İRAN ABD’Yİ ORTADOĞU’DAN ÇIKMAYA ZORLUYOR

Kumandan Mirzabeyoğlu, “Amerika’nın bölgede ne işi var” diyerek, Amerika’nın bölgeden çıkarılmasının gereğine işaret etmişti. Eski CIA analisti Larry Johnson, kaleme aldığı makalede, Tahran yönetiminin nisan ayı başlarında Pakistan aracılığıyla Washington’a bölgedeki ABD muharip güçlerinin askeri üslerden çekilmesini talep eden resmi bir paket sunarak, ABD’yi bölgeden çıkmaya zorladığına işaret etti.

İbda’nın, “herkesi bulunduğu yerde sıçratmak” ve “eylemde birlik” prensiplerince, İran’ın tavrının, İbda’nın politik gayelerine destek olduğunu söyleyebiliriz.

YDH’nin ilgili haberi şöyle:

Eski CIA analisti Larry Johnson, kendisine ait Sonar21 portalında yayımladığı analiz makalesinde, Ortadoğu’daki askeri ve stratejik dengelerin radikal bir biçimde değiştiğini yazdı.

Johnson, makalesinde, “Tahran nisan ayı başlarında Pakistan aracılığıyla Washington’a, ABD muharip güçlerinin bölgedeki askeri üslerden çekilmesini talep eden resmi bir paket sundu” ifadesine yer verdi.

Analiste göre bu talep; tüm yaptırımların ve Birleşmiş Milletler kararlarının kaldırılması, İran’ın yurtdışında tutulan varlıklarının serbest bırakılması, tazminat ödenmesi ve İran’ın nükleer zenginleştirme hakkının tanınması gibi maddeleri içeren bir paketle birlikte iletildi.

Johnson, İran’ın bu taleplerin ABD tarafından kabul edilmesini beklemek yerine askeri eyleme geçtiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran, ABD’nin bu talebi kabul etmesini beklemek yerine, son iki hafta içinde Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki önemli ABD üslerine hedefli saldırılar başlattı. Bu durum, ABD güçlerinin ve teçhizatının bu üslerin çoğundan fiilen tahliye edilmesi sonucunu doğurdu. Bahreyn’deki ABD Donanması Beşinci Filo Karargahı harabeye dönmüş durumda; Katar’daki El Udeyd’de bulunan Birleşik Hava Operasyonları Merkezi (CAOC) kapatıldı ve Güney Carolina’daki Shaw Hava Kuvvetleri Üssü’ne taşındı. İran, bu bölgelerde hiçbir ABD uçağının veya füze fırlatıcısının sağlam kalmamasını sağlamak için Bahreyn, Kuveyt ve Katar’daki üsleri vurmaya devam ediyor.”

Makalede, İran’ın Fars Körfezi ülkelerindeki üslerin yanı sıra Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü ile Prens Hasan Hava Üssü’nü de yoğun ateş altına aldığı bilgisi paylaşıldı.

Johnson, “ABD’nin, İran füzeleri tarafından imha edilmesinden endişe ederek Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nün açık hava park alanındaki tüm uçakları kaldırdığını gösteren net olmayan uydu görüntüleri mevcut” dedi.

Triton insansız hava araçları güvenli bölgeye çekildi

Johnson, ABD’nin bölgedeki en önemli istihbarat, gözetleme ve keşif unsurlarından biri olan 250 milyon dolar değerindeki MQ-4C Triton insansız hava aracını da bölgeden taşımak zorunda kaldığını kaydetti.

Makalede aktarılan bilgilere göre, mayıs 2026 başlarında Sicilya’daki Sigonella Deniz Hava İstasyonu’ndan Ürdün’deki El Hüseyin Hava Üssü’ne konuşlandırılan ikinci MQ-4C Triton aracı, bölgesel krizle bağlantılı operasyonlarda Körfez bölgesinde kaybedilen diğer insansız hava aracının yerine getirilmişti.

Akdeniz, Karadeniz, Kuzey Afrika ve Ortadoğu genelinde geniş gözetleme kabiliyetine sahip olan bu platformların Ürdün’e kaydırılması, Kızıldeniz, Arap Yarımadası ve Irak gibi İran bağlantılı harekat alanlarına daha hızlı ulaşmasını hedefliyordu.

Ancak Johnson, 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde Ürdün’deki iki hava üssüne düzenlenen ağır füze saldırılarının ardından ABD’nin bu kararından geri adım attığını belirtti.

Defense Security Asia’nın 14 Temmuz 2026 tarihli raporuna atıfta bulunan Johnson, şu doğrudan alıntıyı paylaştı:

“Pentagon, İran’ın yıkıcı balistik füze saldırılarının stratejik hava meydanlarını tehdit etmesi üzerine 240 milyon dolarlık Triton İHA’sını Ürdün’den İtalya’ya geri çekiyor. Bölgesel askeri planlamacılara göre, çok milyon dolarlık deniz gözetleme platformunun Ürdün’deki ileri konuşlandırılmış merkezlerden İtalya’daki kalıcı tesislere stratejik olarak yeniden kaydırılması, ciddi kayıp risklerini azaltmaya yönelik acil bir çabayı yansıtıyor.”

Aynı raporda, bu yeniden konuşlandırmanın, yerel hava savunma ağlarını aşarak yüksek değerli altyapıyı hedef alan sofistike uzun menzilli saldırıların hemen ardından geldiği bilgisi yer aldı.

Açık kaynak istihbarat analistleri, insansız hava platformlarını korumak için tasarlanan özel hangarların doğrudan isabet aldığını gözlemledi ve ABD Donanması, birinci sınıf istihbarat unsurlarını Güney Avrupa’nın daha güvenli sığınaklarına geri çekme kararı aldı.

“İran, ABD’nin Ortadoğu’daki gözlerini kör ediyor”

Eski CIA analisti, 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın ilk 43 gününde İran’ın uyguladığı askeri stratejiye dikkat çekti. İran’ın, önleyici savunma füzelerini sadece yoğun drone ve füze dalgasıyla aşmaya çalışmadığını belirten Johnson, öncelikle ağın çalışmasını sağlayan radar ve uydu iletişim (SATCOM) terminallerini imha etmeyi hedeflediğini yazdı.

Bu stratejinin analistler tarafından “ABD’nin Ortadoğu’daki gözlerini kör etmek” şeklinde tanımlandığını vurguladı.

Johnson, bu aşamadaki hasar tespitine dair şu bilgileri paylaştı:

“İlk 43 günün sonunda İran, yedi ülkede en az 12 ila 19 radar ve SATCOM sistemini vurdu ve toplam hasarın 3,15 ila 5 milyar dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Hedefleme modeli gelişmiş bir operasyonel konsepti ortaya koydu: İlk gün önceliği olarak, İran balistik füzelerine karşı konuşlandırılmış bölgedeki en değerli tek radar olan El Udeyd’deki AN/FPS-132, saatler içinde vuruldu. Ardından THAAD radarları hedef alındı; Ürdün, BAE (2 adet) ve Suudi Arabistan’da konuşlu dört AN/TPY-2 sisteminin tamamı 48 ila 72 saat içinde vurularak üst düzey füze savunma katmanı etkisiz hale getirildi. Bahreyn’deki Beşinci Filo Karargahı ve Kuveyt’teki Arifcan Kampı’ndaki komuta-kontrol düğümleri imha edilerek dağıtık üsler arasındaki savunma koordinasyonu zayıflatıldı.”

“Körfez’den ayrılma kararı artık ABD’ye ait değil”

Erken uyarı ve üst katman savunma sistemlerinin devre dışı bırakılmasının ardından İran’ın, geriye kalan Patriot bataryalarını düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla yıprattığı belirtildi.

Johnson, yaklaşık 20 bin ila 50 bin dolar değerindeki Şahid-136 dronları ile 4 milyon dolarlık PAC-3 MSE füzelerinin karşı karşıya getirilmesinin İran lehine büyük bir maliyet avantajı sağladığını kaydetti.

Bu durumun önleme görevini zaten tükenmiş olan Patriot sistemlerine yüklediğini ve ABD ile müttefiklerinin beş hafta içinde toplam Patriot stokunun yüzde 86’sını tüketmesine yol açtığı bilgisine yer verildi.

Yazar, uzlaşı mutabakatının geçerliliğini yitirmesiyle birlikte İran’ın, bölgede hala ABD askerlerini ve uçaklarını barındıran üslerdeki yaşamı zorlaştırmaya odaklandığını da ekledi.

Johnson makalesini, “Artık Fars Körfezi’nden ayrılma kararı ABD’ye ait değil; İran bu kararı onlar adına veriyor” tespitiyle sonlandırdı.

*

Aşağıdaki haber de yine aynı minvalde:

İran hava stratejisi ABD’yi üslerinden çekilmeye zorluyor

ABD, İsrail ve Körfez İşbirliği Konseyi koalisyonu ile İran arasındaki savaş, füzelerin ve insansız hava araçlarının yoğunlaştığı yeni bir hava savaşı evresine girdi.

Amerikanets adlı Substack bülteninde yayımlanan analizde, ABD, İsrail ve Körfez İşbirliği Konseyi koalisyonu ile İran arasındaki savaşın son günlerde çatışmanın ilk saatlerinden bu yana görülmemiş bir hıza ulaştığı belirtildi.

Analizde yer alan değerlendirmelere göre, İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) bölge genelindeki hedefleri vurmaya devam ederken, hedef seçiminde yaşanan belirgin değişim İran’ın ateş gücünü benzeri görülmemiş bir yoğunlukta Kuveyt ve Ürdün üzerinde yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Yazıda, koalisyon ile İran arasındaki savaşın Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, altyapıya yönelik saldırılar ve İran’ın batı sınırında kara operasyonlarına hazırlanan Kürt gruplara karşı yürüttüğü harekat gibi çeşitli cephelere ayrılabileceği ifade edildi.

Makalede, “Bugün çatışmanın dar bir kesitine odaklanacağız: Bir tarafta İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Uzay Kuvvetlerinin füze ve İHA güçleri, diğer tarafta ise ABD, İsrail ve Körfez İşbirliği Konseyi hava kuvvetlerinin yer aldığı hava savaşı” denilerek bu cephenin tüm çatışma alanları üzerinde derin stratejik etkileri olduğu vurgulandı.

“Sürekli ve yoğun füze saldırıları bölgeyi süpürüyor”

Makalede, İran’ın mevcut aşamadaki hava savaşı stratejisinin genel görünümü, “Bölgeyi süpüren, sürekli ve yoğun füze ile İHA saldırısı dalgası” şeklinde tanımlandı.

Savaşın önceki sıcak evresinde İran’ın tüm cephedeki üsleri aynı anda hedef aldığı hatırlatılan analizde, yeni dalganın İran kıyılarına yakın hedeflerle başladığı ve istikrarlı bir şekilde İsrail sınırına doğru ilerlediği kaydedildi.

Makalede, “İranlı planlayıcılar, savaşın önceki sıcak evresinde bölgedeki koalisyon üslerini koruyan radar ağının büyük bölümünü imha ettikten sonra yakıt depolarını, İHA hangarlarını, tanker uçaklarını ve askeri kışlaları hedef almaya öncelik verdi” tespiti paylaşıldı.

Bu durum karşısında Amerikan kuvvetlerinin askeri varlıklarını İran’dan daha da uzağa, İsrail ve Ürdün’deki üslere çekmek zorunda kaldığı aktarıldı.

Analizde bu süreç “üssüzleştirme” (debasification) olarak adlandırılırken, İran’ın bu stratejiyle kendi roket güçleri ile koalisyonun hava kuvvetleri arasındaki yapısal asimetriden yararlandığı ifade edildi.

“Siyasi destek düşük ve kayıplardan kaçınma ihtiyacı hayati önemde”

Analizde ele alınan ilk asimetri, ABD’nin askeri kayıplardan kaçınma konusundaki hassasiyeti oldu. Savaşın arkasındaki siyasi desteğin düşük olduğunu belirten yazar, ABD’nin savaşı sürdürmek için kurduğu anlatının Amerikan askeri üstünlüğü ve savaşın asgari risk taşıdığı algısı üzerine kurulduğunu yazdı.

Makalede, “Kayıplar ve büyük askeri varlıkların yitirilmesi bu anlatıyla çelişiyor ve savaşa olan desteği yıpratıyor” denildi. ABD Savaş Bakanlığının (Pentagon) bu durumu ciddiye aldığı ve savaş başlamadan önce en savunmasız üsleri tahliye ederek personeli otellere taşıdığı bilgisi verildi.

ABD güçlerinin değerli askeri varlıklarını açıkta bırakarak risk aldığı durumlarda ise ağır sonuçlarla karşılaştığı aktarıldı. Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde pistte imha edilen E-3 Sentry uçağı buna örnek gösterildi.

Ayrıca İran askeri kaynaklarının Cuma günü gerçekleştirdiği tek bir saldırı dalgasında Katar’daki El Udeyd, Suudi Arabistan’daki El Harc ve Ürdün’deki Muvaffak Salti üslerindeki tanker uçaklarına zarar verdiğini ileri sürdüğü aktarıldı.

“Ürdün, koalisyon varlıkları için sığınaktı”

Analizde yer verilen bilgilere göre, iki gün önce Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’ne düzenlenen İran füze saldırısında çok sayıda ABD personeli hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı.

New York Times (NYT) tarafından paylaşılan bilgileri aktaran yazar, bu saldırının son bir hafta içinde Ürdün’de can kaybı ve büyük uçak kayıplarıyla sonuçlanan dördüncü İran saldırısı olduğunu belirtti.

Birkaç gün önce Kral Faysal Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıda 5 askerin yaralandığı, haritacılar tarafından Prens Hasan Hava Üssü olduğu doğrulanan bir diğer üsse yönelik saldırıda ise çok sayıda Black Hawk helikopterinin pistte hasar gördüğü kaydedildi.

16 Temmuz’da Muvaffak Salti’ye düzenlenen saldırıda 20 personelin yaralandığı, en az iki ABD askerinin öldüğü saldırının ise bir gün sonra gerçekleştiği bildirildi.

Makalede, “İranlılar böylece Amerikalı planlayıcıları rahatsız edici bir seçime zorladı” ifadesi kullanılarak, Bahreyn, Kuveyt, Katar ve BAE’deki üslerden çekilen askeri varlıklar için Ürdün’ün açık bir sığınak noktası olduğu vurgulandı.

Ancak Ürdün üslerinin de güvenli olmadığı, ABD’nin sadece beş gün içinde onlarca kayıp verdiği ve belirsiz sayıda hava aracını kaybettiği yazıldı.

Ürdün’deki füze saldırılarına ait görüntülerin, hava savunma sistemlerinin füzeleri engelleme oranının son derece düşük olduğunu gösterdiği ifade edildi. Ürdünlü yetkililerin “yüzde 100 engelleme” iddialarının ise görsel kanıtlar karşısında geçerliliğini yitirdiği savunuldu.

“Geri çekilme, bölgedeki ABD güçlerini ikiye bölüyor”

ABD hava kuvvetlerinin geri çekilebileceği bir sonraki hattın İsrail içindeki üsler olduğu belirtilen analizde, bu durumun yeni sorunları beraberinde getirdiği aktarıldı.

İsrail’in kendi hava savunma stoklarını yenileyemediği ve çatışmalara dahil olmak isteyip istemediğinin belirsiz olduğu yazıldı.

ABD’nin başlangıçtaki 20 civarındaki operasyonel üs sayısının, Körfez ülkeleri ve Ürdün’ün devre dışı kalmasıyla 5 civarına düşeceği öngörüldü.

Bu durumun yüzlerce uçağı az sayıdaki piste sıkıştıracağı ve İran füze fırlatışları ile isabet anı arasındaki kısa sürede uçakların havalanmasını imkansız hale getireceği belirtildi.

İkinci büyük asimetrinin ise yakıt ikmali ihtiyacı olduğu vurgulandı. Koalisyon güçlerinin savaş kabiliyetinin havada yakıt ikmaline bağlı olduğunu hatırlatan yazar, İsrail üslerinin güvenli sayılan mesafesinin bu görevleri zorlaştırdığını belirtti.

Makalede, “Örneğin Katar’daki El Udeyd’den kalkan saldırı uçaklarıyla kalkış noktasında buluşabilen tanker uçakları, şimdi İran’ın güney sınırına ulaşmak için bin milden fazla uçmak zorunda kalacak” değerlendirmesine yer verildi.

Bu mesafelerin Umman Denizi’ndeki uçak gemilerinden kalkan uçaklar için 1700 mile kadar çıkabileceği, İsrail’e çekilmenin bölgedeki ABD güçlerini ikiye bölerek hava kuvvetleri ile deniz kuvvetleri arasındaki koordinasyonu kopardığı ifade edildi.

“İran’ın üssüzleştirme kampanyası işe yarıyor gibi görünüyor”

Amerikan hava harekatının temel amacının, İran hava savunmasını ucuz süzülme bombaları kullanabilecek düzeyde yıpratmak olduğu, ancak uzun menzilli seyir füzesi stoklarının azalması nedeniyle düşman hava savunmasını bastırma (S/DEAD) görevlerinin hayati hale geldiği belirtildi.

Tanker uçaklarının faaliyetlerindeki gerilemenin bu operasyonları doğrudan zayıflattığı kaydedildi.

Makalede, “Eldeki tüm verilere göre, İran’ın üssüzleştirme kampanyası işe yarıyor gibi görünüyor” ifadesiyle, bölgedeki ABD gücünün savaşın başlangıcındaki savaş gücünü üretmekten uzak olduğu ve durumun olumsuz yönde ilerlediği vurgulandı.

Amerikalı planlayıcıların önündeki en belirgin seçeneğin daha fazla personel ve uçak kaybını göze almak olduğu, ancak bunun modern ABD ordusunun daha önce hiç karşılaşmadığı benzeri görülmemiş bir adım olacağı belirtilerek analiz sonlandırıldı.

Kaynak: YDH

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin