ALÇAKSINIZ!
Adnan DEMİR
Türkiye’nin ve dünyanın şu anki mevcut durumunu normal olarak karşılayan ve devam etmesini isteyenlere söyleyecek sözüm yok!
Yeryüzünde mekân işgâl eden ve dünyanın nimetlerini tüketen biri olarak eşya ve hadiselere baktığımızda mevcut düzen ve yapının yanlış, kötü ve çirkin olduğunu kavrayamıyorsak ve hissedemiyorsak insan olduğumuzdan şüphe etmeliyiz.
Mevcudun değişmesini ve yerine daha insanî, ahlâkî, iyi ve güzel bir nizâm hasreti çekiyorsak bunun ancak ihtilâl ve inkılâp ile mümkün olduğunu kavramak zorundayız. İhtilâl ve inkılâp söz konusu olduğunda ise bunun ancak topluluk ile ve topluluk hakikatini sezmiş insanlar tarafından gerçekleşeceği aşikârdır.
Dünyada bir “BUHRAN” sürecinin hakim olduğu çok açıktır. Ve bu buhran yeryüzündeki savaş, açlık, soykırım, her tür cinsel sapkınlık, kimlik arayışları gibi tezahürlerle kendini gösteriyor…
Tüm dünyaya kendisini, tek doğru, tek normal, tek medeniyet olarak pazarlayan, oysa tüm kötülüklerin merkezi olan Anglo-Sakson Liberal Amerika–İngiltere merkezli hegomonya ki bu yapı insanlığın ortak düşmanıdır.
Bunu böylece belirttikten sonra, mücadelenin, bu yapı ve bunun varlığına son vermek isteyen ve bu yapıya direnenler arasında olduğunuda tayin etmiş oluyoruz.
Bu gün dünyada bir çok ülke, halk ve medeniyet merkezi, bu insanlık düşmanı yapıya karşı ittifaklar halinde birlikler oluşturup mücadele ederken biz Türk Milleti olarak ne yapıyor ve nerede duruyoruz?
Kim kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın (İslâmcı, Kemalist, Türkçü, Kürtçü v.s.) ilk önce kendine bu soruyu sormalı ve konumunu buna göre düşünmelidir…
Şahsım adına konuşacak olursam, 1990 yılından beri, yani Amerika önderliğinde NATO–Haçlı gücü bölgemize saldırıya geçtiği tarihten bu yana, konumumu, bu saldırgan güç ve onun yerli işbirlikçileri karşısında belirledim… Herkes muhasebesini gözden geçirsin ve vicdanlarının sesini dinlesin! Bakalım eğer kaldıysa o vicdan size ne söyleyecek?
Emperyalizme karşı olmak, emperyalizmin ileri sürdüğü mücerret fikirlere karşı olarak, “Kahrolsun Batı Barbarlığı” diye slogan atmakla olmaz. Emperyalizm, bu topraklarda pisliğini yerli işbirlikçiler eliyle üzerimize boca ediyor, yeri işbirlikçiler bizi emperyalist sisteme bağlıyor. O işbirlikçiler görmezden gelinerek, emperyalizme karşı durma iddiası yalan olur. Bizi emperyalist sisteme bağlayan kim? Emperyalist mahfillerle anlaşmalar imzalayan, ortaklıklar, ittifaklar kuranlar kim?
Diğer yandan, güya bu insanlık düşmanı, sapık, ve zalim emperyalist düşmana karşı olduğunu söylerken, bu zalime direnen kim varsa onlara laf ederek onları gözden düşürerek yine emperyalizme hizmet eden ve hatta gerçek direneni gizleyip direnenlerin veriminin üzerine oturma derdinde olanlar… İşin acısı bu ahlaksızlığı “İslâmcı mücadele” kisvesinde yapıyorlar….
ALÇAKSINIZ!
Amerikan terör örgütü ve işbirlikçilerine karşı Putin ve ekibinin ortaya koyduğu duruş, tüm Avrasya’yı (hatta Lâtin Amerika’yı da) bu duruş etrafında birleştirmiş olduğu hakikati ortadayken, bu hakikate sırtını dönen ve bu hakikati gizleyen her kim varsa bilerek veye bilmeyerek Amerika’ya hizmet ediyor demektir.
Neymiş efendim! Şimdi zayıfmışız ama bir gün güçlenecekmişiz (esas düşmana karşı ittifaklar içine girip, esas düşmana karşı güçlüyü kendimize kalkan yapmadan nasıl güçleneceksek!) o zaman yedi düvelle hesaplaşacakmışız falan…
Mücadelede güç, süreç içerisinde, kavga içinde tahkim edilir. Esas düşmana karşı bir mücadele varsa, o mücadelede mevcut gücünle yerini aldıktan sonra gücünü tahkim etmeye bakarsın. O kavga edecek, esas düşmanı yenecek, sonra sen de bu esas düşmanı yeneni mi yeneceksin? Hangi güçle? Onun için de yine başka güç odakları ile ittifak etmen gerekir. Bu aslında mücadeleden kaçmanın başka adıdır.
Esas düşmanı müttefiklerinle beraber yenersin ve herkes kendi bölgesinde yeni iktidar alanında kendi gücüyle orantılı bir yapıya kavuşur ve bu yapıyı tahkim etmeye bakar. Fırsatı değerlendirmek de budur. Eski hegemon yıkılırken kimin onun yıkılışından sonra boşalan alanlarda hakimiyet kuracağı, hegemonu yıkmak üzere kurulacak ittifaklar içinde yer almakla belirlenir. Esas düşmanı yenerken kim sahada ise, yeni iktidar alanının hakimi de o olur. Kimse savaşmayana, eski hegemon yıkılırken o ittifak içinde yer almayana, “gel sen burayı yönet” demez; hak etmek gerekir.
Siz herkesi kendiniz gibi ahmak ve aptal mı sanıyorsunuz? Mücadeleyi belirsiz vadeye erleyip yan gelip yatmayı seçtiğinizi, esasında işbirlikçi olduğunuzu millet anlamıyor mu?
Bir ayak altında dolaşmayın da, en azından mücadele edene ayak bağı olmayın.










