YENİ NİZÂMA DOĞRU: ARNAVUTLUK VE BALKANLAR

Ulaş TUNCA

Eylül 2026’da eğitimdeki yetersizliklerle ilgili olarak Fransa’nın başkenti Paris’te öğrencilerin düzenlediği protestolar, 17 Ekim’de Sarı Yelekliler’in hayat pahalılığı gerekçesiyle düzenledikleri protestolarla birleşmesi neticesinde bu eylemlerin Avrupa’ya yayılması ve dünyadaki birçok ülkeye sirâyet etme eğilimi göstermiştir.

Dünya kamuoyunun dikkatlerini üzerine çektiği bir diğer ülke de Arnavutluk’tur.

Paris isyanından çok daha önce başlayan Arnavutluk’un başkenti Tiran’daki gösteriler, Ekim 2026 itibariyle yeni bir aşamaya evrilmiştir.

Arnavutluk’taki yolsuzluklar, yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik ve eğitim masraflarının artması, ülke topraklarının yabancılara peşkeş çekilmesi, mafya ile politikacıların ilişkileri, Başbakan Edi Rama’nın AB’ye tam üyelik için verdiği tavizler, ABD ile olan ilişkileri, ülkeyi İsrail’in Balkanlar’daki üssü hâline getirecek politikaları, Arnavutluk’u Avrupa’nın çöplüğü durumuna düşüren şahsiyetsiz uygulamaları gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen protestolarda göstericiler mevcut hükümetin istifasını, Başbakan Edi Rama’nın ve muhalefet partisi lideri eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Sali Berisha’nın yargılanmasını istemektedirler.

Dünyada “narko-devlet” olarak tanınan Arnavutluk, dünyaya kenevir ihraç eden ülke konumundadır. Avrupa kenevir ticaretini elinde bulunduran Arnavut mafyası günümüzde Avrupa’nın kokain ticaretini de tamamen eline geçirmiştir.

Arnavut mafyasının ABD’deki üst düzey bağlantıları vasıtasıyla Güney Amerika uyuşturucu kartelleriyle ortaklık ilişkileri ve sonrasında ABD’nin de desteğiyle Güney Amerika’da bizzat kendi ekipleriyle kartelleşmeleri, Arnavut mafyasının dünya kokain ticaretindeki tekel olma konumunu güçlendirmiştir.

Arnavut mafyasının Arnavutluk’taki politikacılarla olan ticarî ilişkileri de ülkenin en mühim problemlerinden birisidir. Mafya-politikacı işbirliğiyle Arnavut halkının zenginliklerinin yağmalanması da halkın protesto gösterilerinde dile getirdikleri hususlardan birisidir.

Hızlı Müdahale Kuvvetleri Birimi’ne bağlı polislerin müdahalesine rağmen göstericilerin Hükümet binasını, Merkez Bankası’nı, Yüksek Mahkeme binasını, Eğitim Bakanlığı’nı, kamu binalarını ateşe vererek yakmasına engel olunamamıştır.

Polisin göstericilere karşı müdahalesinin yetersizliğinden dolayı mevcut hükümet, askerleri kışlalarından çıkartarak halka karşı kullanmaya başlamışlardır. Ayrıca kendi misyonlarını ve isbirlikçilerini korumak ve mevcut hükümete destek olmak üzere bölgeye ABD ve İsrail Özel Birliklerinin de sevk edildiği görülmektedir.

Arnavutluk’un Durres, Lezha, Elbasan, İşkodra, Korça, Gjirokaster gibi şehirlerine sıçrayarak yayılan ve dozu her geçen gün biraz daha artarak devam eden eylemlerin başladığı tarih aslında Mayıs ayına dayanmaktadır.

Arnavutluk’un Adriyatik Denizi’nde bulunan Sazan Adası’nın ve Vlora yakınlarındaki Vjosa-Narta Vahşi Yaşamı Koruma Bölgesi’ndeki Zvernec sahilinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’e peşkeş çekilmesi Arnavutluk halkının sert tepkisiyle karşılanmış ve Tiran’da Mayıs 2026 itibariyle rutin hâle gelen “Flamingo Hareketi” protestoları günümüze kadar sürmüştür.

İsrail silâh sanayine yatırım yapan Kushner’in sahibi olduğu yatırım firması “Affinity Partners”in en büyük sermayedarları Körfez ülkeleridir. Suudî Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Katar Devlet Varlık Fonu, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler bu firmanın en büyük yatırımcılarıdır.

İslâm milletinin zenginliklerini Batı’ya peşkeş çeken Körfez ülkelerinin rejimlerini korumak adına Türkiye-Pakistan-Suudî Arabistan arasında yapılan “Mekke Anlaşması”na dikkat edip meseleye bir de bu zâviyeden bakmak gerekir!“

Mekke Anlaşması” adı altında sunî bir sünnî cephe oluşturarak İran ve Yemen’e karşı ABD-İsrail menfaatlerine uygun politikaların izlenmesi ve Türk Ordusu’nun, Türk askerinin, Mehmetçiğin, Türk Savunma Sanayiinin Suud rejimini korumak, oradan alacakları üçbeş kuruş bahşiş için kullanmak en hafif tabirle Türk düşmanlığıdır, Türk milletine yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın 2024 yılında anlaşarak Kushner’e sattığı Sazan Adası’na lüks tatil köyü inşaat projelerinin gerçekleştirilebilmesi için imar yasası çıkarılmıştır. Adadaki altyapı maliyetlerinin tamamı Arnavutluk Devleti tarafından karşılanacak ve Affinity Partners firması burada yapacağı yatırımlardan dolayı vergilerden muaf tutulacaktır. Arnavutluk donanmasına ait bir savaş gemisiyle korunan adada İsrail’in bir radar üssü kurma projesinin olduğu da bilinmektedir.

Bir oldu bittiye getirilerek ada satılmış ve Arnavutluk halkı bu haberi Edi Rama’nın televizyon programındaki açıklamalarından öğrenmişti. Zvernec kıyılarına akın eden Arnavutlar dikenli tellerle, özel güvenlik elemanlarının ve polisin sert müdahalesiyle karşılaşmışlardı.

Arnavutluk’taki Komünist rejimin yıkılmasından sonraki süreçte Arnavutluk topraklarının halka mülk edilmesiyle başlayan arazi anlaşmazlıkları günümüze kadar devam edegelmiştir. Devlet arazilerinin yabancılara peşkeş çekilmesine müsamaha göstermeyen Arnavutların kendi aralarındaki husumetlerin ve geleneksel hâle gelen kan davalarının temelinde yatan en mühim sebeplerden birisi de toprak paylaşımı ve bu arazi anlaşmazlıklarıdır.

Arnavutluk beş asırlık Osmanlı hâkimiyetinden sonra 28 Kasım 1912’de bağımsızlığını ilân etmiştir. Yunanistan, Karadağ, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya ve Almanya’nın işgâline uğrayan Arnavutluk, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Komünist Enver Hoca diktatörlüğünde resmî ateizm rejimiyle yönetilmiştir. 1967 yılında dünyada ilk defa kendisini ateist ilân eden ülke Arnavutluk’tur. Bir dönem Stalinist ve bir dönem de Maoist politikalar izleyen Enver Hoca, ülkesini dış dünyaya kapatmış ve halkına ağır baskılar uygulamıştır.

Enver Hoca’nın 1985’te ölümü ve Komünizmin çöküşüyle beraber 1990’lı yıllar itibariyle Arnavutluk’ta yeni bir sayfa açılmış ve partili sisteme geçilmiştir.

Enver Hoca’nın “İşçi Partisi”si isim değiştirerek “Sosyalist Parti” adını almıştır.

14 yıl Parti Başkanlığı yapan Fatos Nano’dan sonra partinin başına 2005 yılında şimdiki Başbakan Edi Rama seçilmiştir.

Edi Rama, Spor Bakanlığı, Tiran Belediye Başkanlığı yapmış ve ardından 2013 seçimleriyle Başbakanlık görevine getirilmiştir. İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair, 2013 seçimiyle görevlendirilen Edi Rama Hükümeti’ne danışmanlık yapmıştır.

1990’da kurulan diğer parti de Sali Berisha’nın Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yaptığı “Demokrat Parti”dir.

İlir Meta’nın başkanlığını yaptığı “Sosyalist Bütünleşme Hareketi Partisi” de Arnavutluk siyasetinde etkili ve kilit rol oynayan bir partidir.

Arnavutluk, seçmen davranışları zaviyesinden bakıldığında, seçmenler, kuzeyli ve güneyli olarak ikiye ayrılır.

Kuzeyde “Gega”lar, güneyde “Toska”lar. Demokrat Parti en çok oyu kuzeyden alırken Sosyalist Parti en çok oyu güneyden alır.

Adı ister sosyalist, ister demokrat, ister sağcı, ister solcu, ister milliyetçi olsun Arnavutluk’ta iktidara gelen partilerin ve muhalefetin ortak politikaları Anglosakson liberal politikalardır. Bu politika Balkan ülkelerinin tamamında uygulanan politikalardır.

Arnavutluk, 1995’te Avrupa Konseyi üyesi, 2009 yılında NATO üyesi olmuştur. 2010 yılında AB Schengen bölgesinde vizesiz dolaşım hakkı anlaşmasını imzalamıştır. AB’ye tam üyelik müzakereleri devam etmektedir.

Arnavutluk’u ABD-İsrail’in müttefiki olarak konumlandıran Edi Rama, aynı zamanda ülkesinin İran’a karşı yapılacak olan her türlü operasyona karşı Batı’nın bir üssü olarak kullanılmasını teklif eden kişidir.

Ayrıca Edi Rama iktidara geldiği 2013 yılı itibariyle İran rejim muhalifi “Halkın Mücahitleri Örgütü”nün üst düzey yöneticilerine ve mensuplarına ev sahipliği yaparak onlara eğitim kampı arazisi de tahsis etmiştir.

Edi Rama 2022 yılında İran’ın Arnavutluk’a yönelik siber saldırı gerçekleştirdiği gerekçesiyle Arnavutluk’ta bulunan İran Büyükelçiliği yetkililerini de sınır dışı etmiştir.

Edi Rama ve ekibine en büyük desteği İsrail vermektedir. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, Başbakan Edi Rama’ya İsrail’in en yüksek sivil nişanını verirken Arnavutlara mahsus olan “Besa” geleneğini de istismar ederek, Hitler Almanyası’ndan kaçan Yahudilere kapılarını açan Arnavutlar’a da teşekkürlerini iletmiştir.

Arnavutluk Bektaşîlerinin lideri Baba Mondi’nin İsrail ziyaretleri ve İsrail ile olan sıkı ilişkileri ve Mondi ile beraber diğer Dedebabaların, Gazze’de gerçekleştirilen katliam ve soykırımı kınayan hiçbir cümlelerinin bulunmaması, bizlere, Arnavutluk’ta Vatikan modeli kurulmaya çalışılan “Bektaşî Devleti”nin kimlerin işine yarayacağını ve nereye hizmet edeceğini de göstermektedir.

ABD-İsrail ve Avrupa’ya her türlü dalkavukluğu yapan halkının zâlimi Edi Rama, bir Katolik olarak ülkesindeki Müslümanları asimile etmek için elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Arnavutluk’taki Müslüman nüfusu azaltmak için ülkesini envâi çeşit Hıristiyan misyonerliğinin cirit attığı bir sahaya çeviren Edi Rama’nın bu çabalarında başarılı olduğu gözlemlenmektedir. Ülkenin Müslüman nüfusu her geçen gün azalmakta ve Müslümanlar Hıristiyanlaştırılmaktadır.

Nisan 1993’te Papa II. John Paul’ün ve Eylül 2014’te Papa Franciscus’un Arnavutluk ziyaretleri, Katolik dünyasının sembol ülkesi Vatikan’ın Arnavutluk’un ehemmiyeti hususundaki hassasiyetlerini göstermesi bakımından da mühimdir.

Arnavutluk, Katolik, Ortodoks, Protestan, Mormon, Yehova Şahitleri, Evanjelist, Kalvinist, Adventist ve sair misyonerlerin cirit attığı bir ülkedir.

Yüzlerce kuruluşuyla bu misyonerlik faaliyetleri; Kiliseleriyle, Katedralleriyle, üniversiteleriyle, enstitüleriyle, okullarıyla, kolejleriyle, televizyonlarıyla, gazeteleriyle, radyolarıyla, siyasî partileriyle, dernekleriyle, vakıflarıyla, firmalarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, yardım kuruluşlarıyla, sosyal medyalarıyla, spor salonlarıyla, spor kulüpleriyle, kitap, dergi basımıyla, yabancı dil kurslarıyla, bilgisayar kurslarıyla, yurtiçi ve yurtdışı öğrenci burslarıyla, gezi organizasyonlarıyla, sağlık yardımlarıyla, maddî yardımlarıyla, polisiyle, askeriyle, mafyasıyla, topuyla, tüfeğiyle topyekün Arnavutluk’un ve Balkanlar’ın üzerine çökmüştür.

Arnavutluk ve Balkanlar’daki Müslümanlar bu Haçlı saldırılarına karşı savunmasız bırakılmışlardır. Türkiye burada ağırlık gösterememektedir. Türk dış politikası Atlantikçi, Anglosakson politikalara hizmet ettiği sürece Türkiye’nin Balkanlar’da başarılı olması, Müslümanların ve bölge halklarının hâmisi olması da mümkün değildir. Arnavutluk’taki, Balkanlar’daki, Avrupa’daki, Ortadoğu’daki çatışmalar, protestolar, huzursuzluklar, savaşlar bizlere şunu göstermektedir ki; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Anglosakson sistem iflâs ederek çökmüştür ve dünya çok kutuplu yeni bir nizâma geçmenin sancılarını yaşamaktadır. Sınırların yeniden çizileceği, rejimlerin değişeceği, yeni ittifakların kurulacağı yeni dünyada Balkanlar’ın ve Türkiye’nin yeri, konumu ve sistemi ne olmalıdır sualinin cevabı verilmeli ve tahkimat bir an önce buna göre hazırlanmalıdır. Kaybedecek vakit yoktur!..

Balkanlar’ın 5 asırlık Osmanlı hâkimiyetiyle izzetli birlikteliğin gerçek mânâsını yaşayan Balkan halklarının içtikleri “bal” şerbeti, bu birliğin bozulmasıyla “kan” şerbetine dönüşmüştür. Anadolu’dan kopuşla yaşanan ve bir türlü istikrarına kavuşamayan yapısıyla Balkanlar; aradığı huzura, kurtuluşa ve kanı bala çevirecek bünyeye ancak, geçmişte yaşadığı asırlık haysiyetli birlikteliğin mihrakı Anadolu’nun kurtuluşuyla kavuşabilir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Balkanlar’ın kurtuluşu Anadolu’nun kurtuluşundan geçer.

Asıl cevabı verilmesi gereken suâl, 21. Yüzyıl fikir çağında Türkiye’nin yerinin, konumunun ve sisteminin ne olacağıdır! Çok kutuplu bir dünya sisteminde Türkiye haysiyetsizce bir kutbun kuyrukçusu olmaya devam mı edecek yoksa tezatsız ve her örgüsü tamam “Bütün Fikir” emrinde diğer kutuplarla haysiyetli bir siyaset izleyerek kendi başına bir kutup mu olacaktır?

Türkiye’nin mevcut kadrolarla ve mevcut sistemle kendine münhasır bir kutup olması mümkün görünmemektedir. Anglosakson politikaların kokuşmuşluğunun her yanı sardığı vatanımızı ve insanımızı bu ıstıraptan kurtarmanın zamanı gelmiştir.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin