ANGLO-SAKSON YAĞMA DÜZENİ KAYBEDECEK
Suat KÜRŞAT
Çok kutuplu dünyada Türkiye tarihi misyonunu üstlenebilir. Dost ve düşman tanımı, Dündar Bey’in deyimiyle “Türk’e zarar vermeyene müsamaha, Türk’e fayda vereni himaye” denkleminde bir okuma ile kimin zarar vermediği, kimin fayda verdiği anlaşılınca buna göre tavır belirlenir. Günümüz dünyasında büyük tehdit millî devletin ve kimliğin yok edilmesi ve tek kutuplu Anglo-Sakson hegemonyasına kölelikten başka bir şey değildir.
Türkiye’nin, millî kimliğini ve bağımsızlığını hedef alan kokuşmuş ve çökmüş bir dünya düzenini ikame ya da idame gibi bir derdi olamaz. Yanı başımızda bu hegemonya adına, gerek Yunanistan (Dedeağaç, Litohoru, Volos, Girit) gerek Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde sınır hattı oluşturmuş ve Türkiye’yi bu hattın dışında tutarak, hudut karakolu gibi gören bir dünya düzeninden bahsediyoruz!
Türkiye, tarihî ve millî sorumluluğu açısından Batı’nın hudut karakolu olamaz!
Tarihimize baktığımızda, Bizans, son döneminde Batı adına hudut karakolu olmuştur. Türklerin hızını kesmek, Batı’ya geçişini engellemek için desteklenmiş ve kullanılmıştır. Bu duruma son veren de Osmanlı Devleti olmuştur. Batı’nın bugün, Türkiye’ye biçmek istediği rol Batı adına inşa edilen güvenlik duvarının ötesini korumaktır. Hem siyasal, hem askerî, hem de sosyolojik bir karakol! Bu rolü kabul etmek mümkün değildir. Türkiye’nin kendine biçeceği rol, doğunun himayesi olacaktır! Batı içerisinde zarar vermeyen unsurlara da müsamaha göstererek, onları müttefik olarak görmek olacaktır. Aynı şekilde, Doğu adına hareket eden güçlerin de konumu, ancak zarar vermedikleri müddetçe müsamaha ile sınırlı olabilir.
Türkiye, Batı’nın hudut karakolu olarak yok olan Bizans değil, Doğu’nun hamisi olarak büyüyerek yönünü Batı’ya çevirmiş, yeni fetih ve keşif alanları bularak sürekli gelişen bir güç olacaktır!
Çokuluslu şirketlerin sömürüsüne maruz kalan, yeraltı ve yer üstü zenginliklerini milletin ve devletin faydasına değil de bu şirketler ve bunlarla iş tutan bir avuç vatansızın yağmaladığı ve bu sayede ayağa kalkamaz hale getirilen bir Türkiye, Batı’nın ve Anglosakson Hegemonyasının arzu ettiği bir ülkedir.
Yine Dündar Bey’in deyimiyle, “büyük milletler, ufku ve idealleri geniş milletlerdir.” Türk milletinin ufkunun çokuluslu şirketlere ve bunların yancılarına sermaye yapılması millete ihanettir. İdeallerinin, şişirilmiş günlük çıkarlara malzeme yapılması millete ihanettir. Bir yandan meydanlarda Siyonizm’e boykot çağrısı yapıp, öteki taraftan Siyonizm’in en önemli destekçisi bu çokuluslu şirketlere zenginliklerimizi peşkeş çekmek millete ihanettir.
Bir yandan Anadolu’yu Batı’nın hudut karakolu yapmak, öteki taraftan da çokuluslu şirketlere topraklarımızı yağmalatmak isteyen, millî kimliği ve devleti yok ederek Batılı efendilerine şirin görünmek isteyenlerin bu hevesi elbette gerçekleşmeyecektir. Ne liberal çapulculuk ne de muhafazakâr soytarılığın bunu yapması mümkün olmayacaktır.










