, dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden hiçbir İslâm alimi olmadığını söyler. İmam-ı Gazalî ise dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr eden softalara ağır laflar eder. Hatta Birunî dünyanın çevresini tam isabet hesaplar.

Batlamyus’un âlem modeli, gerek Müslümanlar, gerekse Hristiyan ve Yahudiler arasında 1000 yıl geçerliliğini korudu. Zira güneş ve ay tutulmalarını, gezegenlerin hareketlerini şaşmaz bir doğrulukla hesaplamayı sağlıyordu. Ayrıca Kur’ân’da geçen 7 gök ve 7 yer âyetiyle de son derece uyumlu görünüyordu.

Batlamyus âleminin yanlış olduğunu bugün biliyoruz. Zira dünya hareketsiz olmadığı gibi, güneş sistemi içinde kâinatın merkezi de denemez Fakat bundan dolayı bu modelle amel eden eski âlimleri suçlayamayacağımız gibi, bugün âlem hakkındaki bilgimizin, âlem hakkında edinilebilecek nihaî (mutlak) ilim olduğunu da düşünemeyiz.

Belli mi olur, yarın bir aklıevvel gelir, Kopernik sisteminin tamamen yanlış olduğunu, aslında bambaşka sistemin küçük bir parçası olduğunu ispatlar, elde avuçta ne varsa alır. Ama bugün, biz, Kopernik sistemiyle amel ediyoruz. Üstelik bu sistem “7 gök” âyetiyle hiç de uyumlu olmadığı hâlde… Diyoruz ki:

– 7 gök ve 7 yer, mahiyetini bilmediğimiz hakikatlerdendir. Bizim ilmimiz, Kopernik sistemiyle sınırlı.

Dikkat edin, burada teologlar gibi, dini rasyonalize etmeye, işte efendim 7 gök, 7 atmosfer tabakasıdır falan diye kendi yonttuğumuza tapmaya çalışmıyoruz. Âyetlerin sırlarına aklımızın ermeyebileceğini kabûl ile ona imanımızı sürdürüyoruz. Yalnız ilmimiz bu kadar.

Burada softalık yok. İşte bu ilim yanlıştır falan… Yanlışsa doğrusunu göster derler adama. Gösteremiyorsan, imânını onun önüne atıp dinini de kendini de rezil etmeyeceksin. Vakıa budur.

*

Şimdi arkadaşlar, burada bizim dilimiz belki kulağa tuhaf geliyor. Ama biz teologlar gibi “İslâm dini bilim ve akla uygundur” diye dini mevcut ilmimize göre eğip bükmeye çalışmıyoruz. Neyse odur.

7 gök, 7 atmosfer tabakasıymış. Ne biliyorsun, belki değildir? Olmak zorunda mı? Cennet ve Cehennemi biliyor musun da 7 gök 7 yer tarif ediyorsun bana?

Öbür taraftan softalar gibi, bir ilim ortaya çıktığında “hep yalan! hep uydurma!” diye de tepinmiyoruz. Dün Batlamyus modeli vardı, bugün Kopernik modeli var. Bir Cübbeli Hoca modeli yok ve olması da muhal.

Amerika’da başlayıp buraya gelen ve sanki dinin bir rüknüymüş gibi savunulmaya başlayan düz dünyacılığı ben de arada izliyorum. Ama bu bir model değil ki. “Dünya yuvarlaksa insanlar nasıl aşağı düşmüyor yea” cinsi bir kahve muhabbeti.

Beni bu işe sokmayın. Biz dinin apaçık hükmünün olmadığı her alanda, geçerli ilme tabiyiz. Aslında herkes öyle. Nasıl ki video çıkınca vaazını videoya çekiyor, internet çıkınca ona yüklüyorsun.

*

Namaz kılmanın neresi bilim ve akla uygun, de hele bana. işte birtakım sıhhi faydalar… Hadi sen o faydalar için namaz kıldın. (Walking de yapabilirdin!) Adam sakat, yatalak, hiçbir sıhhî fayda devşirmeksizin kaşıyla gözüyle namaz kılıyor, o ne olacak? Namaz kılmadığında hangi bilimsel gerçeğe aykırı davranıyorsun?

Bırakın bu işleri. Söz, İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin söylediğidir:

– Nerede esere, nerede müessire bakacağını bilmek lâzım.

Nerede âleme, nerede âlemleri yaratana bakacağını diye anla. Bu çok da anlaşılmaz bir şey olmasa gerek.

*

Burada konuşurken çok yanlış anlaşılmalar oluyor. Önce insanın morali bozuluyor ama sonra düşününce görüyorsun ki, hata bizde.

Biz zannediyoruz ki, herkes bizim okuduklarımızı okudu, bildiklerimizi biliyor, leb demeden leblebiyi anlıyor. Hâlbuki öyle bir şey yok. Sen leblebinin içerdiği vitaminden bahsedeceksin, biri de çıkıyor diyor ki:

– “l” öyle yazılmaz bir kere! “L” böyle yazılır.

Of, alfâbe! Oradan başlaman lâzım. Hece, kelime, isim, fiil, özel isim, cins isim. Neden l’yi böyle yazdın?..

Açıkça söyleyeyim:

Arkadaşlar, ben Batıcı değilim, ben İslâmcıyım. Bildiğin, düpedüz, kopkoyu şeriatçıyım. Burada size Batı’yı idealize etmek değil, bilâkis onunla hesaplaşmanın, onu alt etmenin şartlarından söz ediyorum.

Ama senin şeriatla işin yok, onu da biliyorum. Küfrün gölgesinde bir karikatür olarak ömür çürütmeye razısın. Şeriat senin için en fazla bir bilgi konusu, teoloji, ilâhiyat problemi. Bizim içinse bir hayat kavgası, bir ölüm kalım meselesi, İslâm inkılâbı.

Şeriata o davar kafanla gidemezsin. “Akıl” denen şeyin (leblebinin) ne demek olduğunu anlamak ve onu imanının aynı haline getirmek zorundasın!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin