YAHUDİLİĞİN HEGEMONYA ALETİ OLARAK KAPİTALİZM
Selim GÜRSELGİL
Kapitalizmle Yahudiliğin ilişkisi, zarf ve mazruf (zarflanan) ilişkisidir. Kapitalizmin doğuşuyla birlikte Yahudiliğin dünya hâkimiyeti yolu da açılmış oldu.
Evvelce Yahudiler tefecilik, fuhuş, kumar gibi Hıristiyan ve Müslümanların hor gördüğü uğraşlarla servet biriktirmeye uğraşırlardı. Ancak Hıristiyanlığın doğal sömürücüleri papazlar ve aristokratlar var olduğu sürece, bütün gücü ele geçiremezlerdi. Ancak burjuva adında soysuz ve dinsiz bir sınıfın içinde yer alarak dünyaya hâkim olabilirlerdi. Bunun biricik ideolojisi de kapitalizmdi.
Devrim, birkaç yüzyıl içinde Avrupa’nın geleneksel sınıflarının yıkılıp Yahudi kapitalistin Avrupa’yı ele geçirmesiyle sonuçlandı. Avrupalı maceracıların ve zalimlerin sömürgelerden taşıdıkları serveti kısa bir süre içinde Yahudiler ele geçirdiler. 19. yy’a gelindiğinde bankacılık ve sigortacılık, silâh ve diğer sanayi dalları, fuhuş ve kumar, basın ve eğitim kurumları, kısaca olanca çehresiyle kapitalizm, artık bir Yahudi hegemonyasıydı. Sermaye güçleriyle Yahudiler, bütün hükümetlerin ve dinî otoritelerin üstüne çıkmışlardı.
Fransa ve İngiltere’yi başlıca üsleri olarak seçtiler. Ama en büyük servetlerini, sanki tek elden yönetilirmişçesine Amerika’ya taşıdılar. ABD’de sadece yatırım yapmadılar, büyük servetler bağışlayarak Yahudiliği ABD yöneticileri için kutsal ve dokunulmaz kıldılar.
Bu hâkimiyetin Osmanlı’yı da eline alması için Büyük Reşit Paşa gibi, büyük gayret sahipleri ortaya çıktı. Reşit Paşa, Osmanlı’nın değil, adeta Rothschild’in sadrazamı gibi çalıştı. 1855’ten itibaren Osmanlı, Yahudi kapitalizminin borçlusuydu ve borçların teminatı da İngiltere ve Fransa’ydı. Kısa sürede Osmanlı iflâs etti ve İngiliz ve Fransız işgâline uygun hâle geldi.
Yahudi kapitalizmi, Filistin sevdasından da hiçbir zaman vazgeçmedi. Bizzat Rothschild bütün yatırımlarının 20 katını Filistin’e yaptı. Araziler aldı, onları ıslâh ettirdi ve Doğu Avrupa Yahudilerini bölgeye taşıdı. Abdülhamid durumu farkedip Yahudilerin mülk edinmesini ve yerleşmesini yasaklayan kanunlar çıkarınca var gücüyle onu devirecek kuvvetlerin destekçisi oldu. Yeri geldi Türkçülük, yeri geldi Yunancılık, yeri geldi Arapçılık yaptı. Sonunda Abdülhamid’i devirip, beslemesi Talat’ı sadrazam yapınca İsrail’i kurmanın zeminini hazırlamış oldu.
Kapitalizm demek, Yahudiliğin dünya hâkimiyeti demektir. Bir ırk dini, bir ırk ezoterizmi olan Yahudilik, kapitalizm aracılığıyla tüm siyasî, ahlâkî, içtimaî müesseselerin üstüne çıkıp maneviyatsızlığın ve soysuzluğun rejimini kurmuş, insanlığı dinsiz, ahlâksız, milliyetsiz ve cinsiyetsiz sürüler haline getirmenin marifetine ermiş ve Siyonizm’i de bu temel üzerinde hedeflendirmiştir. Kapitalizmin yıkılışı da Yahudiliğin dünya hâkimiyetininin ve Siyonizm’in yıkılışı olacaktır.










