İNGİLİZCİLİK & AMERİKANCILIK

İNGİLİZCİLİK & AMERİKANCILIK

Birbirini takip ederek gelen ve hâlihazırda AKP’nin üç dönem iktidarı ile süren, batıyla “Katolik nikahlı” (Hükümet yetkililerinin kendi ağızlarıyla ifâde edilmiştir) muhafazakâr-demokrat-sağcı iktidarlar zincirinin, siyasi başarı(!) noktası olarak Barzanicilik; dolayısıyle Amerikancılıkta karar kıldığını, bu “karar kılmanın” anlamının da “batı karşısında teslimiyet” olduğunu, daha önce çeşitli vesilelerle, siyasi eleştiriler hâlinde öne sürmüştük.

İddiamızın ve eleştirimizin hâlen arkasındayız.

Bu bir yana…

AKP iktidarı ile kemâle ermiş olan bu “muhafazakar-demokrat-sağcı” iktidarlar zincirinin tarihine, başka bir perspektiften baktığımızda, Batı’ya teslim olmuş vaziyette Barzanicilikte karar kılmalarının ve Batı’ya teslim olmalarının yanında, bu başarı(!) noktasına ulaştıran politikaları güderlerken, Türk Milleti’ni ikiyüzlü politik ve dini söylemlerle tavlamaya çalıştıklarını da görürüz.

1950’lerden (belki de daha eski) bu yana, Mustafa Kemal’in ve kadrosunun İngilizci olduğunu, Osmanlı Devleti’ni İngilizlerle el ele vererek yıktığını öne sürerlerken, bir yandan da yeniden cihan hâkimiyeti, Osmanlı Devleti ve Hilafet masallarıyla muhafazakâr-dindar-sağcı kitleleri tavlayan bu güruhun, birilerini İngilizcilikle suçlarlarken kendilerinin Amerika’nın partneri-müttefiki-dostu-stratejik ortağı olduklarının, tavladıkları kitle tarafından görülmemesi, Türk siyasi tarihi açısından çok trajik ve bilim insanlarının sebepleri-sonuçlarıyla incelemeleri gereken bir tablodur.

Daha kısa cümlelerle ifâde etmek gerekirse;

Velev ki Mustafa Kemal İngilizci ve eleştiriler doğru…

Tamam da sen nesin?!

Necisin?!

Mustafa Kemal’in kendi ağzından “İngilizlerle müttefikiz, stratejik ortağız” gibi bir cümle biz şimdiye kadar okumadık, görmedik, duymadık… Ama sizlerin ağzından her hafta Amerika ve Batılılarla müttefikliğinizi itiraf eden cümleleri çok duyduk ve halâ canlı canlı duyuyoruz.

Kendilerini dindar, muhafazakâr, sağcı olarak tanımlayan ama iş fikir ve aksiyon plânında görünmeye geldiğinde kolayına kaçıp, Amerika ve Batı’ya teslim olanların pazarında gönüllü çığırtkanlık yapan bir çok kişinin zoruna gidebilir, farkındayız…

Ama hakikat bu!

Bize dosdoğru olmayı emreden bir dinin mensubu olarak da, hakikati söyleyeceğiz.

Bu güruh ta, yeniden cihan hâkimiyeti vaad edip, Barzanicilik ve Batı’ya teslimiyetin yanında, ikiyüzlü söylemlerinin izahlarını yapacak. Çok şey istemiyoruz; sadece izah… Çok basit…

Sen nesin?

Necisin?

İngilizcilikle suçladığın kadro şurada dursun; sen neden Amerikancısın?!

Neden Amerika ile stratejik ortaksın?!

Neden NATO mensubusun?!

Neden batıcısın?!

Neden bu ülkede Amerikan askeri üslerine izin verdin?!

Buyrun cevaplayın…

“Ya, şimdi muhafazakâr kitleyi rahatsız eder bu sorular” falan…

Bizim “muhafazakâr kitle” diye temel bir meselemiz yok.

Biz hakikatin peşindeyiz!

Velev ki Enver Almancıydı…

Velev ki Mustafa Kemal İngilizciydi…

Peki sen, Ortadoğu’da 20 yılda katledilen 5 milyondan fazla Müslümanın katili olan Batı’yla neden ortaksın?! “Amerika ile ortağız, müttefikiz” derken yüzün hiç mi kızarmıyor? Neden kızarmıyor?

İngilizcilikle suçladığın adam, ölmek üzereyken bile Musul’u, Kerkük’ü, Hatay’ı yeniden fethetmek için uğraştığı hâlde, sen Bağdat 20 yıldır ortağın tarafından bombalanırken ne yaptın?

Musul ve Kerkük, kendin gibi Amerikancı Peşmerge sürüleri tarafından çiğnenirken ne hissettin?

İslâm Devleti’nee “türbe yıkıyor” diye feryat ediyorsun da, işgalci sürüleri daha önce Hz. Ali’nin türbesini uçururken neden gıkın çıkmadı?

Bırak bu işleri de söyle haydi Amerikancı.

Neyi, kaça, nasıl sattın?

Bizi kaça satacaksın?

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: