“BİR YANDA BATI, DİĞER YANDA MÜSLÜMANLAR” SÖZÜYLE NE GİZLENMEK İSTENİYOR?
Rusya’nın Ukrayna Cephesinde Kuzey Atlantik Terör Örgütü NATO’yu ilk önce durdurup, daha sonra da eze eze perişan etmesinin ardından düşman cephesinde meydana gelen panik havası iyice görünür oldu.
Anglo-Amerikan Hegemonyasının kıyamete kadar devam edeceğine imân etmiş Atlantikya mensupları mevcut durumu henüz tam olarak sindirememiş olsalar da ortaya çıkan panik havasına engel de olamıyorlar. Adeta bir histeri hâlinde, hâlen kitlelere Anglo-Sakson Sömürgeciliğinin dünyanın tek meşru gücü olduğu yalanını her fırsatta mezarlıkta ıslık çalmaya misâl tekrar ediyorlar. Bunlar ton farklılığıyla hepsi aynı renk, hedef birliği yapmış kardeş cemiyetler. Bizim karşı karşıya olduğumuz ton en tehlikelisi: Batı karşıtı retorik içinde, verilen mücadeleyi ve mücadelenin gerçek taraflarını her fırsatta gizleyenler.
Taşeronluğunu, tetikçiliğini yaptığı Anglosakson sömürgeciliği hesabına, Irak, Libya ve Suriye’de milyonlarca insanın felâketinden sorumlu Akape örgütünün başı T. Erdoğan’ın MTTB kongresinde yaptığı konuşmayı dinlemişsinizdir. Erdoğan, dünyadaki esas kutuplaşmayı, Genel Savaş seviyesine tırmanışını sürdüren Atlantikya-Avrasya arasındaki mücadeleyi, “bir yanda Batı, diğer yanda Müslümanlar” bölücülüğüyle çarpıtıyor.
Bu çarpıtmayla yapılan bölücülük şu: Batı’yı, bünyesindeki her kesimden, dinden, ideolojiden unsuruyla yekpare tek bir bütün olarak görüp zihinlere öyle propaganda ederken; Doğu’yu, liberal çapulcu Akape İslâmcısı tipten başka bir şey olmayan “Müslümanlar” genellemesine indirgeyerek bölüyor.
Yani kendilerini dinî veya değil (Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, sağcı, solcu, sosyalist, sosyal-demokrat, Marksist, Marksist-Leninist, komünist, Milliyetçi, ulusalcı, çevreci vb) hangi ideolojik-politik adlarla ifade ediyor olurlarsa olsunlar, ben merkezci, hedonist, bencil bireyci çapulcu liberalizme ve onun tek kutuplu dünya hegemonyasına karşı olanlardan Batı’da yaşayanlarını “Batı” genellemesi içine hapsediyor; Doğu’daki örnekleriniyse, “Müslümanlar” genellemesiyle dışta bırakıyor. Doğu’da yaşıyor olup, liberal çapulculuğa karşı olan Müslümanlar, Erdoğan’ın dilindeki “Müslümanlar” genellemesinin dışında.
Peki, yağmacı liberalizmi, dinî olmayan ideolojik-politik söylemlerle ve adını açıkça “liberalizm” olarak koymadan, genel geçer bir “Çağdaş uygarlıktan kopamayız”, “NATO’dan korunmanın en garantili yolu NATO’da kalmaktır”, “Batı’yı eleştirelim ama BAAS rejimlerine de benzemeyelim” gibisinden savunanlar? Erdoğan’ın bölücü dili, Batı’da yaşayan liberalizm savunucularını, liberalizme dinî olmayan söylemlerle karşı olanlarla beraber “Batı” kavramlaştırmasına dahil ediyor. Doğu’da yaşayanlarıysa, “Müslümanlar” genellemesi dışında kalmakla birlikte, “bir gün hidayete ermeye, daha doğrusu, hidayete, liberal çapulcu ideolojiyi tam da Akape diliyle propaganda edeceklerine şehadet ederek erip, örgüte katılmaya aday dost unsurlar” kategorisinde yer alıyorlar. (Atatürk düşmanı liberal çapulcu sömürgeciliğin taşeron örgütü Akape’ye, bu sömürgecilikle mücadelesine Atatürkçü bir çizgide devam etmek için katılan H. Cevizoğlu’nun erdiği hidayet, üç aşağı beş yukarı bu kategoriden bir siyasî hidayettir)
1- Avrasya-Atlantikya savaşında hangi tarafta yer alıyor olurlarsa olsunlar; Batı, bünyesindeki her kesimden, dinden ve ideolojiden unsurlarıyla, yekpare tek bir bütündür. Bu yekpare Batı kavramlaştırmasına yakından bakarsak, BOP taşeronu Akape, aslında Batı’nın Atlantikçi bütün unsurlarını, ideolojik ifadelendirmelerine bakmaksızın “dava arkadaşı” müttefikler olarak görür.
2- “Batı” kutbunun karşısına konulan “Müslümanlar” genellemesi, liberal çapulcu ideolojiye ve onun BOP’una karşı olan doğunun her kesimden, dinden ve ideolojiden unsurlarını bölücü bir genellemedir.
3- Çapulcu liberalizmi, adını açıkça koymadan, dinî olmayan bir dille, hatta güya Atatürkçü bir dille savunanlar, liberalizmi, tam da Akape diliyle benimsemeye aday unsurlardır.
Akape’nin, “bir yanda Batı, diğer yanda Müslümanlar” bölücülüğü, böyle anlaşılmalı.
Anglo-Sakson Sömürgeciliğin alt aparatı Neo-Nazi-Siyonizm, Anglo-Amerikan Hegemonyasını tekrar tesisi edebilmek için tüm pervasızlığı ve var gücüyle Filistin’e saldırırken, Batı’ya gerçekten karşı çıkmanın fiilî şartları oluşmuştur.
Samimiyseniz aradan sıyrılmacı “ulvîlikleri” bırakın silâh başına geçin.
İşin şakası yok. Birilerinin kafasına dank etmişe benziyor. Hallerinden ve takındıkları fiilî-siyasî pozisyondan anlıyoruz ki, Atlantik kampında kalmak için yalvar yakarlar. Artık söylemler bu gerçeği örtemiyor.
Ama, kuru kuruya efelenmelerle onu bunu uyutmanın, ona buna kalleşlik etmenin sonu geldi.
Adımlar










