ZALİME MAL SATANLARIN ZALİMLERDEN OLMASI HAKKINDA…
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Allah, zalimleri kendisine düşman gördüğü gibi, zalimlere yardım edenleri de zulme otak tuttuğunu bildirir.
Peki, zalimlere yardım etmenin ölçüsü nedir?
Zamanının şeyhülislâmı, sultanüluleması İz(zeddin) b. Abdüsselâm’a, bir terzi gelerek, “ey şeyh, Haçlılar bana elbise diktirmeye geliyorlar. Ben Haçlılara elbise dikersem zulme ortak olur muyum?” diye sorar. İz bin Abdüsselâm’ın cevabı keskindir:
-“Hayır, sen bizzat zalim olursun, sana iğne iplik satan ise zulme ortak olur.”
İz b. Abdüsselâm’ın esnafları bir bir gezerek şöyle bir fetva yayınladığı nakledilir:
“Bugünden sonra topraklarımıza girip çıkan Haçlılara hiçbir şey satılmayacak ve hiçbir şey alınmayacaktır.” (Sübkî, Tabakat, İz b. Abdüsselâm md.)
Ayrıca, soruda geçtiği şekilde, Abdullah bin Mübarek ve Süfyan Sevri Hazretleri’ne nispet edilen rivayetler de vardır:
*Bir terzi Süfyan es-Sevri’ye gelerek, “Ben zalim Sultana elbise dikiyorum. Zulme yardım etmiş olur muyum?” diye sorar. Hazret de “Hayır, sen doğrudan zalimlerden olursun. Zulme yardım edenler ise sana iğne ve iplik satanlardır.” der. (Zehebi, Zevacir, 2/202)
*Bir terzi Abdullah bin Mübarek’e, “Ben sultanların elbiselerini dikiyorum, acaba onların yardımcılarından olmamdan korkar mısın?” diye sorar. Hz. Abdullah, “Hayır, zalimlerin yardımcıları, ancak sana iğne ve iplik satan kişidir. Sen ise zalimin ta kendisisin.” diye cevap verir. (Gazali, İhya, Yeme İçme Adabı Bölümü)
Rivayetler bu şekilde. Bu rivayetlerin nispet edildiği zatlar ve rivayetleri haklı bularak nakleden şahıslar ile bu şahısların mertebeleri de göz önünde alındığında, ümmet bu hususta icmada bulunmuş diyebiliriz: Zalimle doğrudan ticaret yapmak zalimlerden olmaya yettiği gibi, zalimle ticaret yapanla iş yaparak dolaylı yoldan zalimden nemalanmak dahi zalime yardımcı olmaya çıkar…
Zalime yardım etme hususunda Diyanet de Mısır’da yaşanan hadiseler sürecinde bir hutbe yayınlamış… Diyabet’in facebook hesabında paylaşılan bu hutbe 16 Ağustos 2013 tarihini taşıyor olsa da mücerret olarak güncelliğini koruyor. Tabi o zamanki şartlar muvahecesinde müşahhas bir hedefe istinaden böyle bir hutbe yayınlamak iktidarın poltikalarına destek vermek mânâsına gelirken, bugün Diyanet’in, AKP’nin İsrail’e mal satışı ile ilgili bu hutbeyi veya benzerini yeniden yayınlayamayacağı, camilerde okutturamayacağı da bedahet…
Diyanet zalimlerle ilgili hutbesi:
“Zulme yardımcı olanlar Allah’ın gazabına uğrayacaklardır…”
Diyanet İşleri Başkanlığı Mısır’da yaşanan zulüm ve haksızlığa dikkat çekmek için Cuma hutbesi hazırladı. Türkiye’deki tüm camilerde Cuma namazında okutulan hutbede Mısır’da yaşanan zulüm ve haksızlığa işaret edildi. “Mazlumun ahı, titretir arş-ı Rahman’ı” başlıklı hutbede zulmün tanımı yapıldıktan sonra Mısır’da yaşanan katliam kınandı.
“Zulmedenlere asla meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” Ayeti kerimesiyle başlayan hutbede bütün peygamberlerin tevhit mücadelesinin, aynı zamanda insanların onurunu, izzetini, şerefini ve haysiyetini ayaklar altına alan her türlü baskı ve zulmü ortadan kaldırmaya yönelik olduğu ifade edildi.
“Zulüm, haddi aşmaktır. Hak ve hukuk tanımazlıktır. Adaletsizliktir, haksızlıktır. İnsanı insan yerine koymamaktır. İnsan haklarını, kul hakkını en büyük ihlaldir. Bu sebeple zulüm, hem bu dünyada hem de ahirette cezası şiddetli olan büyük bir günahtır. Zalimler asla kurtuluşa eremeyecektir. Onlar, kıyamet gününde karanlıklar içinde kalacaklardır. Yollarını bulamayacaklardır. Çünkü zalimler, dünyada zulmettikleri insanların hayatlarını karartmışlardır. Onlara dünyayı zindan etmişlerdir. Mazlumların beddualarını almışlardır. Şimdi hesap gününde karşılaştıkları zor ve çetin manzara, mazlumlara yaptıklarının kendi başlarına gelmesinden başka bir şey değildir.” ifadelerinin yer aldığı hutbede şu hususlar ele alındı;
“Zulme yardımcı olanlar Allah’ın gazabına uğrayacaklardır…”
Zulme yardımcı olanlar, Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle Allah’ın gazabına uğrayacaklardır. Allah, zalimlere yardım edenlerle ahirette asla görüşmeyecektir. Onlar, yardım ettikleri zalimlerle beraberdir. Zulme sessiz kalanlara, zulmü görmezden gelenlere de merhamet edilmeyecektir. Çünkü merhamet etmeyene merhamet edilmez. Düşünce ve davranışta zalimlere meyletmek zulümle, hainlere ortak olmak ihanetle, suçlulara arka çıkmak cürmün kendisi ile eşdeğerdir. Zalimler karşısında hakkı söylemek en büyük cihattır. Zalimin zulmünü önlemek hem bu dünyada hem de ahirette kurtuluşun ta kendisidir.
“Masum insanları katledenler, bu duruma maddi ve manevi destek verenler, gerçekte bütün bir insanlığı katletmişlerdir…”
Yüzümüzü İslâm dünyasına çevirdiğimizde ne yazık ki birçok yerde zulmün kara bulutlarını görmekteyiz. Mazlum kardeşlerimizin feryâd-ü figanlarını işitmekteyiz. Hem geçtiğimiz mübarek Ramazan ayında hem de Ramazan Bayramının hemen ardından bu hafta boyunca Mısır’da binlerce insan katledildi. Bir insanlık suçu işlendi. Bu acı hadise, hepimizi derinden yaraladı. Acılarımızı kat be kat artırdı. Ama biz biliyoruz ki mazlumların ahı büyüktür. Biz biliyoruz ki masumların kanları üzerine kurulu hiçbir saltanat, hiçbir hükümranlık ayakta duramaz. Biz biliyoruz ki, Allah zalimleri sevmez. Biz biliyoruz ki, Allah zalimleri hidayete erdirmez. Hiçbir dünyevi hırs, çıkar ve siyaset, bir insanı yaşatmaktan daha değerli olamaz. Masum insanları katledenler, bu duruma maddi ve manevi destek verenler, gerçekte bütün bir insanlığı katletmişlerdir. Er ya da geç bu dünyada cezalarını bulacakları gibi ahirette de büyük bir azap şüphesiz onları beklemektedir. Dünyada kazandıkları hiçbir şey onları bu can yakıcı azaptan kurtaramayacaktır. Kötü bir son onları beklemektedir.
“Müslüman, her zaman zulmün ve zalimin karşısında, mazlumun ise yanında yer almalıdır…”
Şartlar ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın, dini, ırkı, rengi ve coğrafyası ne olursa olsun Müslüman, her zaman zulmün ve zalimin karşısında, mazlumun ise yanında yer almalıdır. Zulme şahit olan herkes, en az zulme uğrayan kadar zulme karşı durmalıdır. Kur’an-ı Kerim, değil zulme razı olmayı, zulmedenlere meyletmeyi bile yasaklamıştır. O halde Müslüman, zulmü alkışlayamaz, zalimi asla sevemez. Zulme göz yumamaz. Kanayan bir yara gördü mü ciğeri yanar. O yarayı iyileştirmek için her türlü sıkıntıya göğüs gerer. Fakat hiçbir zaman “adam aldırma da geç git” diyemez. Her zaman hakkı tutar ayağa kaldırır. Zalimin hasmı olur, mazlumun dostu.
“Bizi zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı suskun kalanlardan eyleme…”
Allah’ım, mazlum kardeşlerimizin acısını yüreğimizde hissettir. Bizi zalimlerden yana eyleme. Bize basiret ver, feraset ver. Bütün Müslümanları, vicdanlarından mahrum eyleme. Bizi vicdansızlarla beraber eyleme. Bizi zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı suskun kalanlardan eyleme. Allah’ım, Mısır’da ve dünyanın muhtelif yerlerinde katliamlarda hayatını yitiren kardeşlerimize rahmet eyle. Yaralanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle. Müslüman kardeşlerimize içinde bulundukları zor durumdan bir an evvel kurtulmaları için yardım eyle. Şu mübarek Cuma günü hürmetine dualarımızı kabul eyle.
Hutbe böyle…
Peki, Allah’ın sözlerini, emir ve yasaklarını işlerine geldiği gibi söyleyenler, eğip bükenler, menfaatleri için kullananlar, bir ticaret ve iktidar aletine dönüştürenler kimlerdir?
Said Nursî Hazretleri’nin bahsettiği “din pezevenkleri” kimlerdir?
Tabiî haysiyetsiz, şerefsiz, ahlâksız trollerin gıkı çıkmıyor, veya çıkartır gibi yapıyorlar… Sorsan, “biz de itiraz ettik!” diyecek uyanıklar… Yani bu gemicikleri CHP gönderse demediğini bırakmayacakları kesin ama AKP olunca sus pus… Hık mık… Olmaz ki canım… Tepkiler bu seviyede…
İşte, ahlâksız, şerefsiz, haysiyetsiz troller kimlerdir, bu gemicik seferleri karşısında kimler bunu geçiştirmeye, örtmeye çalışıyorsa, veya esasında bu düzeni devam ettirmek için karşı durur gibi yapmak mecburiyetinden, karşı durur gibi yapıp gerçek karşı durma şiddetinde tepki vermiyorsa… Dedik ya, CHP bunu yapsa neler demezlerdi, değil mi?
Allah zalimleri ve onlara yardım edenleri lânetlemiştir… Ama bunların lâneti şeytanınki gibi açık olmadığından kendilerini hakka herkesten yakın zannederler.
Not: Kapak görseli Türksolu’ndan alınmıştır.











One thought on “ZALİME MAL SATANLARIN ZALİMLERDEN OLMASI HAKKINDA…”