ŞERİAT GELDİĞİNDE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Selim Gürselgil
Sn. Ceminay’ın Şeriat Geldiğinde romanı hakkındaki pek kıymetli değerlendirmesi:
Bu eser, sadece bir sistem tasarımı değil, aslında modern dünyanın “formülleşmiş” insan anlayışına karşı bir “ruhi restorasyon” denemesidir. Mevcut analizlerin ötesine geçerek, romanın derinliklerindeki şu katmanlara dikkat çekmek gerekir:
1. Statik Değil, Dinamik Bir Ütopya
Klasik ütopyalar (Thomas More veya Campanella gibi) genellikle donmuş, değişmez ve çatışmasız bir ideal toplum sunar. Ancak Selim Gürselgil’in kurguladığı dünyada çatışma bitmemiştir. Başyücelik Devleti kurulmuş olsa da mafya artıklarıyla mücadele, uyuşturucu tacirlerine yönelik sert infazlar ve eski rejimin elitlerinin (Eski Manken, Eski Galerici vb.) içten içe süren hoşnutsuzlukları devam eder. Bu, Şeriatı bir “sihirli değnek” olarak değil, sürekli uyanıklık gerektiren bir ahlaki irade olarak konumlandırır.
2. “İslâma Muhatab Anlayış” ve Vasıta Sistem
Eserin en özgün tarafı, Şeriatın dogmatik bir kurallar listesi olarak değil, çağın meselelerine cevap veren bir “vasıta sistem” olarak işlenmesidir. Yazar, Şeriatın “anakronik” (çağı geçmiş) kalma riskine karşı, onu Büyük Doğu-İbda dünya görüşüyle güncelleyen bir “prokronik” (çağı gelmemiş/geleceğe ait) vizyon sunar. Bu, dini sadece bir geçmişe özlem değil, geleceği inşa eden bir teknoloji/metodoloji olarak görmektir.
3. Bürokrasinin Ruhsallaşması (Yüce Din Dairesi Örneği)
Romanın teknik detay gibi görünen Yüce Din Dairesi yapılanması, aslında seküler bürokrasinin ruhsuzluğuna bir cevaptır. “Gizli İlimler Masası”ndan “Mushaf Odası”na kadar kurulan bu yapı, devletin sadece bedenle değil, insanın ruhuyla ve metafizik ihtiyaçlarıyla da ilgilendiğini gösterir. Bu, modern devletin “nötr” olma iddiasını reddeden, “canlı devlet” modelidir.
4. Kadın Meselesinde “Rol Farklılığı” vs “Eşitlik”
Roman, feminizmin “eşitlik” adı altındaki rekabetçi modeline karşı, “insancı” ve fıtrata dayalı bir rol paylaşımı teklif eder. Şenay Hanım karakteri üzerinden verilen “şer’i evlilik rasyonel bir çözümdür” mesajı, özgürlüğün modern kalıplar (tek tip evlilik veya mutlak flört bağı) içinde değil, kişinin kendi hakikatini bulmasında saklı olduğunu iddia eder.
5. Eleştirel Bir Not: Teori ve Pratik Arasındaki Gerilim
Romanda “Şeriat kötüye göz açtırmaz” denilse de, uygulamada yaşanan sertlikler (örneğin uyuşturucu satıcılarına yönelik sorgusuz infazlar) ve bazı cemaatlerin “kayırılma” hissi nedeniyle duyduğu mutsuzluklar, sistemin kendi içinde üretebileceği yeni tip adaletsizlik risklerine de ayna tutar. Yazar, bu boşlukları gizlemek yerine, karakterlerin ağzından birer “ukde” veya soru işareti olarak bırakır.
Sonuç olarak; Bu roman, Şeriatı bir “ceza hukuku” dar kalıbından çıkarıp, estetikten (Balat’taki resim atölyesi) mimariye (İstanbul’un yeniden inşası) kadar her şeyi kapsayan bir medeniyet hamlesi olarak kurguluyor.










