İÇİMİZDEKİ FRANSIZLAR

İÇİMİZDEKİ FRANSIZLAR

Etnik Kürtçü yapılanmanın emperyalizmle işbirliği Paris’te gerçekleşen cezalandırma eylemi ile bir kez daha kendisini gösterdi. Özellikle İslâm Devleti’nin Ayn-el Arap’ı fethetmek üzere harekete geçmesi ile ortaya çıkan bu durumda, etnik Kürtçü yapılanma, içindeki birçok tezat ve sahtelikleri de gözler önüne sermeye başladı.

Ayn-el Arap’ın İslâm Devleti’nin eline geçmemesi için emperyalizmle her türlü işbirliğine giden ve Amerika’ya kendilerini kurtarmaları için çığlıklar atıp sonrasında Amerikan uçaklarını alkışlayan, “Biji serok Obama!” diye çığlıklar atan etnik Kürtçülük, diğer yandan kendi siyasetlerini kendi öz güçleri ile yürüttükleri iddiası ile gülünç oluyorlar. (Selahattin Demirtaş’ın CNN Türk’te Hakan Çelik’in sorularına verdiği cevapta olduğu gibi.)

Kendi kaderini Batı’nın, emperyalizmin kaderi ile birleşmiş gören etnik Kürtçü bölücü siyaset, Fransa’da yaşanan cezalandırma eylemi karşısında tüyleri diken diken olmuş şekilde, hemencecik Fransa’ya başsağlığı dileyip, ağıtlar yakmaya, emperyalizme, Müslümanlara karşı birlikte savaşma isteklerini sunmaya başladılar. İşte, HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın, 07.01 2015 tarihli, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ye hitaben mektupları: “En az 12 Fransız vatandaşının ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına sebep olan Charlie Hebdo dergisinin ofisine yönelik saldırıyı üzüntüyle karşılamaktayız. Bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor ve lanetliyoruz. Umarız ki, bu acımasız saldırı, Avrupa toplumlarında insan hakları odaklı ilkeler, demokrasi ve fikir özgürlüğü konularında olumsuz yönde bir değişime sebep olmaz. Bilmenizi isteriz ki Halkların Demokratik Partisi, Fransa’da yaşayan herkesin acısını paylaşarak sizlerle dayanışma içinde olduğunu gösterecektir.”

Avrupa’dan demokrasiye bağlılık bekliyor ve Fransa ile dayanışma içinde olduklarını bildiriyorlar.

HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ’ın geçtiğimiz hafta Meclis’teki grup toplantısında yaptığı konuşma ise bütün bir İslâm’a olan kin ve nefretin ürünü…

Haber şöyle:

“Geride bırakılan aylarda Kobanê’de, Kerkük’te, Musul’da, Rojava kantonlarında DAİŞ adı verilen zihniyetin Paris’teki saldırının benzeri saldırılarla halkların bir arada yaşama iradesini teslim almaya çalıştığını belirten Yüksekdağ, bütün halkların bu faşist ve katliamcı çetelere karşı ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söylediklerini ifade etti. DAİŞ’in tüm dünya ve Türkiye için tehdit oluşturan bir saldırı odağı olduğuna dikkat çeken Yüksekdağ, “Kobanê halkı için dayanışmanın tarihsel bir görev olduğunu söyledik. Yaptığımız çağrılar dikkate alınmadı” değerlendirmesinde bulundu.”

Yüksekdağ, Paris’le bölge arasında bir bağ kuruyor ve demek istiyor ki, “Paris’le biz aynı çamurdan yoğrulmayız, Biz de sizdeniz, bize de saldırıyorlar, niye sahip çıkmıyorsunuz?”

Sonrasında, İstanbul’da Diana Ramazanova’nın patlattığı bombaya atıfta bulunuyor. İyi de ya sizin patlattığınız bombalar, daha önceki gün dört ayrı bomba patladı. Sizin Doğu’da katlettiğiniz insanlar. Onlar, yani 6-7 Ekim hadiseleri, Kürtlerin demokrasi için gösteri hakkını kullanmasıymış. Evet, gerçekten Batılısınız, hakikatleri Batı gibi çarpıtmayı çok iyi öğrenmişsiniz.

Etnik Kürtçülüğün bu konudaki hezeyanları bunlarla sınırlı değil elbette. Neredeyse bütün hücrelerine sirayet etmiş ihanet ve işbirlikçilik tablosundan parçalar:

12.01.2015 tarihli bir haber: Paris 3 Kürt kadın devrimci ve Charlie Hebdo katliamlarına karşı yürüdü. Cumartesi ve dünkü yürüyüşlerde her iki katliamın aynı zihniyetin ürünü olduğuna dikkat çekilerek ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Paris’te onbinlerce Kürt ve Kürt dostu, 9 Ocak 2013 günü PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn), Gençlik Hareketi Üyesi Leyla Şaylemez’in (Ronahî) katledilmesinin yıldönümü vesilesiyle “Suskunluğunuz Suç Ortaklığınızdandır” sloganı ile bir miting gerçekleştirdi.

Kortejin en önünde “2 yıl önce Sakine, Rojbîn, Leyla, bugün Charlie Hebdo” yazılı pankart, ardından Charlie Hebdo’da katledilen 12 kişiyi simgeleyen birer karanfilin altında katledilenlerin isimleri ve olaydan sonra çizilen ilk karikatürün üzerinde bulunduğu “Barbarlık Kobanê’de olduğu gibi Paris’te de öldürüyor” yazılı pankart bulunuyordu.

12.01.2015 tarihli haber: HDP Van İl Eş Başkanı M. Veysi Dilekçi: “Fransa’nın başkenti Paris’te bir basın kuruluşuna operasyon düzenlenerek çok sayıda basın çalışanı katledildi. Bu anlayış ve zihniyet karanlık bir dünyayı arzuladığından dolayı aydınlık bir dünyanın mücadelesini yürüten basın emekçilerinin çalışmalarını hazmedememenin anlayışıdır.”

14.01.2015 tarihli haber: Hatay HDP İl Eşbaşkanı Hülya Kadi: “Geçtiğimiz hafta dünyaca ünlü karikatür dergisi Charlie Hebdo’ya IŞİD’in üstlendiği bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda 12 yazar/çizer katledildi. Kalemleri kıramaz, özgür düşünceyi susturamazsınız. Hepimiz Charli Hebdo’nun kalemleriyiz!”

16.01.2015 tarihli bir haber: HDP Gençlik Koordinasyonu üyesi yaklaşık 15 kişilik grup bir grup, öğle saatlerinde İstiklal Caddesi’nde bulunan Fransız Konsolosluğu önünde toplandı. Grup adına açıklama yapan Barış Can Göral: “7 Ocak 2015 tarihinde Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan silahlı saldırının ardından 12 kişi hayatını kaybetti. Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı her ne sebeple olursa olsun kabul edilemez. Düşünce ve ifade özgürlüğünün cezalandırılması, yaratma ve yaşam hakkının gaspıdır. Paris’teki saldırının hedefinde cesurca geliştirilmiş eleştiriler, ifade özgürlüğünü kullanan halklar vardır. Gerekçesi fark etmeksizin bir türün, dinin, dilin, inancın, kimliğin, cinsiyetin, cinsel yönelimin başka bir tür, din, dil, inanç, kimlik, cinsiyet ve cinsel yönelim üzerinde baskı kurmasını reddediyoruz. Gençlik Şengal’den Kobane’ye, Soma’dan Ermenek’e, Caferağa’dan Hevsel’e, Madımak’tan Zirve katliamına kadar özgürlüğe ve umuda yönelmiş bütün katliamların hesabını soracak.”

Yani, 6-7 Ekim’de yaptıkları gibi Müslümanları katledip, emperyalizmle işbirliği içinde bölgeye yeni bir İsrail dikeceksiniz öyle mi? “Gençlik hesap soracak!”mış… Soma gibi apaçık sistemin zulümlerini de araya sıkıştırıyor ki itiraz edemeyelim diye. Soma’yı da Batıcıların kendi arasındaki mücadelede istismar vasıtası olarak araya sıkıştırıyor. Zehrini kustuktan sonra, o zehri Soma kadehinde sunmaya çabalıyor. Soma, Paris’te cezalandırılan Charlie Hebdo’cular rahat döşeklerinde solculuk yapabilsinler, Fransa’nın uçaklarıyla bombaladığı Müslümanlara, onlar da dergi köşelerinden saldırıp hakaret edebilsinler diye yaşandı. Soma ve benzeri katliamları Paris’le özdeşleştirmek kadar ikiyüzlü bir siyasi tavır ancak etnik Kürtçü şımarıklığa yakışırdı.

Evet, hesap mı soracaksın, gel bekliyoruz! İşte meydan.

Ahmet ÖLÇÜLÜ

ADIMLAR

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: