OCAK AYININ HATIRLATTIKLARI

Çakal Carlos

Ocak benim için özel bir aydı. Bu ayı özel kılan birçok sebep var.

1 Ocak 1992 avukatım ve eski eşim Isabelle Coutant-Peyre’in küçük çocuğu Aurelien’in doğum günü.

3 Ocak 1949 ise, benim gibi siyasî tutsak olan bir dostumun doğum günüydü. Uzun süre mücadele veren siyasî tutsakların bazıları yakın zamanda hayatını kaybetti. Kendisi de bunlardan biriydi ve ölene kadar bazı komünist yayın organlarında makaleleri yayınlandı. Küçük kızım Elba Rosa, Şam’a giderek onunla görüşmüştü.

22 Ocak, Filistinli bir Osmanlı aristokratının kızı olan ikinci hanımım Lana Abdusselam Jarrar ile evlilik yıldönümümüz.

25 Ocak, ehemmiyetli bir yazar olan Robert Faurisson’un doğduğu gün. Onun da enteresan bir hikâyesi var. Kendisi Nazi kamplarında yaşananların, gaz odalarında milyonlarca kişinin öldürüldüğünün yalan olduğunu iddia etmesi üzerine cezalandırılan birisi. Gaz odalarında 10 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü iddiasının yalan olduğunu söyleyen birçok makale yazmıştı. Hayattayken ben de kendisine bir mektup gönderdim ve “Tarihin üzerine kurulduğu ‘gerçek’lerin, hangi kaynağa bakarsanız bakın 10 milyondan fazla Yahudi’nin gaz odalarında öldürüldüğü iddiasının yalan olduğunu nasıl söylüyorsunuz?” diye sordum. Bana gönderdiği cevapta “Mektubunuz için teşekkür ederim. Söylediğinizi çok iyi anlıyorum. Elbette bunları yazabilmek cesaret istiyor. Çünkü herkes 6 milyondan fazla Yahudi’nin gaz odalarında öldürüldüğünü söylüyor; fakat bu konuda herhangi bir kanıt yok. Bunların büyük bir kısmı sonradan ortaya çıkan açlık ve benzeri zor şartlar sebebiyle öldü. Gaz odalarında 1 milyon kişi öldü. Daha sonradan 6 milyon rakamını telaffuz etmeleri ise Almanya’dan İsrail’e gitmek üzere tazminat alabilmek içindi.” ifadelerini kullanmıştı. Fransız yazar cesur bir adamdı. Bu yazdıklarından dolayı ceza aldı. Faurisson 25 Ocak 1929’da doğdu, 21 Ekim 2018’de öldü.

26 Ocak 2008’de Arap mücadelesinde iz bırakmış tarihî lider George Habaş öldü. Habaş, benim de 1970’de Ürdün’de katıldığım FHKC’nin kurucusudur. Ben Araplar ve Kürtler dışında bu mücadeleye, Filistin mücadelesine katılan ilk yabancı militanım. Ürdün’de Filistin mücadelesinin içerisinde olan birçok kişiyle görüştüm ve organizasyonda bulundum. Salim Muhammed de benim burada aldığım isimdir. Benim Avrupa’da faaliyet göstermemi daha sonra dönmemi söyleyen George Habaş harika bir adamdı.

Elbette çok iyi bir avukat, muhteşem bir kadın olan Isabelle Coutant-Peyre’i de unutmayalım. Habaş’a yazarak, onun bana, La Sante cezaevindeyken açlık grevini durdurmamı söyleyip söylemediğini sordu. Habaş iyi bir idareciydi, “Salim Carlos’a açlık grevini durdurmasını ben söyledim” dedi. Öyle de oldu, onun bunu söylemesinin ardından ben açlık grevini sona erdirdim. 26 Ocak 2008’de ölen Habaş bana hiçbir zaman yalan söylemedi.

28 Ocak’ta, gerçek bir isim olmamasına rağmen Alice isimli kibar bir hanım bana mahkememde destek vermişti.

Her sene, her ay böyle geçmiş hayatınızdan bazı şeyleri hatırlatıyor. Geleceğe dair ümit beslemenizi sağlıyor. Çok iyi avukatlara, benimle dayanışma içerisinde olan dostlara sahibim. Öte yandan ise sürekli emperyalist saldırı ve Venezüellalı bazı siyasetçilerin ihanetleriyle karşı karşıyayım. Buna karşı mücadele ediyorum. Venezüella’ya dönüp tıpkı benim gibi emperyalist saldırılara ve iç ihanetlere muhatap olan, bu sebeple de harabeye dönen ülkemde düzenin yeniden tesis edilmesinde pay sahibi olabilir, Başkan Maduro için iyi bir danışmanlık yapabilirim. Neler olacağını bilmiyorum; ama Bolivarcı Venezüella Devrimi’ne inanıyorum. Hayatta kalacağım ve Venezüella’nın yeniden Latin Amerika’nın en zengin ülkesi olması için çalışacağım.

ABD, benzer şekilde Küba’ya karşı da bir savaş yürütüyor. Bu çok daha uzun süreli, Küba’nın bağımsızlığını kazanmasından bu yana süren bir savaş. Guantanamo Üssü’nün bulunduğu topraklar işgal altındaki Küba topraklarıdır. Amerikalılar bir asırdan fazla süredir orada. ABD topraklarında olmayan Guantanamo Hapishanesi’nde Amerikan hukuku da geçerli değil. Esasında Amerikan hukuku kâğıt üzerinde son derece iyidir. Bu hapishanede insanlar işkence edilerek öldürülüyor ve bilhassa Müslümanlar işkencelerden geçiriliyor. Birçoğuyla aynı ideolojiyi paylaşmasam da bu mücahitlere büyük saygı duyuyorum. Düşmanla yüzleşiyorlar, hukukî hiçbir zemini olmayan bir şekilde kaçırılıp hapishaneye atılıyor ve işkenceye maruz bırakılıyorlar. Amerikan hukukuna kâğıt üzerinde saygı gösterilebilir; ama Guantanamo örneğinden hareketle gerçekte asla öyle değildir.

Amerikan halkı son derece çalışkan bir halktır, bu şaka değil; Venezüellalılardan ve Türklerden de çalışkandırlar; aslında Türkler çalışkan değildir. Fakat ülkenin sistemi o topluma hitap etmiyor. Mesela ABD Komünist Partisi, Rusya Komünist Partisi’nden daha önce kurulmuştur; bu tarihî bir gerçektir. ABD’nin Soğuk Savaş döneminde SSCB’ye karşı anti-komünist kampın liderliğini yapmasına rağmen her seçimlerde mutlaka Komünist aday görülür; fakat yeterli oyu alamaz.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik saldırılarına Türkiye politikalarıyla karşılık veriyor, gelecekte neler olacağını bilmiyoruz; ama göreceğiz. Allah’ın yardımıyla zaferi kazanacağız.

Allahü Ekber!

29.01.2022

Görüşen: Av. Güven YILMAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: