İSLÂM VE SANAT – MÜZİK

Selim GÜRSELGİL

Sofilerin bir kısmı ile Selefilerin çoğuna göre, İslâm’da her türlü müzik yasaktır. Tabiî meseleye bu şekilde girilince, bebeğine ninni söyleyen bir anne, kapısına zil takan bir adam, kurban keserken teşrik tekbiri okuyan bir müslüman haram irtikap etmiş sayılır. Daha ileri gidersek ezan bile harama sokulabilir. Çünkü bunlar da müzik kapsamındadır. Halbuki bilindiği gibi, her türlü müzik yasaklanmamıştır.

Aslında teologlarla bu tartışmaya hiç girmeden şöyle deyip işin içinden çıkabiliriz: Biz Osmanlı torunuyuz, bizim padişahlarımız bestekârdı, biz de naçizane dinleriz. Siz Osmanlı’yla boğuşun. Onların sizin bildiğiniz rivayetleri bilmediğini hayal edin. Daha da derine inin: Selefiler, yere göğe koyamadıkları Emevilere baksınlar, sofiler de Abbasilere… İsteyen Asr-ı Saadet’te bazı müziklerin yasaklanmadığına ilişkin rivayetleri de okuyabilir: Allah Resûlü Medine’ye gelirken Taleâl Bedru ile karşılanmıştır (*), Enceşe develeri sürerken nağmeler okurdu ve daha onlarca örnek. Özellikle İmam-ı Gazali’nin kitaplarında yer alır. Bunlar İslâm tarihinde çok konuşulmuş konulardır, yeniden hepsini ortaya dökmeye gerek yok.

Allah’ın Sevgilisi, bir hadiste buyurdu ki, “ben Kur’an’ın yasak etmediği hiçbir şeyi yasaklamadım.” Yalnız bazı tehlikelere nazaran bazı konulardan müslümanlar sakındırılmıştır. Müziğin hristiyanlardaki gibi mabede girmesine müsade edilmemiştir.

Yine büyük bir tehlike olarak Müslümanların oturak alemleri düzenlemesi, bu tür ortamlara meyletmesi kınanmıştır. Müzikle ilgili rivayetlerin yarıya yakını “şarkıcı cariyeler-rakkaseler” ile kayıtlanmıştır. Zaten de başlangıçta müzik teşvik edilemezdi, çünkü bu takdirde dinin bir rüknü olduğu sanılırdı. Ama bazı tür müziklere de müsade edilmiştir ki (yukarıda verdiğim örnekler gibi) mutlak bir müzik yasağı olduğu izlenimi doğmasın.

Başlangıçta Kur’ân dışında her şeyden Müslümanlar men edildiler. Hatta hadislerin yazılmasından bile. İslâm’ın en temel hususiyetlerinin ortaya çıkması için, Kur’ân’dan, ona imândan başka hiçbir şeye yer verilmemiştir. Fakat nasıl hadis yazılması birkaç kişiye müsaade edilmişse (mutlak bir yasak olmadığı için) bazı şeyler de zamanı gelince o sarsılmaz, tertemiz temele bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle beşerî ilim ve sanatların tümü, hatta dinî ilimler bile sonradan ortaya çıkmıştır. Başlangıçta mimarlık veya tıp teşvik edilmemiştir; ama zamanla dünyanın en gelişmiş örnekleri halinde belirmiştir.

Müzik de bir hikmettir ki, ilâhî yönleri olduğu gibi, şeytanî yönleri de pek çoktur. Onda Davut Aleyhisselâm’ın Zebur’u da (ki semavî olduğuna itikat ederiz), Metallica’nın ve Mezdeke’nin hayvanlıkları da bulunur. Bilhassa cinnî yönü olduğu, Yunanlıların da bildiği gibi müz’lerden geldiği için, bazı tarikatler (Nakşibendiler) ondan kesinlikle kaçınmışlardır. Bazı tarikatler de (Kadiriler, Mevleviler) kendi yollarında ona yer vermişlerdir.

Kısacası genel bir müzik yasağı olduğu, her türlü müziğin yasak olduğu söylenemez; şeytana hizmet eden müzikler olduğu ve sakınılması gerektiği söylenebilir.

Not: Bu konuda benimle tartışmaya girmek isteyenlerle bu tartışmaya girmeyeceğim. Gitsinler Bediüzzaman’la tartışsınlar. Çünkü onun söylediğinden (keyfiyetçe) fazlasını söylemedim.

(*) Kaynak: Beyhakî

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin