BİR ARURİ ÖLÜR, BİN ARURİ DİRİLİR
Alâaddin Bâki AYTEMİZ
Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden Salih Aruri ve beraberindeki Hamas ve Kassam Tugayları yöneticileri, Lübnan ‘da toplantı yaptıkları esnada İsrail saldırısı neticesi şehid oldular.
İsrail’e ait insansız hava araçlarının dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesinde Hamas’a ait olduğu belirtilen bir ofisi hedef aldığı bildirildi.
Saldırıda çok sayıda kişi de yaralandı.
Düşmanın saldırısı ve şehidlik müslümanın hayatının tabiatında vardır. Düşman saldırısı ve şehidlik hakikat pınarıdır. Kirler yıkanır, yüzlerdeki maskeler düşer ve müminle münafık da ayrışır.
Düşmanın -laf olarak değil de fiilî olarak-, kimi veya kimleri hedeflediği, hakikatin hangi tarafta olduğunun da delilidir. Münafıklar bizden görünmek adına düşmanla ağız dalaşı ederler, belki bu konuda herkesten önde görünürler ama bedel ödemeye gelince ortadan yok olurlar. Düşman okları onları heedef almaz.
Bir kere şunu en başta ifade edelim, bu savaş, öyle herhangi bir savaş değil. Bu savaş, doğrudan doğruya emperyalizme karşı direnen tüm insanların kaderini de belirleyecek bir savaş. Evet, her savaşta buna dair izler vardır ama bu savaş, bu alametleri de doğuran çatışmanın, kutuplaşmanın bizzat fay hattı üzerinde yer almaktadır.
Doğu ile Batı’nın, insanlıkla, insanlık düşmanlarının dişe diş, göze göz hesaplaşmasının eksenidir Filsitin…
Zira İsrail’in kendine has bir misyonu var. O misyon da insanlığın arasında insanlık düşmanlarının ileri karakolu olarak emperyalizmanın menfaatini korumak, müdahalesine imkân sunarak devamını sağlamak.
Onlar da bunu bildiklerinden, bu savaşı kaybettiklerinde artık İsrail devletinin varolmasının imkânsız olduğunu görüyorlar. Zira İsrail bölgede suni bir yapılanma ve içtimaî dayanaklara sahip değil. Dolayısıyla da desteksiz yapamayacakları gibi kaybetme lüksleri de yok. Kaybettiğinde kökü yok ki kendi köklerinden yeniden yeşererek mevcudiyetini muhafaza edebilsin… İsrail’in yok olması ise, bölgemizde emperyalizmanın ölümcül bir darbe alması demektir.
Aruri ve arkadaşları, İsrail’in katlettiği onbinlerce çocuk ve kadınla birlikte, işte, doğrudan insanlık adına hedef alınmış olmak gibi bir mânânın şehidi olarak, tüm insanlığa malolmuşlardır.
Aruri’yi sadece yakınları veya Filistinli direnişçiler değil, İsrail’in şahsında tecessüm eden Anglo-Sakson barbarlığına karşı varoluş mücadelesi veren tüm insanlık sahiplenecek ve bir Arurî ölürken, binlercesi de doğacaktır. Tıpkı, Gazze’de yaşanan katliam neticesinde dünyanın İslâmı keşfetmesi ve ölen onbinlerin yerine yüzbinlerin, “biz Filistin’iz, biz Gazze’yiz!” diyerek saflarda yerini alması gibi…
Savaş ve mücadele ile ölmüyoruz… Bilakis, savaş ve mücadele ile yeniden diriliyor, insanlığımızı kazanıyor ve insanca yaşama hakkını elde ediyoruz. Hürriyetimizi elde ediyoruz. Hür olarak ölmek, köle olarak yaşamaktan evladır. İnsanlık düşmanlarının, insanlığa karşı komplosuna boyun eğmek yerine, tüm insanlık adına savaşan ve barbarların oyununu bozan Filistin sen ne güzelsin!
Hz. İbrahim’in, Kelimullah olan Hz. Musa’nın, Ruhullah olan Hz. İsa’nın ve hepsinin başbuğu olarak Habibullah’ın ölüleri diriltici nefeslerini bir kez daha üzerimizde estiren ey Filistin, ne güzelsin! İnsanlığı şehidlerinin kanı kurtarıyor… Hepimiz sana minnettarız. Şehidlerine selâm olsun, gazilerine selâm olsun, yiğitlerine, aslanlarına, kundaktaki bebelerine selâm olsun! Dirileceğiz bu ölüm uykularından ve insanlık yolunda kavga ederken, birgün ellerimiz kavuşacak…
Yüreğine mi indi düzenin hıncı
Şehidler borcunu ödedi
Sıra sende AKINCI!
Böyle diyerek çıkmıştık yola, nice şehidlerle birlikte bu günlere geldik…
Ünsal’la, Kumandan’la…
Rabbim duamızı karşılıksız bırakmadı ve şehidlerimizin kanıyla yazıldı yolumuzun senedi…
Ve şehidlik sırasını bekleyen yiğitlerimizle adımlıyoruz…










