İSRAİL ÂŞIĞININ KEDİ DÜŞMANLIĞI!

Levent AKINCI

Siyonazist İsrail için övgüleri olan, Şalom’da yayınlanan bir yazıda “Hayatım boyunca hiçbir dinin mensubu olmadım, tanrı inancım tartışmalı, kendimi herhangi bir dine ait görmedim ama Yahudilikle bir gönül bağım olduğunu inkâr edemem.” diyen, bir başka yazısında “İŞİD’in kontrol ettiği bölgelerde eşcinsellerin uğradığı zulüm de Solomon’a göre onur yürüyüşünün diriltilmesini zorunlu kılıyor” diyerek sözde onur yürüyüşlerini savunan Siyonist İsrail âşığı sapkın Oray Eğin, güncel bir yazısında kediler hakkında da boş konuşuyor!

“Sokak kedileri ayrıca “can dostumuz” ya da “sevimli dostumuz” da değildir. Kartpostalda ya da televizyon ekranında bir şıklık gibi durabilir, bir pazarlama dehası olarak kullanılabilirler belki. Ama tıpkı başıboş sokak köpekleri gibi sahipsiz kediler hem doğa hem de insanlık için ciddi bir tehdit. Bunun çözümü gördüğümüz yerde her kediyi öldürmek değil. Ama her kapının önüne yoğurt kabında kedi maması bırakmak hiç değil.”

Böyle bitirmiş “En büyük tabu sokak kedileri” başlıklı, doğrularla yanlışları çorba yaptığı saçma sapan yazısını. “Bunun çözümü her kapının önüne yoğurt kabında mama bırakmak değil, ama gördüğümüz her kediyi öldürmek hiç değil” dememiş, dikkatle okuyun, farklı bir şey demiş.

2009’da âşığı olduğu İsrail’e gidince Şalom gazetesinde yayınlanan “İsrail İzlenimleri” başlıklı yazısından bir bölüm aynen şöyle:

“Aynı şekilde Türkiye’nin savunma politikaları, siyaseti, sistemi de Filistin’le hiç mi hiç benzeşmiyor. Bizim ülkemizde anneler mesela İran’da olduğu gibi 13-14 yaşlarındaki çocuklarını orduya yazdırıp, onların intihar bombacıları olmasından gurur duymuyor. Ya da biz bu topraklarda 12 yaşındaki çocukların ellerine Kalaşnikof tutturup bununla gururlanmıyoruz: Oysa Arafat yıllarca Filistin’i böyle yönetti, böyle kareler yansıdı o topraklardan.”

Filistin’li çocuk savaşçılara atıf yapmış, ya İsrail’in ana sınıfı yaşındaki yahudi çocuklarına verdiği silah eğitimi? Ve aşıladığı siyonazist sadist ruh? İnternette İsrail’in çocuk askerleri diye yazıp tarayan biri bir sürü görsel ve video bulacaktır. Bunları yok saymış sahtekâr! İlgili linkler aşağıdadır. Bütün bu linklerde gördüğümüz söz ve eylemlerinden teberrî etmiş midir, bilmiyorum. Yine aynı yazısında şunları söylemiş:

“Özünde Filistin’le tek ortak paydamız Müslümanlığımız ve bu durum da sürekli duygu sömürüsü aracı oluyor. Filistinliler’in kendilerine ‘mağdur’ edebiyatı yapmalarına olanak tanıyor, hele hele din konularda kolayca gaza gelebilen Türkiye kamuoyu da bununla uyutuluyor.”

Ve yine aynı melun yazıda şunları da söylemiş:

İsrail, otoban kenarlarına güvenlik duvarı örmek zorunda kalmış çünkü Filistinliler yoldan geçen arabalara rastgele ateş açıyormuş.”

Asıl o gözetleme kulelerinden ve evlerinin tahkim edilmiş teraslarından hazır kurulu tüfekler ile uzun senelerden beri Filistinlilere rastgele ateş eden Siyonist yerleşimcilerdir!

Neyse, böyle iftira ve tahriflerle dolu bir yazı işte. Neresini düzelteyim bilemedim.

Dönelim kedilere. Evet, sokak hayvanları konusunda iki tür sapıklık sözkonusu, biri onları put edinen, bu konu kendileri için bir totem-tabu hâlini almış olan müşrikler, biri de onları yok sayarak ya da eziyet ederek zulmedenler. İkisine de karşıyım. Pisinâme adlı makalemde de belirtmiştim. Fakat buradaki yazar açıkça kedi sosyal hayatın içinde, sokakta yer almamalı mesajını verip, hiç de sevimli dostlarımız değiller vs geveliyor ve kedi nefreti aşılıyor.

Kedilerin insanlarla içli dışlı olan ve de temiz hayvanlar olduğunu belirten ve onlara merhamet gösteren ve ikramda bulunan ve tabiri caizse ‘dokunulmazlık‘ imtiyazını veren Peygamberimizdir. ‘Etrafımızda gezinenlerden’ diye buyurmuş ve ilgili bir çok hadis nakledilmiştir. Mezkûr makalemizde örnekleri vardır, burada tekrar etmeyeceğiz.

Kedilere bir tas su, bir kap gıda vermeyi bile çok gören bu zalim, kendini vahşi doğada belgesel çeken gazeteci sanıyor belli ki, bırakalım doğal yaşasın ölsünler ya da çok seven sahiplensin alsın evine, demeye getiriyor. Burası şehir, kediler de evcil hayvandır, evcil demek ille de evde yaşar demek değildir! Dileyen, imkanı olan evinde besler, dileyen bahçede parkta sokakta besler! Dileyen benim gibi, her ikisini de yapar! Ama sonuçta bu hayvanların hakkını gözetmek durumundayız. Kışın altlarına bir eski çul, yazın kuraklarda bir tas su koymak, yaralı hasta vs gördüğümüzü tedavi ettirmek, motorlu araçlar sürerken ara sokaklarda daha yavaş ve dikkatli geçmek vs en basit insani vazifedir.

Müslüman ecdadımız bırakalım sokak hayvanlarını beslemeyi, zemherilerde dağlara taşlara, kurda kuşa bile yiyecek bırakmıştır. Çeşitli hayvan vakıfları bile kurmuşlardır. Kuş saraylarından sokak hayvanları için su yalaklarına, sosyal hayatın içinde Rahmân’ın dilsiz kullarına da alan açmış ve onlara dair hak hukuk gözetmişlerdir.

Gelelim bu artan kedi nüfusu meselesinin nasıl çözüleceğine. Yazısına göz atan rahatlıkla fark edecektir ki, yazar çok sinsice, uçuk, ütopik örnekler üzerinden konuyu kasten sulandırmış, ama ben gerçekçi çözümlere değineceğim…

Belediyelerin o kadar çok israfı var ki, yüzbinlerce liraya mal olan ve fuhuş, alkol partilerinden, hippi günlerinden farksız olan bazı konser ve festivallerden tutun, ana cadde ve meydanlarda, ki yine bazı belediyelerin bakın çalışıyoruz mesajı vermek için yaptığı, yüzbinlerce liraya mal olan sezonluk sözde çiçek peyzaj düzenlemelerine, yüz binlerce liraya mal olan heykellerden, oy getirsin veya dostlar alışverişte görsün kabilinden, bakın belediye ergenleri düşünüyor dedirten saçma sapan etkinliklere. Flörtünün elinden tutan bu festivallere damlıyor. Bütün bu israflar, batıllar terk edilse buralara akan oluk oluk para ile rahatlıkla bütün sokak hayvanları, kediler de köpekler de, kısırlaştırılır da barınak da yapılır, tedavi gerekenler tedavi de edilir.

Bizim “kedi sorunumuz” değil “sahtekâr ve sömürücü bir kısım politikacılar ve yardakçıları olan bazı gazeteciler” sorunumuz vardır! Bir belediye, şehir meydanına sahne kurdurup iki tane donsuz zilliyi sahneye çıkartınca tüm bu işlemler için kaç milyon lira harcama yapıyor hiç soran oldu mu? Çar çur edilen milyonlarca lira var böyle!

Neymiş, kedi sevmeyenlerin de vergisi kedilere gidiyormuş! Benim de inancım gereği hayatımda bir tek festivale, konsere yolum uğramaz ama vergilerim gasp ediliyor ve bu batıl işlere gidiyor! Nolacak şimdi? Veya, dediklerine göre cinsiyet değiştirmeye karar veren ipnelerin ameliyat masrafları bizim paralar ile karşılanıyormuş! Ona bakarsan, biz de bu zulümden muzdaribiz!

Tamam sokaktaki sayı arttı belki, buna dair çözümü söyledim. Fısku fucura harcanan milyonlar bu işe harcansa sadece belli bir kısmı bile yeter de artar! Bunlar belediyelerin israfı idi, ya hükümetin israfları? Hükümet bana, yani halka mı soruyor büyük futbol takımlarının devlete, yani halka olan milyonluk borçlarını affederken? Vatandaş bir kez vergiyi vermesin veya fatura ödemesin bak neler geliyor başına! Ve hükümet bize, halka mı soruyor nice kodamanın üçlü, beşli, onlu çetelerin vergi borcunu affederken! Ve hükümet bize, halka mı soruyor partilere seçim yardımı adıyla her seçim öncesinde milyonlarca para peşkeş çekerken? Böyle milyarlarca para var parti ve takım denen tabulara, putlara harcanan veya çar çur edilen!

Hepsini tüketenler, sömürenler sığdı bu vatana da, bir kısım pisiler mi fazla geldi? Bu israf ve talandan vazgeçilip o paralar sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, tedavisi vs işler harcansa, o paraların binde biri bile tüm ülke çapında hem de, bu işe yeter de artar bile! Hayvanlara da yeter, bilâteşbîh sma hastalarına da, diğer mustazaflara da!

Şunu da hatırlatalım, yakın dönemde Avusturalya’daki işgâlci sömürgeci Avrupalılar develere, kangurulara ve kedilere resmen soykırım yapmışlar, sonra da belâlarını bulmuştular.

Son olarak, evet pisiler can dostumuzdur. Siyonazist sapkınlarımızı postalayalım Telaviv’e, gelmek isteyen Filistinlileri de tüm pisiklerini de alalım Türkiye’ye, diyorum!

Pislikleri gönderip pisikleri alalım vesselâm.

Pisinâme adlı makalemizde ve zaman zaman kedi videolarımızda da paylaştığımız şu eski şiirimizle, hassaten fi’rân ve kilâb kısmına dikkat çekerekten bitirelim;

PİSİNÂME

Pisi candır.

Adüvv-i sıçandır.

Pisiden hazetmeyen;

Gâhi kilâb-u fi’rândır,

Gâhi mecnûn-ı ifritândır.

Muhabbet şart değilse de;

Merhamet eden insândır.

Deme muzır bir hayvandır;

Pisi rahmet, pisi bereket;

Akıncı’m ona hayrandır.

..

Not: Sayın Levent Akıncı’nın yazısının yayınlanmak üzere elimize ulaşmasını mukabil nette Oray Eğin’le ilgili yaptığımız araştırmada aşağıdaki yazıya tesadüf ettik:

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin